“Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.“

Mustafa Kemal Atatürk

HEYKEL VE KARINCA/  Işık Sema Ergürbüz

Michelangelo İtalyan Rönesansı’nın en büyük sanatçılarından. Ressam, mimar ve heykeltıraş.

İsviçreli tarihçi Burckhardt´ın “Rönesans insanın yeniden keşfedilmesidir.” sözleriyle tanımladığı bu dönem, Avrupa’nın reformasyon dönemine kadar sürmüştür.  Engizisyon Mahkemeleri’nin değersizleştirdiği  ortaçağ insanının yeniden doğuşudur.

15 – 16. yüzyıl İtalya’sında Antik Yunan eserleri yeniden ele alınmıştır. Rönesans, bu eserler bazında da yeniden doğuşu simgeler.

Rönesans döneminde insan yaşamı  üzerine yoğunlaşıldı. Matbaanın bulunmasıyla bilginin geniş kitlelerle paylaşımı arttı ve radikal değişimler yaşandı. O dönemi şekillendiren en önemli şehir kuşkusuz Floransa’ydı. Şehir sadece politik olarak en parlak dönemine ulaşmadı, kültür açısından da inanılmaz bir yükselişe geçti. Ressam Giotto, baskın Bizans sanat akımından koparak Rönesans’ı hazırladı, yazarlar Dante ve Boccaccio eserlerini Latince yerine Floransa lehçesiyle yazarak İtalyan dilini kurdu.

Michelangelo Buonarroti, 6 Mart 1475’te, Toskana bölgesinde, Caprese’de doğar. Babasının yerel yönetimde  olduğu bu kasabadan onun doğumundan birkaç hafta sonra taşındılar. Floransa’ya gidişleri hayatındaki ilk dönüm noktasıdır. Annesi öldüğünde altı yaşında olan Michelangelo on üç yaşına kadar tüm zamanını ve enerjisini mermer yontmaya verdi. Bakıcısının mermer işçisi kocasından işin tüm inceliklerini öğrendi. 1488’de ressam Domenico Ghirlandaio’nun yanında çıraklık yapmaya başladı. Daha sonra Floransa’da sanatın önde gelen hamisi Lorenzo de Medici’nin sarayında yaşadı. “Muhteşem Lorenzo“ şehrin İtalyan Rönesansı dönemindeki fiili hükümdarıydı. Lorenzo’nun eşi Clarice Orsini’den olan ikinci çocuğu Papa X. Leo, sekiz sene papalık görevinde bulunmuştur. Diplomat ve siyasetçi olmakla kalmayıp sanatçı, şair ve bilim adamlarına maddi yardımda bulundu. Floransa’da bir heykel bahçesi meydana getirdi. Yaşamı süresince Floransa altın çağını yaşadı. Ölümünden sonra barış ve refah dönemi sona erdi ve 400 yıl sürecek işgal dönemi başladı.

Devrimci sanatçıları tamamen özgür bırakan ve böylece yeni bir sanat çağına, Rönesans’a zemin hazırlayan Medici Ailesi sadece tüccar ve politikacı olarak değil, aynı zamanda sanatçıların hamileri olarak da ünlü. 300 yıl şehrin kaderini belirlediler ve en başından beri şehirde sanatı ve mimariyi teşvik ettiler. Michelangelo, Leonardo da Vinci veya Botticelli gibi ünlü şahsiyetler Floransa’da rahatsız edilmeden yaşayıp sanatlarına yoğunlaşabildiler.

Babası gibi gördüğü Medici öldükten sonra Michelangelo Bolonya’ya ve daha sonra 1496’da Roma’ya gitti. Hz.İsa´nın ölü bedenini Meryem Ana’nın kucağında tasvir eden ünlü San Petra Pieta’sı bu dönemde yapıldı. Üzerine adını yazdığı tek eseridir. Hz. Meryem’in kuşağına attığı imzada bulunan daire içindeki  C harfini “Telif Hakları „ logosunda görebilirsiniz.

Floransa’ya ünlenerek dönen genç heykeltraş, burada üç yıl boyunca gece gündüz çalışarak “Davut” heykelini yaptı.

Yeni Papa X. Leo , daha sonra Michelangelo’yu Floransa’daki San Lorenzo Bazilikası’nın cephesini yeniden inşa etmesi için görevlendirdi. Michelangelo’nun mimari eserlerinin başlangıcı olarak kayda geçen San Lorenzo Bazilikası Rönesans mimarisinin gelişmesinde mihenk taşı olarak nitelendirilir. Brunelleschi’nin yönetimi altında inşa edilen yapı tamamen onun dizaynı değildir.

1505 yılında, Papa II. Julius, Michelangelo’yu Roma’ya geri çağırır ve onu anıt mezar  tasarlaması için görevlendirir. Julius ve Michelangelo arasındaki fikir ayrılıkları ve diğer talepler nedeniyle, Michelangelo mezar için bir Musa heykeli yapmasına rağmen proje hiçbir zaman tamamlanamaz.

Medici Anıt Mezarı’nı 1534’te tamamladıktan sonra Michelangelo, Sistine Şapeli’nin sunak duvarına ‘Son Yargı’ resmini yapmakla görevlendirildiği Roma’ya döndü. Gönlü ve aklı heykelde olan sanatçı istemeyerek de olsa freskleri yaptı. Bu eseriyle Michelangelo, İtalya’nın yaşayan en büyük sanatçısı olarak kabul edildi. 1546’dan itibaren, özellikle  Aziz Petrus Kilisesi’nde, mimar olarak  daha aktif hale geldi. 18 Şubat 1564’te Roma’da öldü.

Son dönem heykellerinde tamamlanmamışlık duygusu ve insandaki güzellik yerine öne geçen simgesel bir ıstırap  hakimdir. Çocukluğunda oyuncakları çekiç, keski ve taşçı kalemleri olan  Michelangelo  sorulan bir soruya şu yanıtı verir:

“Onlar zaten orada mermerin içindeler. Ben sadece üzerlerindeki fazlalığı alıyorum.“

Işık taşının ruhunu insanlara yansıtmayı başaran üstadın bu sözünün anlamını kavrayabilmek için Floransa Akademi Galerisi’nde sergilenen ve Davut’un Golyat’a saldırma anını betimleyen şaheserini dünya gözüyle görmenizi öneririm. Gerçi koruma amaçlı, dar bir alana yerleştirilmiş olan heykelin tamamına (5,17 m) vakıf olmanız pek olası değil ama sadece ayaklarına yakından bakabilmiş olmamın bile aklıma zarar verdiğini söyleyebilirim. Yazıya attığım başlığın konu ile ilgisi ne? Hiçbir ilgisi yok. Sadece Davut tasvirinin ayak ucunda duruyorken yerde bir karınca gördüm…

Işık Sema Ergürbüz

6 Mart 2021

One thought on “HEYKEL VE KARINCA- Michelangelo/ Işık Sema Ergürbüz

  1. Birsel Aygün dedi ki:

    Sayın Işık Sema Ergürbüz,bu bilgilendirici yazınız için çok teşekkür ederiz.Heykeli görme isteği uyanırdınız.Emeginize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir