ŞİİRİN CİNLİ KEDİSİ I

 

Kedi dediğim canlı, cin akıllı sevimli ve nabız şerbetçisi acayip bir yaratık. Diyorum ki: Anında gerçeği tersyüz ederek dokusu zengin ilginç şeyler söyleyebilir. Düşsel boşluklar kopyalayarak, düşünce yürütüp alkışlanabilir şiirsel acılar çekebilir.

 

Şiirsel bilinç ve belleğe, dili baygın hevesli duygular tartabilir. Yeri geldiğinde eleştiri sözlüğü ile eleştirmen rolüne soyunarak şiiri ve özneyi anlamdan anlama uçurabilir. Ballı kaymaklı övgülerin gölgesinde çay demleyip, lirik mayalandırılmış puf puf şiirsel sempati pişirebilir.

 

Kedi dediğim canlı, geçmiş zaman ödülleri anmasıyla terbiye edilmiş paragrafların içinde beğeni biriktirerek ters takla atabilir. Yokluğun yakın sularında yıkanıp tepeden tırnağa şair parlatarak şiirsel varyasyonlara çekim alanları oluşturabilir.

 

Kedi işte, kendi ifadesiyle, elinde imgenin meşalesiyle ölümcül karanlıktan ayrışmış bir düş yapıcı avare, hep şiirsel iyiliklerin ve yaramazlıkların peşinde…

 

Neyse devam edelim!

***

 

Beyefendi size bir şey söyleyebilir miyim, dedi. |Resmiyetini yesinler.| Buyurun, söyleyin, dedim. Biliyorsunuz ben de son ünlü kuşaktan sayılırım, bu şiirsellik yürüyüşümde, duruşumda, kalabalığımda, sessizliğimde, örselenmişliğimde, yeme içmem de bile var. Ayrıca birbirimizi abartarak bir koruma kalkanı bile oluşturabiliriz. Gayriihtiyari güldüm. Zaten sen de böyle gururla ayrışmış şiirsel inceliklere yakışırsın, dedim. Sevgili büyüğüm, şükranlarımı sunarım. Gülmenize bile şiir yazılır vallahi, dedi. Küstü mü ne? Ama hayat böyledir bazen!

***

 

Bazı vitaminlerden bir karışım yapıp şampuanına katarak bıyıklarını yıkadım. Neşesi yerine geldi. Kurulanırken, seneye yüksek lisans yapmak istiyorum, bana üç beş tane şiirsel tez bulabilir misiniz, şimdiden okuyup ön hazırlıkları yapayım, diyorum, dedi. Bir çaresine bakarız, dedim.

***

 

Bende de bir şair ışığı gördünüz mü? Lütfen cevap verin, dedi. Ne ışığı yahu, sen %100 şairsin, dedim!

Gülümsedi! Ey şiirsel taşın altına yaratıcılığını koyan, şiirsel belleğin bekçisi, anıların babacıl koruyucusu, özlü sözlerin sabah şekeri şairim, yarın ilgilenmemi istediğiniz şiirsel bir konu var mı? diye sordu. Bu Kedi, çok asil bir hayvan! Ah, bu centilmenlik, konuşan dilimin mektubu olsun.

***

 

Kedi: Şiir tanrısı kahretsin bu Covid-19’ u ve diğer tanrılar da kafasına torba geçirsin. Zira bu melun virüs nedeniyle şiirsel etkinliklerin iptal edilmesi psikolojimi sarstı. Bu hapsi, geleceğe kalma ihtimali %90 olan ve şiirsel saldırılara karşı savunma deneyimi yüksek, kendi sesinden şiir okuyan, benim gibi modern popüler sıkı bir şaire ve eleştirmene yapılmış büyük şiirsel kötülük olarak telakki ediyorum. Virüs değil, şiirsel iletişimin kara deliği, yani.

 

Eve kapanmak feci sarsıcı bir şey! Hayır, kitap da okuyamıyorum. İki sayfa bir şey okusam sıkılıyorum. Film seyret desen nereye kadar. Kitaplı selfie çalışması desen o da bir yere kadar.

 

Yahu hangi akılla etkinlikleri iptal edersiniz ki!  Şiir dediğin bütün virüslere karşı geliştirilmiş bir aşıdır. Gözlem gücümüzü zayıflatmaya kimin hakkı var. Tedbirimiz alır geliriz. Olmadı, maske, eldiven, kolonya, dezenfektan, pudra şekeri vb. şeylerle oluşabilecek sıkıntılara çare bulurduk.

 

Çift kaşkol, fular kullanırdık. Biri boyna biri ağzımıza yüzümüze, ah müthiş şiirsel bir görüntü olurdu şiirsel heves artıran. Neyse ya!  Ki şairden şaire şairden okuyucuya virüs bulaşmaz imge ile sterilize şiir bulaşır. Valla yüksek edebiyat tutkunu katılımcılara da yazık oluyor, dedi.

***

 

Ölülerle de konuşabilen usta şairim gidip bir şairin mezarına, mermerin bir köşesinde ben, bir köşesinde siz, yüzümüzde o terlemiş atlar, hani rüzgârını yakasına takan. Yüzümüzde şiirsel bir eksikliği tamamlayan hüzün tümülüsü incelikler. Şöyle güzelinden birkaç selfie yapalım da paylaşalım, dedi.

Yolun kabasını almış bu Kedi ya!

 

Yalnız şunu da söylemek isterim ki: Bu Kedi’den modern bir Kedi çıkmaz. Daha dün şairim, arka sokaktaki şiir apartmanın görevlisi arkadaşın anası, şair falına bakıyormuş, okuyucunun bol olması için de kurşun döküyormuş, isterseniz gidelim, olmazsa kendimize bir iki yalaka tutarız, diyordu.

***

 

Şairim lütfedip vermiş olduğunuz şiir kitabını okudum. 20 şiirlik şahane bir şeydi, eğitici aklınıza teşekkür ederim.

 

Anladığım kadarıyla, ruhunu çok zamanlı ve mekânlı fütürist bir poetikadan düşürmüş. Şiirler, okuyanı, beslendiği yaşam alanlarında gerilimi yüksek bir çelişkiler gezintisine çıkaracak imgesellikte ışıyor. Bunun, okura sağlayacağı artı değer de göze çarpıyor.

 

Hemen fark edileceği üzere, şiirlerin bütününde anlama henüz tanımlanmamış bir çılgınlık iksiri içiren şiirsel mecaz, okuru, iki üç şiirden sonra kahve ve kurabiye molasına davet ediyor.

 

Vallahi, bireysel özgürlükleri, getirip otoritenin önüne bir anıt gibi dikmiş, ya. Okuyunca inanamadım ama aşk üzerindeki süregelen o biçimsel tektonik gölgeyi kaldırmış, umut vadediyor.

 

Erotizmi de ateş üfleyen su kuşu gibi, lirizmi gül memesi. Eleştirisini övgüsüne devşirecek bir nitelikte.

Yani deyim yerindeyse beşeri hâllerin kâhini, gibi. Ama arka kapak yazısını beğenmedim. Çok yüzeyseldi. Bu very important şiirlere yakıştıramadım, dedi.

 

De ki: İşte şimdi bu saf yoruma süslenmiş sıcak bir sessizlik yakışır. Bu Kedi beni korkutuyor.

***

 

Şairim sizin tanıdıklarınız vardır. Şiir grubumuz için şöyle 5 kişilik, bere ve şapkaya, özellikle yeşil ve mor renkli fulara, gözlük ve gözlük ipine, kalem ve not defteri ile sırt çantasına ihtiyacımız var.

 

Bir de bir yüzü Türkçe diğer yüzü İngilizce olacak biçimde bir katılım belgesi tasarlayabilir misiniz? Valla, şiirsel etkinliklerimizde bunlar olmadan kendimizi çıplak hissediyoruz, şiirsel bir gerilim yaratamıyoruz.

Biz, lale sümbül açarak haykıran iç güzelliğimizi akıntıya kürek çekmeyen estetik bir tutkuyla yansıtmak istiyoruz, dedi.

 

Kendine kolaylaştırıcı olarak da yan binanın Tekir’ini seçmiş, akıllı! Etkinlik yeri de bizim binanın fuayesi.

Şüphesiz çaresine bakarız, dedim.

***

 

Ne berbat bir hava var! Kime küssem acaba, diye kara kara düşünürken, Kedi, çekip aldı, karamsarlığımı üzerimden.

 

Dalgınlığı bile şiirsel şairim, bakın şiirsel cesaret mülkün temelidir. Gelin, o eşi benzeri olmayan, huzursuzluk yaratan anımsamalar kaynağı aklınızın ürünü gerçeğe bilgi şiirsel tespitlerinizi, değişime episteme bakış açınızı taklit edenlerden taklit başına telif isteyelim. Taklit ilke mi ya? Valla zorumuza gidiyor, bu böyle olmayacak, dedi. Tekir de aynen katılıyorum, dedi.

 

Kestane şekerine bak! Gidip şunlara iyisinden bir şişe şarap alayım da akşam, neşeleri yerine gelsin. Yine beni kandırdı! Ama onu bunu bilmem, her büyük şairin böyle bir Kedi’si olacak ya!

 

Ah, yanaklarda parlak serin zaman!

Pervaneler küçük anlamlar çiziyor taze yapraklara…

 

                                                                                                                     Oresay Özgür Doğan

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir