sedef ergürbüz
Sedef Ergürbüz

ZAMANIMIZIN BİR KAHRAMANI; LERMONTOV

“Beyler, Zamanımızın Bir Kahramanı gerçekten bir portredir ama bir tek kişinin portresi değildir; kuşağımızın gittikçe artan kötülüklerinden yaratılmış bir portredir.”

“Bana bir insanın bu kadar kötü olamayacağını söyleyeceksiniz yine; ben de diyeceğim ki, madem bir sürü trajik ve romantik haydudun varlığına inandınız, neden Peçorin gerçeğine inanmıyorsunuz? Çok daha korkutucu, çok daha çirkin öykü kahramanlarını beğendiniz, yine bir öykü kahramanı olan bu kişiyi neden benimsemiyorsunuz? Yoksa bu kişideki gerçek payı sizin istediğinizden daha mı fazla?”
Lermontov yukarıdaki cümlelere, Rus edebiyatının düzyazı türünün gelişiminde önemli bir rol oynamış olan, ilk Rus psikolojik romanı olarak kabul edilen, olgunluk dönemi ürünü Zamanımızın Bir Kahramanı’nın önsözünde yer verir.
Yazar, romanın başkahramanı Peçorin’le yapıtın adından da anlaşılacağı gibi adeta çağının kuşağını imgeleyen bir tip yaratır. İçindeki sınırsız yaratma gücüyle kültürlü ve yetenekli bir insan olan bu karakter, yaşamını bu özelliklerini kullanacağı bir ortam arayışı içinde geçirir. “Gereksiz insan” tipi olarak adlandırılan bu kahramanın öncüleri, Griboyedov’un Akıldan Bela adlı oyununda Çatski ve Puşkin’in Yevgeniy Onegin adlı koşuk romanındaki Onegin adlı kahramanlarıdır. Lermontov’un çağdaşı olan Ogarev da ilk gençliğini anımsarken Dekabrist Ayaklanma (1825) sonrasındaki dönemin düşünen aydın kuşağına ilişkin “Gereksiz İnsanın İtirafı”nı kaleme alır.
Lermontov’un da hayranı olduğu 19. yüzyıl şairi Lord Byron anti-kahramanı yaratarak kahramanları daha erişilebilir ve psikolojik açıdan karmaşık hale getirmeyi amaçladı. Bu kahramanlar zekâları, sinizmleri ve kişisel farkındalıklarıyla tanınırlar. Genellikle duygusal veya entelektüel işkence görürler.
“Ruhum mu dengesiz yüreğim mi kötü bilemiyorum. Belki de toplum ruhumu bozdu, ne bileyim.
Düşüncelerim o daldan bu dala atlıyor. Kararsız, endişeli, şüpheci kalbim yorulmak nedir bilmiyor. Birşeyle yetinmiyor. Mutluluğa alıştığım gibi acı çekmeye de çabucak alışıyorum. Bu nedenle hayat gözümde gitgide anlamsızlaşıyor.”
Ana karakter Peçorin, zevklerden bıkmış ama yine de sevip yerleşememek arasında kalmış, ilk çelişki karakterlerinden biridir. Mutluluğun kendisi için var olmadığını düşünür. O bir Byron kahramanıdır. Aslında Peçorin, Lermontov’un vurguladığı gibi kahraman olmaktan çok çağının kurbanıdır.

 

Zamanımızın Bir Kahramanı

Zamanımızın Bir Kahramanı, esas olarak Kafkas Savaşı’nda (1817-1864) görev yapan ordu subayı Peçorin’in deneyimleri ve maceraları hakkındadır. Kitabın ilk iki bölümü anonim bir kişi tarafından anlatılır ve okuyucu Maksim Maksimiç ve onun aracılığıyla Peçorin ile tanıştırılır. Son üç bölüm kendi duygu ve eylemlerinin anlatıcısı, Peçorin’in günlüğünden oluşmaktadır. Beş öykü içeren romanda, Lermontov olayların bilinçli olarak zamana uymadan akışını, farklı kişiler tarafından anlatımlarını kurgulamakla okuyucunun merakını artırır. Böylece Peçorin’in kişiliği yavaş yavaş belirginleşip çok boyutlu olarak gözler önüne serilir.
Lermontov, Maksim Maksimiç karakteriyle bir yenilik de yaratır. Rus düzyazınında ilk kez asker kökenli, sıradan insan tipi ortaya çıkar. Gerçekçi bir anlayışla çizilen karakterde herhangi bir kahramanlık, yüceltme veya abartma özelliği görülmez.
Lermontov, bir karakterin fizyonomik özellikleri hakkında okuyucunun zihninde bir tipin canlanmasını çok başarılı bir şekilde sağlar. Fizyonomi, insan yüzünün biçim ve anlatım özellikleri, yüzdeki anlam demektir. Psikolojik özelliklerle yüz özellikleri ya da vücut yapısı arasında olabilecek sistematik bağlantıların incelenmesi çalışmalarıdır. Herhangi bir görsel verilmesi mümkün olmayan edebi metinlerde, karakterin fizyonomik özellikleri hakkında verilen ilk bilgiler okuyucu için çok değerlidir.
“Kayıtsız, rahat bir yürüyüşü vardı ama kollarını sallamıyordu – içe kapanık bir kişiliğin belirtisi.” cümlesinde olduğu gibi Lermontov, kişilerin karakter tahlillerini yapmayı çok severdi.
Yetenekli bir sanatçı olan Lermontov kitabındaki desenlerin birçoğunu kendisi çizmiştir. Romanında betimlemeler ve tuvallerin görsel imgeleri, aşağıdaki alıntıda gördüğümüz gibi eşleştirilir.
“Bana sık yeşillerle donanmış, güney güneşiyle aydınlanmış dağları, mavi gökyüzünü ya da kayadan akan suyun şırıltısını unutturacak bir kadın bakışı yoktur.”

lermontov

Ingmar Bergman ve Lermontov

Ingmar Bergman bu kitap sayesinde özüyle personasının kavgasını bitirebildi ve “Persona” filmini çekti.
Persona, Antik Yunan tiyatrosunda oyuncuların yüzlerine taktıkları maskelerdir. Çocuk karakterler konuşmadığından onların personasının ağzı kapalıdır. Oyuncular tamamen bedenleri ve sesleriyle oynarlar.  Jung’un dört arketipinden biri de Personadır. Bireyin dış dünyada kabul görmek için taktığı, bir nevi maskedir.
Bergman, bu fikirlerden yola çıkarak kendi ile barışı sağlamış. Bu yolculukta en çok Lermontov’un Zamanımızın Bir kahramanı kitabından etkilendiğinden dem vurmuştur.
Gerçekte hissettiklerimiz çok farklı olduğu halde insanlara karşı başka bir yüz takınırız. Uzlaşma açısından bunda hiçbir kötülük yok. Sorun taktığımız maskeyi kendimiz zannetmeye başladığımızda, yani ruhumuzun yerini aldığında ortaya çıkıyor.

Varoluşçuluğun İlk Tohumları

İlk varoluşçu filozof olarak kabul edilen Kierkegaard Baştan Çıkaranın Günlüğü’nü, Zamanımızın Bir Kahramanı yayınlandıktan sonra yazdı, ancak Johannes tutkuları, planları, eylemleri, şiddeti ve kanunsuzluk duygusuyla Pechorin’e çok benziyor. Her ikisi de yaptıklarının etik ve ahlaki yönünü düşünmeden hayatın tadını doyasıya çıkarmak isterler.
Pechorin kendine soruyor:
‘Neden yaşadım? Ne amaçla doğdum? Bir amaç olmalı ve kesinlikle benimki yüce bir kaderdi, çünkü ruhumda ölçülemez güçler olduğunu hissediyorum.’
Lermontov bu varoluşçu duygu ve düşünceleri bu kadar net bir şekilde ifade etmeyi başaran ilk kişiydi.
Johannes gibi Pechorin de boş yere arar ve bu nedenle melankoliye ve umutsuzluğa teslim olur. Kierkegaard insan ruhunun bu durumunu varoluşsal olarak adlandırdı. Lermontov için yaşam dayanılmazdır, ancak ölüm ürkütücüdür ve Kierkegaard’ın dediği gibi “herkes ölümle tek başına yüzleşir”. Bu, hayatta varoluşsal bir nokta ve onu yorumlama girişimidir. Rus edebiyatında bu hisler, duygular ve fikirler hakkında ilk yazan Dostoyevski değil Lermontov’dur.
Kaynakça:
Zamanımızın Bir Kahramanı – Mihail Lermontov – Can Yayınları
Senarist ve Yönetmen Cem Başeskioğlu İle Film Okumaları
Mikhail Lermontov’un Zamanımızın Bir Kahramanı ve Joseph Conrad’in Nostromo’sunda Varoluşçu Kahramanın Habercileri
M. YU. Lermontov’un Roman Sanatı – Nihal Erturan

Byronic kahramanin özellikleri için buraya tıklayabilirsiniz.

Yabancı kaynaklar için buraya tıklayabilirsiniz.

Yazarımızın daha önceki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazımızı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Related Posts

4 thoughts on “ZAMANIMIZIN BİR KAHRAMANI; LERMONTOV / Sedef Ergürbüz

  1. Değerli Sedef Hanım,
    Yazınızı zevkle okudum ve bana yeni okuma evrenleri açtığınız için de yazıdan çok yararlandım. Kaleminize sağlık…

    1. Sedef Ergürbüz dedi ki:

      Teşekkür ederim Berna Hanım. Lermontov malesef pek bilinmiyor. Ne mutlu bana ki yazı sizde böyle etkiler bırakmış.

  2. Birsen Karaloglu dedi ki:

    Sedefcim, az bilineni tanıtma seçiminiz bizler için çok yararlı oldu. Son cümleniz olan “Rus edebiyatında bu hisler, duygular ve fikirler hakkında ilk yazan Dostoyevski değil Lermontov’dur.” bana yepyeni bir okuma izleği sundu. Lermontov’u tanıtan ilk yazınızı okuduğumda dağarcığımdaki bu önemli eksiklik nedeniyle hayıflanmıştım. Popüler yazından tamamen vazgeçip, edebiyatın kurucularıyla mı yetinsem bir türlü kesin karara ulaşamadım. Lütfen kolaycı okur olan benim gibiler yeni ve zor yollar göstermeye devam edin güzel arkadaşım. Değerli çabanız için teşekkür ediyor, gönlünüze sağlık diyorum.

    1. Sedef Ergürbüz dedi ki:

      Teşekkürler Birsen Hanım. Çok memnun oldum böyle düşünmenize. Az bilinen ancak edebiyatta önemli mihenk taşlarından olan yazarlar, şairleri elimden geldiğimce tanıtmaya devam edeceğim.

      Sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.