Kudusun-Kapisinda-Kelimeler
Öznur Özkaya

BİR DEFASINDA CENNETTE UYANDIK

Bir parça çikolatanın hazine değerinde olduğu dönemdir çocukluk. İstediğin kadar şımarmak; tüm güzelliğiyle hayatı izlemek, her şeyi yapabileceğini hissetmek, sürekli büyümeyi istemek, yarınlardan korkmak değil yarınları merak etmektir. En büyük korkunun bisikletin çalınma olasılığı, en hüzünlü saatlerin pazar akşamları, en umutsuz zamanların topun patladığı an, en büyük problemin dizlerdeki yara olduğu yıllardır. Ya da böyle olmalıdır.

Filistin’de ise çocuklar, İsrail işgalinin beraberinde getirdiği günlük zorluklar ve tarihsel mücadelelerin ortaya koyduğu bilinmezlik tarafından sarmalanan hayat şartlarıyla yaşıyor. Bu eklektik durum Filistinli çocukların hayatlarının her alanını etkiliyor.
İşgal altında yaşayan çocuklar ciddi temel hak ihlalleriyle karşı karşıya kalıyor. On yıllardır süren İsrail işgali bu çocukları eğitim alma, güvenli barınma ve sağlık hizmetlerine erişim gibi temel insani haklarından mahrum bırakarak yaşam haklarını da ellerinden alıyor. Her yıl yaklaşık 500 ila 700 Filistinli çocuk gözaltına alınıyor ve İsrail askeri mahkeme sisteminde yargılanıyor. Çocukların fiziksel şiddete maruz kaldığı, günlerce hücre hapsinde tutuldukları, uzun süre su, yemek, tuvalete erişim imkanı tanınmadığı belirtiliyor. Gazze’de ölenlerin sayısı gün be gün artıyor ve çoğu savunmasız çocuklar olarak kayda geçiyor. Ve dahası kayıplar doğru biçimde belgelenmiyor.
Jumana ve Tamer bir İsrail füzesi yüzünden öldü. Daha dört yaşında bile değillerdi. Iyad, başka bir İsrail füzesi evine düştüğünde öldü. Bir yaşındaydı. Al Dalu ailesinin 10 ferdi, İsrail’in hava saldırısında, yataklarında uyurken öldürüldü. Sara 7 yaşındaydı, Jamal 6, Yusef 4 ve İbrahim 2 yaşındaydı. Sınırlar kapalı, kıyılar kuşatılmış, tüneller harap vaziyetteyken kaçamazlardı. Ne okullara, ne hastanelere, ne ibadethanelere sığınamazlardı, çünkü güvenli yer diye bir şey kalmamıştı. Onların da isimleri vardı. Onların da oyuncakları, sıcak yatakları, yumuşak yastıkları vardı. Onlar da uykularında ağladıklarında anne babaları gidip onlara bakardı.
Ayrıntı Yayınları etiketiyle raflarda yerini alan Filistinli şair Necvan Derviş’in seçme şiirlerini okuyorum günlerdir. Çağdaş Arapça şiirin günümüzdeki önemli temsilcilerinden olan Necvan Derviş; adaletsiz ve orantısız şiddetin kuşattığı bireyin öfkesini ve biçareliğini şiirine odaklayarak umut dolu bir mücadele atmosferi yaratıyor. Yerleşimci sömürgecilik tarafından evi, toprağı, bağı – bahçesi, çocukluğu, tarihi talan edilen birinin umut etmeyi sürdürmesi zordur. “Bin dokuz yüz otuzlarda / Kurbanlarını gaz odalarına koymak gelmişti / Nazilerin aklına / Bugünün Nazileri daha profesyonel: / Gaz odalarını koyuyorlar kurbanlarının içine.” diyerek Filistin meselesi üstüne tek satır okumamış birini bile derinden sarsabiliyor.
“Bir defasında cennette uyandık.” diye başlasa da bir şiirine çaresiz bir edayla, “Haysiyetli adamlar İsrail’in Sesi’ni dinliyorlar oturup salonda. / Ve saygın kadınlar tebbule hazırlıyorlar / ve fikir yürütüyorlar umumi onurumuz / defnedildikten sonra / geleceğin nasıl olacağı hakkında.” diyerek öfkesini kusuyor başka bir şiirinde, umudunu perçinleyip ekliyor: “Endişe etmeyin, bunların hepsi uydurma.” Ve “Uyuyan bir çocukla / Katledilen bir çocuğu ayırt edemeyenlerin hafızasından” geçerken ağlayan bir çocuğun gözyaşından hepimizin sorumlu olduğunu anımsatıyor.
Pamuk şeker, renkli misketler, iş dönüşü hediye edilen gofretlerdir çocukluk. Aldığın yaraların nerede ne sebeple oluştuğunu sorgulamamak, hatırlamamak, hatta önemsememektir.
Dizinde kabuğunu soyduğun yaraların hangi gün, hangi düşüşle ve hangi darbeyle oraya yerleştiğini düşünmemek, bunun için kafa yormamak, üzülmemektir. Dört yaşındaki bir çocuk resim çizmesi istendiğinde gökkuşağı ve kediler yerine kan yağdıran bulutlar ve yüzleri parçalanmış cesetler çiziyorsa onu nasıl teselli edebiliriz?
Yine de çocuklar metanetlidir. Düştüklerinde yetişkinlerden daha çabuk kalkabilirler, koşmayı bize nazaran daha çok severler, bir anda sevinebilir ve gülebilirler. Umudu olmayan bir Filistinli nesil yaratmak amaçlansa da, özgür bir ülkenin resmini çizebilirler. Ya da duvarları yıkabilir, tel örgüleri sökebilirler. Bunları yapabilmeleri için yaşamalarını sağlamak yetişkinlerin görevi pek tabii. Böylece yıllar sonra onlar da gökkuşağı çizebilir, kedileri resmedebilir, yeniden cennette uyanabilirler.
Künye:

– Seçilmiş Şiirler – Kudüs’ün Kapısında Kelimeler, Necvan Derviş, Çev: Mehmet Hakkı Suçin, Ayrıntı Yayınları, 2023.

 

 

Diğer analiz yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir