çamaşır
Belma Doğan

ÇAMAŞIR ASMA TALİMATI

 

Ayağında allı güllü şalvar. Sallanırken bir anda yere eğiliyordu. İki ucundan sıkıca tuttuğu çamaşırı bir elini sağa, bir elini sola çevirerek suyunu çıkarıyordu. Selenin içi dolmuştu, her ayağa kalktığında kalçasını şöyle bir sallıyor, çeviriyordu dönme dolap gibi. Oyun havasının sesi penceredeki pembe sardunyaları aşıp mahalleyi sarıyordu. Ocağın üstünde trenin lokomotifi gibi sarsılan çaydanlık ıslık çalmaya başlamıştı.

Kapı aralanınca dantel perdeler havaya uçtu, içeri giren Ayzek’ti. Kadın ağzının bir kenarına tutturduğu cigarasını küllüğe bastırdı. Hoş geldin Ayzek, derken kıvırta kıvırta yürüdü. Bir sağa bir sola ne kadar dans ettiler bilmiyorum. Ayşe teyze “Boyun devrilmesin Zeliha, hala bitmedi mi çamaşırlar!” diye seslenince, Ayzek’e ne yapması gerektiğini anlatmaya başladı. Ben şimdi tarlaya pamuk toplamaya gideceğim. Bunlar yıkanmış çamaşırlar, bu delikli olan kutuysa sele. Şimdi bu seleyi iki elinle tut, hadi bahçeye çıkalım.
Burası bahçeyle sarmaş dolaş bir ev. Evin kapısından çıktığında ayağını kaydırıveren renkli taşlar vardır, aman dikkat ıslak olmasın. Valla parende atarsın. Hop bir aşağısı bahçe, önce ayağının birini indir, istersen dizini karnına doğru çekip hızla zıpla. Şöyle yumuşacık, parmaklarının içine gömüldüğü, biraz da sıvaşan bir yere basacaksın. Korkma orası toprak…
Biraz yürüyünce yere paralel kıvrık, beyaz bir sicim göreceksin, bir ucu portakal ağacına diğeri duvardaki çiviye bağlı. Işte bu ip. Az önce su ile buluşturduğumuz çamaşırları tek tek al. Bir elini sağa bir elini sola, az önce oynarken göstermiştim ya, çamaşırı kuvvetlice çevirip fazla suyunu akıt. Sonra salla, salla, öne arkaya, ne kadar çok sallarsan o kadar düzelir. Şimdi bu çamaşırları ipe tek tek as. Aynı senin durduğun gibi dikey olacaklar toprakla gökyüzü arasında. Ama bir sor, nasıl tutturacaksın? Düşer mi düşer. Aha işte bunlar da mandal. Uzun ucuna basınca ağzı açılır, balık ağzı çiçeğini bilirsin, işte öyle. Elini bırakmadan çamaşıra doğru hızla getir, üzerinde bırak. Şimdi diğer ucuna da aynısını yap. Bırak kurumaya.
Gömlekleri eteklerinden, pantolonları paçalarından tuttur. Annem bir hiza asmayı öğretmişti bana. Fanilalar yanyana eteklerinden, donlar ortasından, çoraplar ayak ucundan.
Hepsi bu! Şimdi şiir gibi dizdiğin bu çamaşırlar rüzgârla dans eder durur… Bir sağa bir sola…
Haydi etekler havaya, kalçalar bir sağa bir sola…. Nasıl toplayacağını kuruyunca anlatırım.
Müziğin sesini kapatın diyen Ayşe teyze de gelir katışır oyuna…. Bir sağa bir sola….

Daha fazla Panzehir Öykü okumak için buraya tıklayınız.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir