MİZOJİNİST KAPAK
Muammer Özdemir

MİZOJİNİST ŞARKILAR

Çok severek dinlediğiniz şarkıların sözlerinde şiddet veya ayrımcılık görünce rahatsız olur musunuz? Eğer çok eski bir şarkı ise ben olmuyorum. Bir gün mizojinist şarkıları, yani kadın düşmanlığı eden, kadınlara haksızlık yapan, ön yargıyla yaklaşan ve etiketleyen şarkıları kültürden silmeye kalksak müzik arşivlerinin yarısı boşalırdı herhalde.

 

Neden böyle?
Anlaşılan şiirde de şarkıda da aşktaki hayal kırıklığının ihalesi hep kadına kalmış. Ozan çoğu zaman erkek olduğu için “vefasız sevgiliye” veryansın etmiş.
Mesela Blues şarkılarında sözlerin anlamına fazla takılmamak lazım. Yoksa durum epey vahim. Mizah duygusu ile karışık bir halk teklifsizliği vardır hepsinde. Bazen çeker altıpatları, alnının ortasından vurur bile. Zaten hapishane kuşudur en baba Blues’cular.
“Just like a woman” nakaratını farklı şarkılarda duymuşuzdur. “Tam bir kadın” diyor; hani şu bakımdan tam bir kadın anlamında, bildiğin kadın, tipik kadın. İşin aslı tam bir etiketleme yani.

 

 Louis Jordan, ca. 1950.

Bu isimde ilk olarak 1946 yılında Louis Jordan tarafından kaydedilmiş bir şarkı var, Aint that just like a woman. Önce bunu inceleyelim. Şarkının evveliyatı nereye kadar gider bilinmiyor. Sözlü gelenekle aktarılarak geldiği için “anonim bir Mississippi türküsü” deyip geçeceğiz. Halkın bağrından çıkma bir balat olduğu için bunun sözleri gayet açık. Metafor, kinaye falan yok. Dobra konuşmuş:
Vakti zamanında Adem inmiş cennete
Alabildiğine mutlu bir erkek…
Sonra Havva gelmiş elma yiyelim diye tutturmuş
Buyurun işte, tam bir kadın…
Değil mi? Tam kadına göre bir iş değil mi?
Hep yaptıkları şey, hep yapacakları şey!
Lut’un karısı ne yaptı?
Gitti komşudan tuz istedi…
Al başına belayı, tuz olmasa ölür müsün?
Kadın işte, tam bir kadın…
Samson vardı saçıyla aslan terbiye ederdi
Delila ne yaptı?
Adam uyurken kırpıverdi saçını.
Kadın işte, bildiğin kadın…
Hırsına karşı durulmaz…
Bak biraz tarih öğren!
Kadın hep yapar bunu!
Nero var bir de… O da ruhen kadın
Yakmış Roma’yı, geçmiş karşısına saz çalmış
Al buyur işte, tam bir kadın…
Hele Marie Antoinette bilirsiniz
Ahali aç kediler gibi viyaklayınca
Pasta yesinler ayol demiş
İyi akıl etmiş
Kadın işte çözümü bulur
Hep buldu, hep bulacak…
Çul alırsın sırtına, giydirirsin
Cebine de biraz mangır koyarsın
Makbule geçer mi sanırsın?
Bulmaz mı sızlanacak bir şeyler?
Kadın işte kadın, bildiğin kadın.
Ne yapsan yaranamazsın!
Evet, tarihin en cahilce türkülerinden biri olabilir. Verdiği örneklerin yarısı İncil’deki İsrailiyat hikâyelerinden. Dolayısıyla asıl ön yargı oradan geliyor diyebiliriz.
 
Büyük Amerikan ozanı Bob Dylan 1965 yılında, yine nakaratında “Just like a woman” olan bir şarkı yazıyor. Dylan, Blues damarından beslenen ve derin anlamlar içeren şarkılar yapmıştır. Çok kendine özgü bir tarzı vardır.
Bu şarkıda sosyetik sevgilisi Edie Sedgwick’ten bahsettiği de söylenir, Joan Baez’den de. Her ikisinden de ipuçları içerdiği için daha genel olarak hayatına giren bütün kadınlardan bahsetmiş de olabilir. Peki, şarkıda kadınları aşağılayan bir yaklaşım var mı?
Çoğu eleştirmene göre sınıfı geçiyor. En azından nispeten yontulmuş diyebiliriz. Bana göre alt metin yine de sorunlu. 60’ların dünyasından bir sanat ürünü olduğunu da unutmamak gerekiyor elbette:
 
Bu gece yağmurun içinde sırılsıklamdım
Kimseler umursamadı
Herkesin aklında güzel kızın ışıltılı kıyafetleri
Buklelerinden kıvrım kıvrım düşen kurdeleleri…
Hayattan istediğini alırken tam bir kadın
Sevişirken tam bir kadın
Sızlanırken tam bir kadın
Ama bir darmadağın oluşu var
İşte o zaman tam bir küçük kız…
Gökyüzünden yağmur boşanırken
O yağmurun altında susuzluktan ölüyordum
Geldim işte kalbimde aşk acısıyla
Burada kendime bir yer bulamadım
Ah o katakulli yapışları tam bir kadın
Hayattan istediğini alırken tam bir kadın
Sevişirken tam bir kadın
Sızlanırken tam bir kadın
Ama bir darmadağın oluşu var
İşte o zaman tam bir küçük kız
Bu şarkıda da ozanın sevdiği kadın, belli ki hayattan “alacaklı” gibi davranıyor. Şarkı çok uzun olduğu için tamamını çevirmedim. Ozanımız daha hayatın başındayken, ünsüzken ve hatta açken, kadın onu adeta görmezden geliyor. Ozanın yıldızı parlayıp kendisi tökezlediğinde ise bu kez aşırı talepkâr, mızmız ve sitemkâr oluyor.
Belli ki bu kadın Edie Sedgwick. Yine Dylan Like a Rolling Stone şarkısında bu düşüşü çok acımasız anlatmıştır. Nedense o şarkı bana çok hüzün verir:
Bir zamanlar çok şık çok havalıydın, kibrinden burnun yere düşse almazdın.
Nasılmış şimdi sürünüyorsun.
Artık sesin eskisi gibi yüksek perdeden değil. Tepeden bakamıyorsun artık.
Alay edemiyorsun.
Kaybolmuş yuvarlanıp gidiyorsun.
Bir erkeğin, teni tenine değmiş bir kadına bu kadar hınç duyması ve düşkün haliyle adeta alay etmesi, doğrusu bana ilk duyduğumda utanç verici gelmişti. Şimdi şöyle düşünüyorum; Bob Dylan bunu bilerek yapmış. Bizim hissettiğimiz o hüznü keskinleştirmek için acımasız bir dil kullanmış.
Aşk ve nefret birbirlerine çok yakın duygulardır, diye kalıplaşmış bir söz vardır ya hani. Sanırım bu çelişki en çok mizojinist şarkı sözlerinde karşımıza çıkıyor.

 

Yazarımızın diğer yazılarını okuyabilmek için lütfen buraya tıklayın.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir