masal-1-kapak
Güler Demir

BABAMDAN MASALLAR

Gıybet – Kabadayı

 

Bir varmış bir yokmuş
Uzak diyarların Diyar Köyü’nde bir adam yaşarmış.
Adama Kabadayı derlermiş.
Kabadayı karşı gelir haksızlıklara, hep ezilenlerden yana,
Karşı gelirken haksızlığa, kalırmış kargaşanın ortasında
Kalınca kargaşanın ortasında, kıymış çok cana…
Gençliğinin deli dolu kabadayısı yaşını almış
Aldıkça yaş, gündüzü gecesi gark olmuş acıyla,
Kavruluyormuş vicdanı bin bir ağla.
Acı çeken Kabadayı;
Allah’ım af ola, nasıl kıydım onca cana
Diye diye, düşmüş yollara;
Günler günleri, geceler geceleri kovalamış,
Allah’ım affet! Söz. Görmeyeceğim artık kötülükleri,
Kargaşadan çek geri beni, der dururmuş.
Akşamın alacasında, Per perişan bir köyün yamacına gelmiş
Yamacın kenarında duran dervişe usul usul yaklaşmış,
Demiş çok günahım var, ya derviş! Anlatmış derdini… Demiş, bana bir çare.
Derviş demiş, bana bir çare deme
Çare bende olamaz, aldığın canlar yakanı bırakmaz.
Aç ellerini yalvararak göğe…
Dikeceğim buraya ağacın kurumuş odununu
Et bakalım duanı,
Yeşerecek mi odunun kurusu?
Kabadayı, yalvarmış günlerce
Açmış ellerini göğe
İbadet etmiş gündüz gece…
Günler günleri, geceler geceleri kovalamış yine
Kuru odun bu
Yeşermesi, mümkün olur mu?
Kabadayı düşmüş bitap, elinde var bir kitap
Kitabı bırakmış odunun dibine
Gideyim hele bir şu görünen köye.
Köydeki kır kahvesine varmış
Kahvede,  köyün ileri geleni otururmuş
Bir kenara o da oturmuş.
Kulak misafiri olmuş anlatılanlara
Öyle bir gıybet yapıyorlarmış ki sorma,
Bir dul kadın varmış köyde, bir adam varmış evinde…
Demeyin beyler. Yapmayın! Dinlemeden derdini,
Veriyorsunuz kadının hükmünü!
Yaptığınız gıybet! Bu adam öldürmekten de beter
Köyün ağası almış sözü, bir zamanlar varmış kadında gözü,
Gerekmiyor kadının sözü,
Biz biliyoruz gördüğümüzü, dermiş
Kabadayı yavaşça doğrulmuş, kadının evine varmış.
Vurmuş kapıya, kapı açılmış
Karşısına güzel bir kadın çıkmış
Kapıdan bakmış bir göz olan odaya
Sonra da döşekte yatana…
Kim bu adam tanır mısın?  Demiş
Kadın demiş, hayır. Tanımam. Tanrı misafiri.
Kabadayı demiş, e be kadın neden aldın öyleyse içeri?
Kadın demiş, gel bak. Kendin gör, hasta döşekteki
Kabadayı girmiş içeriye, döşeğe yönelmiş
Bakmış yatana, yatan rastladığı yaşlı Derviş
Kadın doğruyu söylemiş.
Çıkmış evden, tutmuş kahvenin yolunu
Varmış ağanın yanına,
Anlatmak istemiş olanı biteni, olmamış dinleyeni!
Hükmü çoktan vermiş köyün ileri geleni!
Kabadayı demiş Allah’ım bu ne yine,
Kaldım bir gıybetin içinde. Kaldım bir kötülüğün içinde…
Aradan ne kadar zaman geçmiş bilinmez,
Ağa elini kadının saçına dolamış, köy meydanına doğru sürüklemeye başlamış
Kadın, yalvarıyor. Yapmayın. Kıymayın bana, diyor.
Durmuş. Düşünmüş. Ne yapsam ne etsem, gitsem mi gitmesem mi?
Kadını atmışlar bir çukura
Önce Ağa uzanmış taşa
Bunu görünce kabadayı doğrulmuş…
Ya Rab! Doksan dokuzu vuran yüzü de vurur.  Vurmuş ağayı oracıkta…
Köyün ileri gelenleri şaşkın,
Şaşkınlar Köyü’nün, köylüsü görmüş çukurun başındaki, Dervişi.
Derviş, yardım elini uzatmış kadına, anlatmış bir taraftan da köylüye, olanı biteni…
Demiş, nasıl suçlarsınız masum bir kadını
Hadi diyelim masum değil
Cana can veren kim?  Nasıl verirsiniz hüküm? Siz kim olasınız, can alasınız?
Köylü yaptıklarından bin pişman!
Kabadayı sessizce uzaklaşmış, kuru odunun yanına varmış,
Kuru odunu görünce baka kalmış, odun yeşermiş koca ağaç olmuş,
Kurdu, kuşu barındırırmış
Dallarında çeşit çeşit yemişler,
Ağaca, Kabadayı’nın Yedi Vereni demişler
Yediverenden üç elma düşmüş;
Biri Kabadayı’nın başına
Biri kadınların başına
Biri de sevgisiyle yaşama tutunanlara…
Güler Demir
12.8.2013/20.22

Daha fazla masal okumak için lütfen buraya tıklayın.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

 

Related Posts

2 thoughts on “GIYBET-KABADAYI / Güler Demir

  1. Bülent demir dedi ki:

    Cok güzel,eline,yüreğine sağlık.

    1. güler demir dedi ki:

      Çok teşekkür ederim kardeşim. Var ol…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.