Bugün 25 Aralık. Büyük ustanın aramızdan ayrıldığı gün.

Sinemaya sanatsal ve sektörel anlamda yaptıgı büyük katkıların yanısıra benim duygu dünyamda bıraktığı derin izleri de inkar edemem. Filmini ilk seyrettiğimde çocuktum. Nefesimi tuttuğumu ve hiç gülmediğimi anımsıyorum. Büyülenmiştim. Sevgili Şarlo…

İkinci karşılaşmamız üniversite yıllarında oldu. Sinema dersinde Şarlo’lu haftalar beni bekliyordu. Derste Şarlo, kantinde Şarlo, yolda Şarlo. Gözetmene sınav kağıdımı verdim ve onunla vedalaştım, üzülerek. Sevgili Şarlo…

Son karşılaşmamızı yazmadan önce onu 1977 Vevey’de ve ailesi ile birlikte geçirdiği son Noel kutlamasına getiren mücadelesine değinmek isterim.

Charles Chaplin, 16 Nisan 1889`da Londra’da Charles Chaplin Sr. ve Hannah Harriet Chaplin’in oğlu olarak doğdu. Baba ingiliz müzik salonlarında şarkıcı, anne dansçı ve şarkıcıydı. Charles’ın doğumundan kısa bir süre sonra ayrıldılar. Charles ve dört yaşındaki büyük üvey kardeşi Sydney zihinsel sorunlar nedeniyle artık 1896’dan itibaren mesleğini sürdüremeyen anneleriyle büyüdü. Chaplin Sr. düzenli olarak çocuk nafakasından kaçarken, aile büyük bir yoksulluk içinde yaşadı ve defalarca Londra’nın yoksul evlerine sığınmak zorunda kaldı. Chaplin, 1894 yılında bir vokal performansıyla ilk kez seyirci önünde performans sergileme şansını yakaladı. Dokuz yaşında babasının tavsiyesi üzerine “The Eight Lancashire Lads” adlı müzik salonunda işe alındı. Babası 1901’de alkol bağımlılığı nedeniyle öldüğünde, iki yetim Chaplin ve Sydney’in veli olarak yalnızca anneleri vardı. Charles Dickens’ın betimlediği çocukların kaderine benzer şekilde, Charlie Chaplin kendi kaderine doğru yol alıyordu. Chaplin neredeyse tamamen kendi başınaydı. Altı yaşında üvey erkek kardeşiyle birlikte ilk kez bir yetimhaneye kondu ve daha sonra sokaklarda dolaşarak en düşük sosyal sınıfı tanımaya başladı ve dikkatle gözlemledi. 13 yaşında okulu sonsuza dek bıraktı. Çocukluğu yoksulluk içinde geçen Charlie Chaplin gazete satmak, cam üflemek, oyuncak yapmak, matbaacılık dahil bir çok işte çalıştı.

Lancashire Lads ile olan ilişkisi sona erdikten sonra Chaplin, Londra sahnelerinde yer buldu. 1903 yazında ilk büyük rolünü oynadı. Bunu, William Gillette tarafından yazılan Sherlock Holmes’un sahne versiyonundaki “Ayakçı Billy” rolü izledi. Bu yapım büyük bir başarıydı. Chaplin, 1906’da bu oyunla toplam dört kez turneye çıktı. Sydney Chaplin de toplulukta çalıştı, ancak Fred Karno ile sözleşme imzalandığında tiyatro şirketinden tekrar ayrıldı. Charles kardeşini takip etti ve 1908’de Karno ile iki yıllık bir sözleşme imzaladı.

Chaplin 1913’te gittiği ABD’de sinemaya başladı. 1914’teki ilk filmi “Making a Living”in ardından çekilen “Kid Auto Races in Venice” filminde bol pantolonlu, melon şapkalı, büyük ayakkabılı, sürekli bastonunu çeviren ve sakar hareketleri ile gülünç mizansenler oluşturan “Şarlo” tiplemesini yarattı. Takip eden yıllar içinde aralarında 1917 yapımlı “The Immigrant” ve “The Adventurer” gibi filmlerinin de bulunduğu altmıştan fazla kısa filmde oynayarak yeni gelişmekte olan sinemanın da etkisiyle dünya çapında görülmemiş bir üne kavuştu. 1918 yılında çektiği “A Dog’s Life” filmi ile uzun metrajlı filmlere de başlayan Chaplin, “United Artists” film şirketinin ortağı olduktan sonra “Altına Hücum”, “Şehir Işıkları”, “Büyük Diktatör”,  “Asri Zamanlar”, “Sirk” ve “Sahne Işıkları” gibi başyapıtlara imza attı.

Filmlerinde dönem koşullarının sınırlarını zorlamış, o günün teknolojik olanaklarını ile kareyi tam karartmadan yumuşak geçişler yapmayı başarmıştır. Komedi sinemasının anlatım biçemine sadık kalmakla birlikte, heyecanın ve hareketin asgari düzeye çekildiği sahnelerde dramatik yapıyı sergileyebilmiştir.

Chaplin’in Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığını kabul etmeyişi ve filmlerinde sistemi eleştiren öğelere yer vermesi, fırtınalı ve sansasyonlara dolu özel yaşamı derken ABD’ye girmesi yasaklandı. Modern palyaço için bambaşka bir dünyanın kapıları aralandı.

Üçüncü kez karşılaştığımda Leman gölü yakınlarında gezideydim. Chaplin’s World, Montrö arası oniki dakika. Gitmemek Şarlo’ya nankörlük. Otuz yıl geçmiş aradan, eski dosta kavuşmak gibi. Size bu olağanüstü müzeyi anlatmayacağım. Büyü bozulmasın. Benim gibi yolunuz düşebilir veya özellikle gidebilirsiniz. Bilmenizi isterim ki birkaç özel eşyadan, fotoğraf ve maketlerden çok daha fazlası bekliyor. Tanıklık etmiyor o dünyanın içinde yaşıyorsunuz. Müzenin içinde Şarlo, dışında Chaplin’in evi ve bahçesi var. Kendisi bahçedeki banktan az önce kalkmış, tepeden aşağı inmiş olmalı.

İki kez Oscar aldı. 1972 yılında Oscar özel ödülünü almak için ABD’ye gitti. İkinci Oscar “Sahne Işıkları” filmine geldi. Cam üfleyen çocuktan İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth’in şövalye ünvanını verdiği adama doğru bir yolculuk.

Sevgili Şarlo…

Biliyorum bize uzaktan bakıyorsun. Gülüyor musun?

Modern zamanların palyaçosu, sahne ışıklarında devleşen sanatına, emeğine saygıyla…

 

                                                                                                                                    Işık Sema Ergürbüz

25.12.2020/ Bodensee

2 thoughts on “SEVGİLİ ŞARLO / Işık Sema Ergürbüz

  1. Güler dedi ki:

    Müthiş bir akıcılık var yazında, sevdim bunu
    Bunun devamını getirelim müzeyi tekrar ziyaret edince Sema’cığım

    1. Sema Arslan dedi ki:

      Teşekkür ederim Gülerciğim. Umarım planlarımızdaki gezileri yapabilir ve senin kaleminden Panzehir Dergi ‘de okuruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir