sedef ergürbüz
Sedef Ergürbüz

ABELARD VE HELOISE

Çağları Aşan Aşk

Bir aşk düşünün;  dokuz yüzyıldır hatırlanan.
Bir aşk düşünün; “Gerçek bu. Sen olmayan her şey için ölüyüm ben” dedirtecek kadar tutkulu.
Ve bu aşkta bir kadın düşünün; “Yanımda gezdireyim mektuplarını, onları seni öptüğüm gibi öpeyim” diye yazacak kadar âşık.
Ve bu aşkta bir erkek düşünün; “Umarım öldüğünde yanıma gömülmek istersin. Toprağa karışmış kollarım uzanır, kucaklar seni” diyecek kadar aşk dolu.

eloise

Büyük Aşkın Hikâyesi

Bu büyük aşkın hikâyesi oldukça dramatik. Abélard döneminin ünlü bir filozofu ve şairiydi. Héloise  ise 12. yüzyıl ortamında ender rastlanabilecek bir kadındı. O genç kadın, henüz yirmi yaşına basmadan Latince, İbranice ve Yunanca öğrenmişti. Yalnızca üstün bir duyarlığı ve güçlü duyguları yoktu, üstelik yetenekli ve bilgiliydi.
Yanında yaşadığı dayısı Fulbert’in de onayıyla Abélard’ın öğrencisi oldu. Fulbert için yeğeninin böylesine ünlü birinden ders alması büyük onurdu. İkili aralarındaki yaklaşık yirmi yaş farka rağmen âşık oldular. Tabii bir süre sonra dayısının bu ilişkiden haberi oldu ve çok öfkelendi. Bunun üzerine Abélard, Héloise’i ailesinin yanına götürdü. Abélard dayı Fulbert’i ikna etmek için evlenmeyi kabul etti ancak kariyerine zarar gelmemesi için gizli kalması şartını koştu. Héloise, evliliğin Abélard’ın filozofluğunu olumsuz etkileyeceğini düşündüğünden evlenmeye karşı çıksa da oğulları doğunca gizlice evlendiler.
Ancak ne yazık ki evlenmeleri Fulbert’in öfkesini dindiremedi ve Abélard’ı hadım etti. Tüm şöhretini ve yaşamını yıkıma uğratan bu dramatik olay Abélard’ı derinden sarstı. O güne kadar yalnızca felsefesiyle uğraştığı dine kendini bütünüyle adamaya karar verdi ve aynı kararı vermesi için Héloise’i de zorladı. Héloise itiraz etmedi ve Argenteuil Manastırı rahibeleri arasına katıldı. Abélard ise Saint Denis rahiplerinden biri oldu. 10 yıl sonra Héloise ve arkadaşları Argenteuil Manastırı’ndan atılınca, Abelard daha önce kurduğu ve “Sığınak (Paraclete)” adını verdiği manastırını Héloise ve arkadaşlarına tahsis etti, toprağını da onlara bağışladı.

Mektuplar

Abélard’ın erkek arkadaşı Philintus’a yazdığı, aşklarına dair cümleler de içeren mektup tesadüfen Héloise’in eline geçti ve bu mektubu okuyan Héloise 1132 yılında
Abélard’a ilk mektubunu yazdı. İlk kez on yedinci yüzyılda yayımlanan 7 adet mektup bu büyük aşkı ölümsüz kıldı.
Zamanının bütün gerilimlerini barındıran bu hikâye, özellikle Abélard’ın kaleme aldığı Bir Mutsuzluk Öyküsü’nde (Historia Calamitatum) tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilir. Bu kitap Remzi Kitabevi tarafından bizlere sunuldu. 1988 tarihli eski bir baskısını, ben de sahafta bulabildim.

 Abélard ve Héloise

Şiir ve Tiyatro Oyunu

Sevgili okur, bu tutkulu âşıkları şiirleştiren (Eloise to Abelard) Alexander Pope ve bu mektupları oyunlaştıran Ronald  Duncan’a da teşekkürü borç biliyorum. Pope’un şiirinde yer alan Eternal Sunshine Of The Spotless Mind dizesinin ismini verdiği filmi çoğumuzun bildiğini sanıyorum.
Zeynep Avcı tarafından Türkçeye de kazandırılan bu eser Mitos Boyut tarafından yayımlandı. Duncan kitabın önsözünde, mektupların çevirisi ya da uyarlamasını yapmadığını, İngilizceye çevrilmiş mektupları okuyarak, sahnelenmek üzere şiir biçimindeki bu oyunu yazdığını, 7 adet mektubu 12 adede çıkardığını belirtiyor.
Oyun ülkemizde de 1996 yılında Aksanat Prodüksiyon Tiyatro’sunda sahnelenmiştir. (Yönetmen: Işıl Kasapoğlu, Başrol Oyuncuları: Tilbe Saran, Cüneyt Türel)  Tekrar sahnelense muhteşem olmaz mı sizce de?
Duncan “Bence Rönesans, Abélard’ın sırtında yükselmiştir. İnsanlar bu dönemden sonra fikir özgürlüğünü kazandılarsa, onun düşüncelerine çok şey borçluyuz.” diyecek kadar da Abélard’a hayran. Hayran olunmayacak gibi değil ki! En basit mantık kurallarının bile dinsel açıklamalara bağlanmaya çalışıldığı bir dönemde, akılla felsefeyi savunma başarısını göstermiştir Abélard.
Héloise ise, evlilik , çocuk doğurma ve seks işçiliğini eleştirel bir şekilde tartışan ilk kadın bilim insanlarından biridir. Aynı zamanda ilk ortaçağ kadın bilim insanı olarak çağdaş feminist bilim insanlarının öncülerindendir. Günümüzde bile, nasıl olursa olsun evleneyim, diyen kadınların çokluğu düşünüldüğünde -ortaçağ gibi bir dönemde- filozofluk ile evlilik bağdaşmaz, metres olmaya razıyım, diyen Héloise’i takdir etmemek imkânsız.
Abélard 21 Nisan’da 1142’de öldü. Naaşı Paraclete’e nakledildi. Héloise ise 16 Mayıs 1164’de öldü ve Abélard’ın kemikleri sonradan onun yanına yerleştirildi.
Abélard ve Héloise Paris’in ünlü Père Lachaise Mezarlığı’ndaki bir anıt mezarda 1817 yılında birbirlerine kavuştu.

Abelard’dan Héloise’e

Kalbimin gülü,
Al bu gülü eline.
Aşkın çiçeği bu.
Yapraklan hasretimle dolu.
Senin gibi incecik kokusu.
Kalbimin gülü
Al bu gülü eline.
Hemen solsa bile,
Aşkımız yaşayacak.
Bu unutulmaz aşkın gülleri açmaya devam ediyor… Solmayacak güllerle bezenmiş aşklar yaşanması dileğiyle .

Sedef Ergürbüz

 

 

KAYNAKÇA:

1.Arzu edenler aşağıdaki bağlantıdan, bu mektuplardan ilham alan Salvador Dali tablosunun da yer aldığı diğer referanslara ulaşabilirler.

https://en.wikipedia.org/wiki/H%C3%A9lo%C3%AFse#Meeting_Abelard

 

2. Senarist ve Yönetmen Cem Başeskioğlu ile Film Okumaları

İç bağlantı Hülya Duman’ın mektuplarla ilgili yazısı olabilir.

 

Yazarımızın diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Related Posts

2 thoughts on “ABELARD ve HELOISE / Sedef Ergürbüz

  1. Birsen Karaloğlu dedi ki:

    Sevgili Sedef, aydınlatıcı ve ilham verici yazınız için çok teşekkür ediyorum. Düşünce özgürlüğünün ve kadının statüsü tarihsel süreçte be denli zorlu sınavlardan geçtiğini anlatan ve yeni okumalara referans veren incelemeniz için kutluyorum arkadaşım.

    1. Sedef Ergürbüz dedi ki:

      Çok teşekkürler Birsen Abla. Her çağda zorluklardan yılmayan, aydın kadınlar var ve olacak;)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.