Bir Ömür Boyu…

Oy anam oy, belim koptu kopacak. Sabahtan beri lil lil lil yürüyoruz. Ne bitmez yürüyüşmüş. İpin ucunu kaçırdılar ama, gezmedik, görmedik alan kalmadı. Hala slogan atıp, naralar eşliğinde ağzımızı yırtana kadar bağırıyoruz. Zaten bu benim için son eylemlerimden birisi. Of hanım, neymişsin sen, bütün kurtlarını döktün vallahi. Fakat şu açıdan baktığımda, bir akşamlık da olsa dırdırını çekmeyeceğim. Onun için başka yöntemleri de bulmalıyım. Düşün, düşün, düşün… Yol boyunca düşünürüm. Geldik madem, bu eylemin keyfini çekelim. Hanım tut bakayım elimi. Kaybolacaksın, bu yaştan sonra ara dur fellik fellik. Aslında niye tutuyorum ki elini. Kaybolsa ne olur, kim alır onu bu yaştan sonra, alsa ne yapar ki? Ben bile bu yaştan sonra ne yapacağımı bilemiyorum.

İşte geldik bir eyleme, tutturdu eylemde eylem. Gördün de ne oldu? Sanki televizyonda izlediklerinden çok farkı var. Bak etrafına, gençler ellerinde mikrofonlar, bir de neydi o polislerinde oluyor hani, hatırladın mı hanım? He hey kime diyorum ben. Dinlemiyor musun beni? Gitti gene farklı kanala. Neyse kalsın orada. Az rağbet gören bir kanalın içindedir umarım. Ne oldu el mi çırpacaksın? Tamam bırak elimi, sen çırpmaya devam et.

Bütün mağazalar kapanmış bugün için. Önlemini alıyorlar artık. Eskiden her yerin altını üstüne getiriyorlardı. Fakat bu eylemciler de bilinçlendi. Başkalarına zarar vererek, hele ki zararsız insanların mallarına kıyarak ellerine hiçbir şey geçmediğini geç de olsa anladılar. Eyvah, eyvah… Koşun, hanım yok. Ne yapacağım şimdi? Çocuklara ne diyeceğim? Bu kalabalık arasında nasıl bulurum şimdi? Ah bırakmayacaktım elini. Yetmiş yıldır, yapışık ikizler gibiydik, nereden çıktı bu eylem sevdan. Nereye gidersin ki? Ah ah ah, bendeki salaklık da dik alası. Bu kadar kalabalığın arasında sen bırak hanımın elini. Ne için? Alt tarafı iki şak şak için. Aradan da sıyrılamıyorum ki. Ne yapsam? Bağırsam, duyar mı sesimi? Demin yanında konuştun duymadı, şimdi ağızın çıktığı kadar bağırsan nasıl duyacak seni? Daha mantıklı şeyler düşünmeli. Ama nasıl? Heh, polis, polise gitmeli. Onlar yardımcı olur elbet. Koskoca Türk polisi, onlar bulamayacakta kim bulacak benim modeli geçmiş hanımı. Tam şuradalar, gideyim yanlarına.

Ne? Nasıl? Polisim, bu kalabalıkta nasıl mı bulacağız hanımınızı mı, diyorsunuz bana. Bakın bana bir, ben eski emekli itfaiye şefiyim. Ben korkusuzca hangi canları kurtardım, kendi hayatımı hiçe saydım. Ama siz şimdi karşıma geçip bu kalabalıkta nasıl bulabiliriz derdine yatıyorsunuz. Akşam karakola mı geleyim? Yok artık, benim hanımı organ mafyası sahiplenecek. Bütün taze organlarını dünyada şubelendirecekler, ondan sonra ben rahat rahat size geleyim, komiserinizde bir çay ısmarlar bana orada, yanına da poğaça. Ama polis poğaçası, ondan vazgeçmezsiniz. Tamam, tamam anlaşıldı ağaçtaki kediyi kurtarmak gibi iş başa düştü anlaşılan. Ben kendi hanımımı kendim arar bulurum…

Bulamadım… Hanımı bulamadım, o gün bugündür kayıp kadıncağız. Neymiş bu eylem sevdası. İzini dahi bulamadım, barış isteyen hippiler gibi ülkeyi dolaşan insanlara özendiğini zannederek herkese her yere arattırdım. Ama yok yer yarıldı, yerin katmanına girdi sanki. Halbuki bir ömür boyu sürecek bir anlaşmamız vardı. Artık hayatıma onsuz devam edeceğim…

 

Emre Anılmış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.