Night landscape at river with full moon and starry sky.
Oresay Özgür Doğan

AYNI KARANLIĞIN İÇİNDE

AYNI KARANLIĞIN İÇİNDE

Taşa ve ipe…

Et parçalarına numara veriyorum,

kalabalığın tebeşiriyle.

Avlu insanları havlıyor sevinçler üzerine.

Kabartma Leke

Tırmanıyorum biçilmiş kayracı rolüme,

seyredeceğim sükûnet fuayesi kafesimi.

Yakışmış desinler kış ağacı erdemli rakımına.

Açık Tabut

Totemlerle çekiliyorum dalınç odama.

Aynayı süslüyor bir kuzgunun boğulma töreni.

Hep yeniden yazacağım defin raporunu.

Bulutlardan aşağıya inerken

heybetli düğümlerin burgacıyla…

Sarkacın Rahlesinde Manik Yama

Rüyalar adıyorum lezyon fısıltılarıyla,

gizemini arayan uykusuzluğuma.

Ulaşmalıyım dans eden yangınlarla,

bir hüzün halinde

beni bekleyen o yalanlar gösterisine,

gökyüzü renginde tatlı aksanımla.

Çıkıp içimden sesleneceğim,

ey kıymıklar ey çakıl taşları ey yollar,

hangi aşk hangi hüner kalmış ki geriye,

söndürür kanını kaynatan ateşi ateşlerle.

Uç Noktaları Birleştirince

Bir taşkın beliriyor aynı karanlığın içinde,

soylu çöküntülerin yakınmalarından.

Sürüklüyor bilinçlere uzağın ve yakının saflığını…

 

 

 

Daha fazla Panzehir Şiire buradan ulaşabilirsiniz.

Dergimizin diğer yazılarına  buradan ulaşabilirsiniz.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir