10-5-2013 0-33-33_034oyk
Özlem Y. Uçak

YA BİR YÜZ YIL DAHA

Nasıl çizsem… Resmin kötü, unuttun mu? Yazsak olmuyor mu, okuma yazması yok mu? Neyse eğleniyoruz işte. Sen ne çizdin? Ben biliyorum ne istediğini; indigo kırmızısı araba… Gerçekten inanıyor musun olacağına? Keşke. Ben yapmayayım ne olursun. Korkuyorum…

Komik değil mi? Bu kadar kolay olsaydı. Ne bileyim… Yılda bir gece. Yılda bir gün. Gerçekten Sena. Olursa çok sevinirim senin adına. Olmayacağını bile bile heyecanlanmak ne güzel. Ama ya inanırsak; olacağını beklerken diğer şeyleri kaçırırsak, kaybedersek elimizdekileri ve olmazsa… Söyleme hiç bir şey.
Büyücü olsak ya da her iyi insanın kendisi için bir sihri olsa; herkes iyi hayat yaşar, olması gerektiği kadar iyi, daha fazlasına ihtiyacı yok. Huzur ile iki yüz üç yüz yaşına kadar yaşardık herhalde. Huzur zorunlu, mutsuzluk yasak olsa düşünsene Sena,  üç yüz yıl yaşarsak o zaman ellide kadınlık ölmez, yüzde belki de yüz ellide. Sen üç çocuk istiyordun, onar çocuk yaparız.
Hayâl meyal anımsıyorum. Hafif bir tüy okşuyor kulaklarımı, çocukluğumu ve çocukluk umutlarımı hatırladığımda. Yüz yıl öncesinde kaldı. Sonra rüyadan birden uyanır gibi kayboluyor her şey. Ne çocukluk kalıyor, ne gençlik. O günlere dair her şey, herkes gitti.    
Menopoza girmekten şimdi korkuyoruz, yani ölmekten, kadınlığın ölmesinden çok korkuyoruz. İçimin erimesinden, kararıp mor mor dökülmesinden. Elma gibi çürüyoruz hızla. Düşünsene! Üç yüz yıl. Yaşa yaşa bitmez. Daha çok arkadaş, komşu, aşk, yer, belki de ülkeler, bir sürü şehirler. Uzun yaşayacağını bilince insan telaşsız olur, sakin. Bir düşün Sena, yüz elli yıl genç bir kadın olarak yaşadığını.
Sonrasında yüz elli yıl telaşsız bir yaşam. Bükmekten hantallaşmış bacaklarıma aldırmadan merdivenlerden usul usul iniyorum.  Güneş gözlüklerimi almadım. Gözlerim kamaştı, çökmüş göz kapaklarımın altında. Kırışmış dudağımın kenarında hafiften bir kıpırtı. Teo beni böyle görseydi ne yapardı? İkimiz de gençtik o gittiğinde. O öyle genç kaldı. Yalnız başımayım şimdi. Uzun yaşama laneti ile sihirlendim.
Sabahın bu kör saatinde apartmanın cam kapısı ilk kez açılıyor. Sağa baktım. İndigo kırmızısı arabam orada duruyor. Başka bir şeyler daha çizseydik o zaman keşke, Sena. Yanımızda insanlar çizseydik. Defalarca söyledim ona; sokma aklıma, sen ne çiziyorsan ne yazıyorsan yaz göm, gül ağacına mı denize mi nereyeyse.
Karar verilemeyip yarım bırakılmış, çok yorgun, eğreti bir yampirilik var sırtımda. Uzun yaşamakla ilgili gençken çizdiğimiz o gerçeküstü ve komik şeylerden sonra inandım. Ya bir yüz yıl daha yaşarsam! Korkuyorum gerçek olmasından. Tek bir şey istiyorum artık. Ölü beden çizip koyuyorum gül ağacının yanına.

Daha fazla Panzehir Öykü okumak için buraya tıklayınız.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir