Mustafa Ziya Ülkenciler ile Sinema ve Sanat Yönetmenliği Üzerine/ Sedef Ergürbüz

Panzehir Dergi söyleşilerimize, beş Altın Portakal Ödülü’ne sahip ünlü sanat yönetmeni sevgili Mustafa Ziya Ülkenciler ile başlıyoruz.

 

 

Değerli Hocam, davetimizi kabul ettiğiniz ve plato ortamında dergi ekibimizi ağırladığınız için teşekkür ediyoruz.  Siz Türkiye’nin en önemli filmleriyle tanınan, fotoğrafçılık ve sanat yönetmenliğinde uzun yıllardır emek veren birisiniz. Görme biçimlerinin üç ana dalı- resim, fotoğraf ve sinema-  sürecinizden biraz  bahseder misiniz?

Aslında işe önce resimle başlamıştım. Sonra o yıllarda profesyonel tanıtım fotoğrafçılığına da başladım.  1983 yılında Bilsak Fotoğraf Atölyesi’ni kurdum ve tanıtım fotoğrafçılığıyla beraber fotoğraf kurslarını Bilsak bünyesinde sürdürdüm. 1984 yılında Taksim Sanat Galerisi’nde ilk resim sergimi açtım. Her şey gayet yolunda gidiyordu ve yaptığım şeyi çok severek yapıyordum.

Derken Erden Kral’la tanıştık ve 1986 yılında Dilan (Erden Kıral) filmi ile sinemaya başladım. Asiye Nasıl Kurtulur (Atıf Yılmaz), Hayallerim Aşkım ve Sen (Atıf Yılmaz) filmlerinde seti görüntüledim. Odak Film’de çalışmalarımı sürdürürken bazı gazete ve dergilerin sanat sayfaları için resim, sinema, fotoğraf dallarında foto-röportajlar gerçekleştirdim. 1987 de Ankara Artisan Sanat Galerisi’nde ikinci resim sergimi açtım. 1988 yılında İstanbul Dünya Sineması’nda yönetmen Orhan Oğuz ile birlikte “Setlerden Gökyüzüne” adlı fotoğraf sergisini açtık. Bu sergide yer alan Yer Demir Gök Bakır ve Dilan filmleri fotoğraflarının da yer aldığı bir başka fotoğraf sergisini de Ortaköy Artisan Sanat Galerisi’nde gerçekleştirdim.

 

Hocam pek çok film afişinde imzanız var. Anı yakaladığınızı düşündüğünüz, favori film afişleriniz hangileri?

Evet fotoğraf çekerken anı yakalayabilmek çok önemli. Bekle Dedim Gölgeye, Manisa Tarzanı, Sis, Arkadaşım Şeytan, Fikrimin İnce Gülü film afişleri bu anlamda favori afişlerim.

 

Uzun yıllar set arkasında çalıştınız ve fotoğraf ön plandaydı, sonra sizi ünlü filmlerin sanat  yönetmeni olarak görmeye başladık, bu alana geçişiniz nasıl oldu?

Bir gün, bir vesileyle Sinan Çetin  evime geldi ve bir tablomu çok beğenerek satın aldı. O gün Dublör filminin sanat yönetmenliğini teklif etti. Bunu Tunç Okan’ın Fikrimin İnce Gülü filmi izledi. Sanat yönetmenliğinin yanı sıra Güneş Karabuda ile Boğaziçine Sığınanlar (belgesel) ve Barbro Karabuda ile Menekşe Koyu filmlerinde fotoğraf çalışmalarımı da sürdürdüm.

 

 

Hocam, Sanat Yönetmeninin (Yapım Tasarımcısı) sinema sektöründeki önemini sizden dinlemek isteriz.

Bir film ekibinde üç önemli sacayağı vardır: Yönetmen, sanat yönetmeni, görüntü yönetmeni. Senaryonun netleşip çekim aşamasına geldiği anda filmin çekilebilmesi için; gerekli mekanların tasarlanması, çizimlerinin yapılması ya da uygun mekanların onaylanması, aksesuarların senaryoya göre tasarlanması ve temin edilmesi, filmin dramatik yapısına uygun renklerin, ışık ve kaynaklarının belirlenmesi gerekir. Görsel gerekliliklerin ilk kararlaştırılması aşamasında Sanat Yönetmeni görev alır. Çünkü yukarıda saydığım unsurlar belirsizken film çekimi yapılamaz. Görüntü yönetmeni de bu unsurlar netleşmeden nasıl çalışacağını bilemez. Bir sanat yönetmeninin dikkat etmesi gereken en önemli husus tasarımlarını, gerçeklik duygusuna aykırı olmayacak inandırıcılıkta yaratabilmesidir. Film, yönetmen tarafından ne kadar insan gözünün izleyebileceği rahatlıkta çekilebilirse bu o kadar önem kazanır.

 

Film çekimlerine başlanmadan önce oldukça zahmetli ve uzun bir hazırlık aşamasından geçiyorsunuz. Bu çalışma nasıl ilerliyor?

Bir filmin baştan sona yapımı ile gelişen bir süreç var… O da filmde görev alan ekiplerin ortak ve mümkün olduğunca aynı amaca yönelik bir yaratıcılık ortaya koymaları. Bizde çoğu kez göz ardı edilse de hiçbir birim bir diğerinden bağımsız değildir aslında.

Senaryonun yazılımından sonra filmin yapım sürecine başlandığında, oyuncular dahil, yapılan tüm çalışmalarda departmanlar kendi kafalarına göre üretimde ve tasarımda bulunmamalıdır. Senaryonun ruhuna aykırı mekanlar, rastgele aydınlatmalar, rastgele kadrajlar, kostüm ve oyunculuk olmamalıdır. Bunun için story board, senaryonun mekanlara göre deşifresi ve senaryonun ruhuna aykırı olmayacak aydınlatma ve kadrajlar, kostüm ve oyunculuk için yapılacak ön çalışma sürecinde oldukça önemlidir.

Sizce sanat yönetmeninde bulunması gereken özellikler nelerdir?

Her şeyden önce tasarım bilgisi ve bu konuda belli bir eğitimi olmalıdır. Ayrıca çizim, edebiyat, sanat tarihi, müzik, resim, fotoğraf, sinema tarihi, kadraj bilgisi gibi konularda donanımlı olması gerekir. Birlikte çalışılan yönetmenin de bu donanımlara haiz olması, çalışmasının aksaksız yürümesi için bir şanstır. Eğitim kurumlarının sadece sanat yönetmeni değil bu sektöre kaliteli elemanların yetişmesine katkıda bulunabilmesi için resim, Autocad çizimi, sinema ve sanat tarihi, dünya sinemasından seçkin sanat tasarımı örnekleri, kostüm tasarımı, fotoğraf, kamera teknikleri, senaryo yazımının temel kavramları, kısa film yapım teknikleri, maket tasarım ve yapımı konularında eğitim olanağı sağlaması gerekir. Bu olanak sağlanırsa önemli bir açığın kapatılabileceği kanaatindeyim. Çünkü üniversitelerimizin çoğunda bu konulara ayrılan ders saatleri ve atölyeleri yeterli değil.

 

 Favori sanat yönetmenleriniz kimler?

Kayıp Nişanlı - Un long dimanche de fiançailles - Beyazperde.com

 

Roman Polanski – Tess filminin de sanat yönetmeni Pierre Guffroy ve Jean-Pierre Jeunet – Amelie, Kayıp Nişanlı filmlerinin de sanat yönetmeni Aline Bonetto.  Pierre Guffroy ile ilgili belgeselin izlenmesini öneririm ve Kayıp Nişanlı filminin set arkası da ders niteliğindedir.

Aynı yıllarda geçen diğer çoğu filme göre Kayıp Nişanlı filminde, kullanılan sarı ışık sayesinde 1915’li yıllar atmosferi daha  gerçekçi ve etkili biçimde yansıtılabilmiştir.

 

 

Değerli Hocamıza, bu kıymetli söyleşi için sonsuz teşekkürlerimizle…

Panzehir Dergi/Sedef Ergürbüz

 

 

8 thoughts on “Mustafa Ziya Ülkenciler ile Sinema ve Sanat Yönetmenliği Üzerine/ Panzehir Söyleşiler/Sedef Ergürbüz

  1. Birsen Karaloglu dedi ki:

    Sevgili Sedef Hanım,
    Bu şahane söyleşiyi okurken, izlediğim filmlerin oyuncuları, yönetmeni, senaristi, görüntü yönetmeni derken sanat yönetmenlerine dikkat etmediğimi farkkederek, doğrusu utandım. Mustafa Ziya Ülkenciler Beyefendinin anlattıklarından analdığıma göre, bir sanat yönetmeni hem yönetmenin hem de görüntü yönetmeninin işini neredeyse yarı yarıya omuzlamaktaymış. Setlerde hem sanatçı, hem tüm detayları düşünmesi ve hazırlaması gereken bir emekçi olarak çalışan sanat yönetmenlerimizi buradan saygıyla selamlıyorum. Size de bu samimi söyleşiyi gerçekleştirdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Mustafa Ziya Ülkenciler Beyefendiye sinemanın büyüsünü bizlere yansıtan çalışmaları için teşekkür ediyor, dahha uzun yıllar yeni filmlere rsanatını yansıtmasını diliyorum.

    1. panzehir_dergi dedi ki:

      Merhaba Birsen Hanım. Öncelikle bu güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederiz. Büyük emekler, büyük ustalıklar var kaliteli her işin arkasında. Mustafa Bey’in ve ekibinin emeklerine sağlık…

  2. Sema Arslan dedi ki:

    Son aylarda okuduğum en iyi söyleşilerden biri diyebilirim. Üstadın yalın anlatımı ve sizin nokta atışı yapan sorularınız! Özellikle konuya yabancı olanlar için aydınlatıcı, sinema dalında eğitim alan gençler için ise saatlerce okuyarak öğrenebilecekleri önemli bilgilerin çarpıcı bir özeti olmuş. Yeni söyleşilerinizi sabırsızlıkla bekleyeceğim.

    1. panzehir_dergi dedi ki:

      Merhaba Sema Hanım. Çok teşekkür ederiz. Gençlere ışık tutabilmek, gönlü genç olan bizleri çok mutlu ediyor. Pek yakında bir diğer üstat ile yaptığımız söyleşimiz gelecek:)

  3. Eren dedi ki:

    Musatafa Ziya Ülkenciler hocanın tavsiyeleri çok önemli, sinema severler açısından çok yerinde bir röportaj olmuş, tebrikler Sedef hanim.

    1. panzehir_dergi dedi ki:

      Evet Eren Bey, üstatların varlığı, söylemleri, tavsiyeleri, paylaşımları çok önemli. Sevgili Mustafa Hocamızın da bizleri kırmayıp röportajı kabul etmesiyle, buna bir nebze olsun katkıda bulunmuş olmak bizleri çok mutlu etti.

  4. Alev Turanlı dedi ki:

    Çok güzel bir söyleşi olmuş. Mustafa Ziya Ülkenciler’in bilinmeyen yönlerini tanıdık. Bazı afişleri bence de çok güzeldi. Ayrıca Tess filmi ve Ameli bende iz bırakan fimlerdendir mutlaka onun önerisi ile sanat yönetmenlerine dikkat etmek için bir daha izlemeliyim. Teşekkür ederim bu güzel söyleşi için.

    1. panzehir_dergi dedi ki:

      Biz teşekkür ederiz güzel yorumlarınız için Alev Hanım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir