ORHAN VELİ ŞİİRİNDE İSTANBUL, KADIN VE DENİZ

 

O, kısacık yaşamına üç büyük aşk sığdırmayı başarmış bir garip şairdi. İstanbul, deniz ve kadın… Üç aşkını bir araya getirip inanılmaz bir güzellikte sunan şairin adı ancak Orhan Veli olabilirdi kuşkusuz.
(…)
“Ağlar çekiliyor dalyanlarda
Bir kadının suya değiyor ayakları
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.”

Yahya Kemal’e inat, İstanbul, sokak sokak, kaldırım kaldırım, cıvıl cıvıl, serin serin geçer şiirlerinde . İstanbul’un orta yeri sinemadır. Dinmiş lodosların uğultusu içinde gözlerini kapatıp doklardan gelen çekiç seslerini, sucuların hiç susmayan çıngıraklarını, bir yosmanın ayak seslerini dinler.

Her ne kadar Süheyla’ya vurgunluğunu, Eleni’yi öptüğünü, Mualla’yı sandala attığını yadsıyorsa da kadınların, şiirinde vazgeçilmez bir yer tuttuğu bir gerçektir. “Güya bir de Galata’ya dadanmışız.” diyerek söylentilere “Dedikodu”
dese de “Tahattur” şiirinde yakayı ele verir.
“Alnımdaki bıçak yarası
Senin yüzünden
Tabakam senin yadigarın
İki elin kanda olsa gel, diyor
Telgrafın
Nasıl unuturum seni ben
Vesikalı yarim.”

Başka hangi şairin şiirlerinde Süheyla’dan Eleni’ye, Melahat’tan Mualla’ya, Şoförün Karısı’ndan Galata yosmalarına, dahası; saçları, dudakları deniz kokan kadınlara uzanan geniş bir kadın mozayiği vardır?

Kadınlar onun şiirinde eski ya da yeni sevdalar, günübirlik aşklar içinde geçer. İdeal bir kadın tipi yoktur, gönlünü avutacak bir kadının olması yeterlidir. Kadınlarla ilgili şiirlerindeki  cinsellik çağrıştıran dokunuşları  Sere serpe  şiirinde olduğu gibi çoğu kez mizah yüklüdür:

Uzanıp yatıvermiş,sere serpe/ Entarisi sıyrılmış hafiften / Kolunu kaldırmış koltuğu görünüyor / Bir eliyle de göğsünü tutmuş / İçinde kötülüğü yok, biliyorum / Yok, benim de yok, ama… / Olmaz ki! / Böyle de yatılmaz ki!”

İstanbul’u dinlerken de, Urumeli Hisarında oturup bir türkü tutturduğunda da hep bir kadın vardır imgeleminde.Tarifsiz kederler içinde, kırılgan bir sitemle yüklüdür dizeleri:
(…)
“El konuşur, sevişirmiş bana ne!
Sevdalım
Boynuna vebalim.”

Vebali sevdiğinin boynuna olmuş mudur bilemeyiz ama biliyoruz ki:
“Tüm yaşadıklarına, sevdiklerine, anılarına rağmen
İşine gücüne, ekmek parasına rağmen,
Bir kadın yüzünden bir şehir bırakmıştır ardında.”

Orhan Veli şiirlerinde  denizi bir kadın gibi görür ve sevdalanır. Onun için deniz kadın gibidir, kadın da denize benzer.
(…)
“Neydi o deli gibi gidişimiz
Bembeyaz köpüklerle açıklara
Köpükler ki fena kalpli değil.
Köpükler ki insanlarla
Zinaları ayıp değil.”

Bir başka şiirinde ise şöyle diyor:
(…)
“Denizden yeni mi çıkmıştı neydi,
Saçları dudakları
Deniz koktu sabaha kadar
Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi.”

Şairimiz denizi seyrederken dalgalarda kendi ruhunun çalkantılarını görür. Yüreğindeki med-cezirlerle yorgun düştüğünde, içindeki yaşama sevincini de yitirir.
“Ağlasam sesimi duyar mısınız
Mısralarımda
Dokunabilir misiniz
Gözyaşlarıma ellerinizle.”

Orhan Veli’ye  deniz hep uzakları çağrıştırır. Gitmek düşer aklına. Ruhundaki  hep o başını alıp gitme isteğiyle, bir akşam alacası içinde kaybolup gitmek… Her şeyi, herkesi arkada bırakıp, tek başına. Varılacak yeri, gidilecek mekanı bilmeden. Tüm yaşananları, acıları, sevinçleri, umutları, sevdaları,  öfkeleri, dertleri, beklentileri geride bırakarak.  Dudakta bir ıslık, rüzgarda saçlarını savurarak…

“Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.”

Deniz… Tatlı serseri ruhunun mavi özgürlüğü müdür? “Bir sahilden çözülüp gitmek / Düşünceler gibi başı boş “  ve  yarın ne olacağını düşünmeden… Bıraktıklarını özlemeden, şimdinin, anın güzelliğini yaşamak, yaşadığının farkında olmak ister. Yeni heyecanlar, yeni renkler, yeni hayatlar keşfetmek ister:

 “Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.”

Bugün 13 Nisan 2021. 107 yaşına bastın Sevgili Orhan Veli.  Gittiğin o uzak limanda huzur içinde uyu.

3 thoughts on “ORHAN VELİ ŞİİRİNDE İSTANBUL, KADIN VE DENİZ/ Melek Koç

  1. Sema Arslan dedi ki:

    Ne güzel dile getirmişsiniz Melek Koç. Şiirlerini benim sevdiğim gibi sevmişsiniz besbelli. Tınısı farklıdır Orhan Veli şiirlerinin. Her okuduğumuzda başka bir şiir okuyormuşuz gibi. Kendi ruh halimize göre şekillenir . Kah ağlarız kah güleriz. Kaleminizi ve emeğinizi alkışlıyorum.

  2. Birsen Karaloglu dedi ki:

    Sevgili Melek Hanım,
    İstanbul’u Dinliyorum Gözlerim Kapalı.

    Ortaokuldaki Türkçe derslerinden itibaren Orhan Veli ile çoktan tanışmışız. Hamasi şiire daha yakın olduğum dönemlerdi. Orhan Veli’nin şiirleri bana “sevimli, komik, yaramazca” gelirdi. Ciddiye almazdım bile. Okur geçerdim, nnasıl bir demlikten süzülüp geldiğini anlayacak ne yaştaydım. nwede öyle biir duyarlılık sahibiydim.

    Yıl 1973, lise 2. sınıf öğrencisiyim. Okul çapında bir şiir okuma yarışması yapılacaağı ilan edildi. Edebiyat Öğretmenim Nuran Hanım bana “İstanbul’u Dinliyorum Gözlerim Kapalı” adlı şiiri verdi yarışmada okumam için.

    Yarışmaya hazırlanıken keşfettim şiiri de Orhan Veli’yi de..
    Hatta, İstanbul’u da yeniden..

    “Ağlar çekiliyor dalyanlarda
    Bir kadının suya değiyor ayakları
    İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.”

    İstanbul’u ve denizi başka kim bir iki sözcükle bu kadar güzel anlatabilir di ki!

    Seçtiğiniz örneklerin her biri için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
    Sizi, Orhan Veli’yi, İstanbul’u ve denizi sevgiyle selamlıyorum.

  3. Melek Koç dedi ki:

    Sevgili Birsen hanım,
    Siz henüz çocuk yaşlarda Orhan Veli şiirini komik ve sevimli bulurken, aklı başında kocaman eleştirmenler onu şairden bile saymıyordu.
    Bugün onun şiirindeki naifliğe, tatlı serseri dokunuşlara, haylaz sözcüklere başka hangi şairde rastlayabiliyoruz ki? Ben Orhan Veli’yi “İstanbul Türküsü”yle tanıdım. Nerede okuduğumu hatırlamıyorum, ama bize okutulan o “Ak tolgalı beylerbeyi” kıvamındaki şiirlerden çok farklı bir tat aldığımı iyi hatırlıyorum.
    Bu güzel, anılarla bezeli yorum için çok teşekkürler. Şiir dolu günleriniz olsun. Sevgiyle kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.