Yaprak Fırtınası

“Bu idare eder ama Don Kişot’tan daha çok okunacak bir şey yazacağım ben” demiştir Marquez, romanın ilk okumalarını arkadaşıyla beraber yaparlarken. Büyülü gerçekçilik akımının en önemli temsilcisinin yirmi altı yaşında iken yazdığı Yaprak Fırtınası’nın basılması yedi yıl sürmüştür. Marquez, olumlu cevap alacağına neredeyse kesin gözüyle bakarken, ömrünün belki de en büyük hayal kırıklığını yaşamıştır. Buenos Aires’teki editörler grubu ve ünlü bir İspanyol eleştirmen pek nazik olmayan bir dille, romancılıkta bir geleceğinin olmadığını bildiren bir mektupla reddetmişlerdir talebini. Yıllar sonra adı sanı duyulmamış bir matbaada basılacaktır bu ilk roman.

Romanda; Albay, kızı ve torununun kasabalılarca nefret edilen ve tıpkı Sophokles’in Antigone eserinde olduğu gibi cenazesinin kaldırılması reddedilen, kokuşarak ölmesi beklenen  doktorun evinde geçirdikleri yarım saatlik zaman dilimi, yirmi beş yıllık geri dönüşlerle anlatılır. Albay doktora geçmişte verdiği sözü tutmak istediği için kasabalıların karşı çıkmasına rağmen cenazeyi kaldırmaya gelmiştir doktorun evine, yanına kızını ve torununu alarak. Doktora olan nefretin nedeni kitapta çok net değil. Burada yazar belki düşmanlık, iyilik kötülük üzerinde okurun düşünmesini istiyor. Yazım tekniği olarak Faulkner’in Döşeğimde Ölürken romanındaki gibi, karakterlerin bakış açısından ayrı ayrı anlatım tercih edilmiş. Farklı yaş dilimlerindeki bu üç karakterin bakışı anlatıma zenginlik katmış.

Romanın mekanı olan muz şirketlerinin sömürüsünün kötü etkileri altındaki Macondo kasabası, daha sonra yazarın pek çok eserinde kullanılacaktır. Marquez’in geçmişine baktığımızda on bir yaşına kadar büyükbabası ve büyükannesi ile beraber Aracataca’da yaşamış olduğunu; bu kasabanın ve anılarının eserlerinde önemli yer tuttuğunu görürüz. Yıllar sonra kasabaya geri dönüp ziyaret etmesi hayatında önemli bir dönemi işaret eder. İlk romanı Yaprak Fırtınası’nın doğumunu ve edebiyatı kendine meslek olarak belirlemesinin sebebini bu ziyarete bağladığı için otobiyografisi olan Anlatmak İçin Yaşamak’ta hayatını anlatmaya doğumuyla değil de bu olayla başlar.

Yazarın yaşam öyküsü en az romanları kadar ilgi çekicidir. Hakkında pek çok kitaptan biri olan, Gerald Martin’in on yedi yıl boyunca, üç yüzden fazla kişiyle röportaj yaparak ortaya çıkardığı biyografi iyi bir üslupla yazılmış, okuması zevkli bir eserdir. (İş Bankası Yayınları, Çeviren: Zeynep Alpar). Biyografisini okurken yazarın yaşamının eserlerine etkisini açıkça görürüz. Latin Amerika’da Gabo adıyla bilinen Marquez’in özellikle çocukluk ve gençlik yılları büyük zorluklar içinde geçmiştir. Kötü geçen çocukluk iyi kitaplar yazdırır diye bir söz duyduğumu hatırlıyorum. Belki doğruluk payı vardır bilemem ama Pınar Öğünç’ün Ağrı Eşiği öyküsündeki tespit hoşuma gider: “Çocukluk güzel, ama “güzel çocukluk” bugüne katlanmak için yaratılmış bir kuruluş efsanesi, öyle gelir hep bana.” Bana da öyle gelir. Yazarın bir çocukluk anısıyla bitirelim yazımızı. “Her köşede ölüler ve anılar vardı, akşamın altısından sonra etrafta dolaşamazdınız. Beni bir köşeye oturturlar, oradan kımıldayamazdım, aynı Yaprak Fırtınası’ndaki oğlan gibi.”

Yaprak Fırtınası, Gabriel Garcia Marquez, Çeviri: İnci Kut, Can Yayınları 25. Baskı

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.