FOUCAULT SARKACI ÜZERİNE TEOLOJİK VE EZOTERİK BİR OKUMA (2) / Binnur Çolak
FOUCAULT SARKACI ÜZERİNE TEOLOJİK VE EZOTERİK BİR OKUMA (2)
Sefirot ağacının altında duruyordum. Yukarıya doğru baktım. Keter oradaydı uzak ve parlak. Aşağıya baktım. Malkut karanlık ve ağır. İkisi arasındaki mesafe muğlak hem kısa hem uzun. Aşılmaz görünüyordu.
Arkamda bir varlık hissettim. Döndüğümde Eco oradaydı. Beni değil, ağacı izliyordu.
“Nereye gidiyorsun” diye sordu. Sormaktan çok tespit eder gibiydi. “Aşağıya” dedim. “Zaten hep aşağıya gidiliyor.”
“Peki bu bir kader mi yoksa seçim mi?”
Duraksadım. “Casaubon ya da Belbo seçti mi?” dedim.
Eco başını hafifçe eğdi. Sanki soru cevabını zaten içinde taşıyordu ve bunu ikimiz de biliyorduk.
“Keter’den Malkut’a iniş kaçınılmazdır. Fizik yasası değil bu varoluş yasası. Yukarıda başlayan her şey eninde sonunda ağırlaşır, somutlaşır, bedel öder. Casaubon ve Belbo da biliyordu bunu ama bilen de düşer. Çünkü bilmek durdurmaz, yalnızca farkında olarak düşürür.
“O zaman bilmek, bileni korumaz mı?”
“Korumaz mı?”
Gözlerinde tanıdık parıltı belirdi.
“Bilen Belbo’ydu. Sarkacın altında sonunu bilen de buna koruma diyorsan evet. En ağır biçimiyle.”
Bir süre ağacı izledim. Meyveleri insan olan her dal bir sefirot, kimi olgun aşağı sarkmış kimi ham. Zorunlu yolculuğun hâlinde hepsi birbirine yakın, bir o kadar da uzak.
Eco baktı. Uzun, yorucu, her şeyi gören bilgelikle.
“Ben yalnızca ağacı çizdim” dedi. “Karakterler kendi ağırlıklarıyla düştü.”
Romanın Gizli İskeleti Kabala Nedir? Bilginin Gizli Yüzü
Kabala kelimesi İbranicede “alınan, devralınan, gelenek” anlamına gelir. Bu isim tesadüf değildir. Kabala öğretilmez, aktarılır; kitaplardan değil ağızdan kulağa geçer. Gelenek böyle söyler. Bu aktarım biçiminin kendisi bile Kabalistik düşüncenin özünü yansıtır. Gerçek bilgi yüzeyde değil derindedir; herkesin görebileceği bir yerde değil yalnızca hazır olanın ulaşabileceği bir katmandadır. Kabala’nın kökenleri tartışmalıdır. Bazı kaynaklar öğretinin Musa’ya Sina Dağı’nda verildiğini ve o günden bu yana gizli bir zincir aracılığıyla aktarıldığını ileri sürer. Akademik tarih ise Kabalistik düşüncenin MS 1. yüzyıldan itibaren Yahudi mistisizmiyle şekillenmeye başladığını ve 13. yüzyılda İspanya’da yazılan Zohar Kitabı ile doruk noktasına ulaştığını gösterir. Zohar, Tevrat’ın her harfinin her kelimesinin ve hatta her sessizliğinin derin anlamlar taşıdığını ileri sürer. Metin yalnızca okunmaz; şifrelenir, katmanlanır, sonsuz yoruma açık bırakılır. Bu yorum anlayışı Eco için son derece kıymetlidir. Foucault Sarkacı da tıpkı Zohar gibi katmanlı bir metindir.
Yüzeyinde bir macera romanı, bir alt katmanda entelektüel bir oyun, daha derinde ise anlam üretiminin kendisine dair bir soruşturma. Dante’nin Cehennem’i gibi kurguda derine doğru indikçe her kat yeni bir anlam çokluğu yaratır. Okur hangi katmanda durduğunu fark etmeden bir sonrakine kayar; tıpkı Kabalistik yorumun her yanıtının yeni bir soruya kapı araladığı gibi.
Sefirot Ağacı: Manâdan Maddeye İniş
Kabala’nın en merkezi ve en görsel kavramı olan Sefirot ağacı, ilahi yaratılışın on aşamasını birbirine bağlayan bir şema olarak tasarlanmıştır. Bu şema yalnızca teolojik bir model değildir. Varoluşun haritasıdır, insan ruhunun Tanrı’ya giden yolda rehberidir. Evrenin işleyişini açıklayan bir sistem olarak okunabilir.
On Sefirot, üç sütun üzerine yerleşir; sağda merhamet ve genişleme, solda güç ve sınırlama, ortada ise denge. Bu üçlü yapı Kabalistik düşüncenin temel gerilimini yansıtır. Her şey zıtların dengesidir. Sonsuz genişleme kaosa yol açar, sonsuz kısıtlama ise donukluğa. Yaşam, varoluş ve anlam bu iki uç arasındaki dengede doğar.
Ağacın en üstünde Keter durur. Taç anlamına gelir. Saf ilahi ışığı, henüz hiçbir biçime bürünmemiş gücü temsil eder. Keter’den aşağıya indikçe ilahi enerji giderek somutlaşır, maddeye yaklaşır. En altta Malkut, krallık bulunur. Malkut fiziksel dünyanın, bedenin ve sonucun mekânıdır. Keter ile Malkut arasındaki mesafe yalnızca teolojik değil varoluşsal bir mesafedir. Saf ruhtan saf maddeye sonsuzdan sonluya özgürlükten zorunluluğa giden yoldur.
Eco bu yapıyı romanının iskeleti olarak kullanırken derin bir ironi kurar. Karakterler tam da bu iniş boyunca yolculuk yapar. Keter’deki o saf entelektüel özgürlükten; her şeyin mümkün olduğu, hiçbir şeyin bedeli olmadığı o ilk anlardan, Malkut’taki ağır sona doğru. İniş kaçınılmazdır, tıpkı Sefirot ağacında olduğu gibi.
Gematria : Sayıların Gizli Dili
Kabala’nın en gizemli araçlarından biri Gematria’dır. İbranice harflerin sayısal değerlerini kullanarak kelimelerin ve cümlelerin gizli anlamlarını çözme sanatıdır. İbranice her harf bir sayıya karşılık gelir; aynı sayısal değeri taşıyan farklı kelimeler arasında derin bir bağ olduğu varsayılır. Bu yöntemle Tevrat’ın her cümlesi sayısız katmanda yorumlanabilir. Yüzeydeki metin bir başlangıç noktasıdır, asıl anlam onun altındadır, onun içindedir, ondan türetilebilir.
Romanın karakterleri de benzer bir mantıkla çalışır. Abulafia’ya girdikleri veriler rastgele bağlantılar üretir, bu bağlantılar anlamlı görünmeye başlar anlamlı görünen bağlantılar yeni bağlantıların kapısını aralar. Gematria ile Abulafia arasındaki yapısal benzerlik tesadüf değildir. Romanda bilgisayara verilen isim kabalist Abraham Abulafia’ya bir göndermedir. Tarihteki Abulafia, harflerin yerini değiştirerek tanrının ismini bulmaya çalışan bir mistiktir.
***
Bir şey fark ettim; ve fark ettiğim an, içeride bir kapının daha aralandığını hissettim. “Abulafia”dedim yüksek sesle.
Eco baktı. Ne şakınlık ne onay, hafifçe gülümsedi.
“Bu aşamada gizemli ortaya çıkışın beni şaşırttı.”
“Buraya kadar okudun, gizem hâlâ seni şaşırtıyor mu? Devam et”dedi. “Eğer gerçekten bir şey bulduysan.”
“Belbo bilgisayarına bir kabalistin adını vermiş. Abraham Abulafia 13.yüzyılın en büyük gematria ustası. Harfleri sayılara, sayıları anlamlara dönüştüren adam. Romanda Abulafia bir bilgisayar içine ne koyarsan onu işliyor, sana geri veriyor.”
“Şimdiye kadar herhangi bir bilgisayar sistemi yazısında okuyabilirdin bunu” dedi.
“Ama şunu okuyamazdım” dedim. “Kabala ya da ezoterik öğretiler ne yapıyor? İnsanı yeniden inşa etme, öğretisi olduklarını iddia ediyor. Evrenin cevaplarını bulabileceğin bir merkez. Bu aynı zamanda zihnin düşünce sisteminde ruhsal ve psikolojik olarak kendini yeniden yaratmadır. Burada derin bir anlam katmanı oluşturmuşsun. Abulafia ortaçağ mistiği olarak sayı ve harflerin içine yerleştirdiği gizemli sayılarla bilgiyi dönüştürüyor, yeniden kuruyor. Bilgisayar ne yapıyor? Verilen veriyi karıştırıyor, üzerinden yeni bağlantılar üretiyor. Burada çapraz bir metafor var.
Eco kollarını kavuşturdu. Sesi biraz alçaldı. Öğretmenin değil tuzak kuranın tonu.
“Nedir bu, örnek okurum? Metin artık senin. Yazdığı bazen bir yazarın bile gözünden kaçabilir.”
“Bilgisayar, girdiğimiz veriler üzerinden bizi algoritmik düzeyde okur. İlgi alanlarımız üzerinden varsayımla şekillenir. Bilgi kirliliği, gerçeğe dayanmayan olay ve kişileri doğru gibi yansıtır. Bizim algı anlayışımızı değiştiren pek çok yoruma sebep olan durumlar yaratabilir. Bu bağlamdan bakınca Abulafia çağımızın değişim ve dönüşümünde mekanik ve güvenilmez bir yaratıcı olur. İnsan verilerle kendi labirentini yaratırken kaybolur. Dönüşüm sanal bir düzlemde gerçekleşir. Bu gerçeklikten kopma hasta bir zihnin inşasına dönüşür.”
Eco’nun gözlerinde hafif bir parıltı belirdi.
“Yani günümüz bilgisayarları ile sayı ve harflerin karışımı olan mistik öğretiler arasında fark göremiyorsun.”
“Göremiyorum. Modern teknoloji ile antik mistisizm zihni aynı tuzağa düşürebilir. Peki ya sen” dedim. “Bunu bilerek mi yaptın?”
Hafifçe gülümsedi. Sayfaların arasında kaybolan, duyulmaktan çok hissedilen bir gülüş
“Ben mi? Ben sadece bir isim seçtim. Gerisini sen yaptın.”
Eın Sof: Tanımlanamaz Olan
Sefirot ağacının üzerinde Keter’in ötesinde Kabala geleneğinde Eın Sof bulunur; sonsuz, sınırsız ve tanımlanamaz anlamına gelir. Herhangi bir özellik atfedilemez çünkü her özellik bir sınırlama getirir, her sınırlama sonsuzluğu zedeler. Eın Sof hakkında söylenebilecek tek şey onun hakkında hiçbir şey söylenemeyeceğidir.
Foucault Sarkacı’nın merkezindeki bilgi felsefesiyle ilgili soruyla doğrudan ilişkilidir bu kavram. Romanın karakterleri anlamın peşindedir. Her şeyin bağlandığı o nihai noktanın, sarkacın bağlı olduğu sabit merkez olduğunu bunun dünyanın göbeğine ulaşan yolun bir işareti olabileceğini Plan’a dahil ederler. Kabalistik düşüncenin gösterdiği merkez yoktur ya da merkez tanımlanamaz olandır. Her şeyin bağlandığı nokta Eın Sof gibidir, ne bulunabilir ne dokunulabilir ne de tarif edilebilir. Karakterler bu noktayı aramaya başladıklarında aslında tanımı gereği bulunamaz olanı aramaktadırlar.
Kabala’dan Ezoterik Örgütlere: Ortak Dil
Kabala ile Tapınak Şövalyeleri, Gül-Haç kardeşliği ve Hermetik gelenek arasındaki bağ tarihsel olarak da kurulmuştur. Rönesans’ta Hristiyan düşünürler Kabala’yı kendi inanç sistemleriyle sentezlemeye çalıştılar. Bu hareket Hristiyan Kabala adını aldı. Sefirot ağacı, Hristiyan ilahiyatına uyarlandı. İbranice harflerin gizli anlamları Latince metinlere taşındı, Gematria teknikleri Kutsal Kitap yorumuna uygulandı.
Bu sentez ezoterik örgütler için ortak bir dil oluşturdu. Gül-Haç metinlerinde Sefirot sembolizmi açıkça görülür. Masonluk ritüellerinde Kabalistik sayı mistisizmi yankılanır. Hermetik geleneğin yukarıdaki ile aşağıdaki aynıdır ilkesi ile Kabala’nın mikrokozmos – makrokozmos anlayışı birbirini besler. Tüm bu gelenekler farklı kanallardan akarken aynı denize ulaşır. Görünür dünyanın ardında gizli bir düzen vardır. Düzeni yalnızca bilge ve hazır olan okuyabilir.
On Sefirot, On Bölüm: İnişin Haritası
Kabala geleneğinde Sefirot ağacı yukarıdan aşağıya, ilahi olandan maddi olana doğru akar. Keter’de her şey saf ve ışıktır; Malkut’a gelindiğinde ise artık madde, ağırlık ve sonuç vardır. Roman tam bu yönde ilerler. Oyunsu bir entelektüel özgürlükten, kaçışı olmayan ve bedeli bedenle ödenen bir gerçekliğe doğru.
-
Keter – Taç, Saf Başlangıç: Keter ilk ilkeyi, henüz biçimlenmemiş olanı temsil eder. Romanın ilk bölümü de tam bu ruhla açılır: Casaubon, gece müzededir bir şeyler olmak üzeredir. Her şey olasılık halindedir.
-
Hokma – Bilgelik, İlk Hareket: Hokma ilksel noktanın, ayrışmanın, düşüncenin ilk kıvılcımının Sefirotu’dur. Karakterlerin geçmişleri, entelektüel oluşumları kurulur. Bilgi henüz masumdur. Bir güç olarak değil bir zevk olarak deneyimlenmektedir.
-
Binah – Anlayış: Binah kavrayışı analiz eden mantık ve aklı temsil eder. Yayınevindeki çalışmalar, gelen elyazmaları ve okültizm dünyasıyla ilk temas bu bölüme düşer. Tehlikeli olan şey henüz görünmez fakat yapı kurulmaya başlamıştır.
-
Hesed – Merhamet, Yücelik: Hesed bolluk ve genişlemenin Sefirotu’dur. Plan burada şekillenmeye başlar. Bağlantılar coşkuyla kurulur. Bu bölüm romanın en entelektüel keyifli kısmıdır; düşüncenin henüz masum ve bedelinin olmadığı zaman.
-
Gevurah – Güç ve Yargı: Gevurah sınırı ve gücün karanlık yüzünü temsil eder. Plan artık kontrol edilemez bir hız kazanmıştır. İlk ciddi gerilimler bu bölümde belirir. Oyunun oyun olmaktan çıkmaya başladığı andır.
-
Tiferet – Güzellik, Denge Noktası: Tiferet ağacın tam ortasındadır. Denge ve güzelliği temsil eder. Romanın bu bölümü aldatıcı bir dinginlik taşır. Ama bu denge kırılgandır.
-
Netzah – Sonsuzluk, Yanılsama: Netzah duyguyu, eyleme geçme arzusunu ve yanılsamanın çekiciliğini temsil eder. Karakterler artık Plan’ı sorgulamak yerine kendi yarattıkları Plan’a inanmaya başlar. İnanç ile kurgu arasındaki ince çizgi burada kaybolur.
-
Hod – Dil ve Yanıltıcı Görünüş: Hod, iletişimi ve görünüşün aldatıcılığını simgeler. Planın dışarıya sızması, yanlış ellere geçmesi bu bölümde yaşanır. Söylenen şey artık söyleyenin elinde değildir. Kurgu burada karakterlerin kendi yarattığı Plan’da yaşamlarını tehlikeye atmalarının eşiğidir. Kontrol kaybedilir.
-
Yesod – Temel, Gölge ve Yansıma: Yesod yukarıdaki tüm Sefirotların enerjisini toplar ve aşağıya iletir. Romanın bu bölümünde gerçeklik ile kurgunun yansımaları birbirine karışır. Casaubon artık neyin gerçek neyin yansıma olduğunu ayırt edemez.
-
Malkut – Krallık, Madde ve Son: Malkut iniş tamamlandığında varılan yerdir. Maddenin ve bedenin mekânıdır. Soyut olan somutlaşmıştır; oyun gerçeğe dönüşmüştür. Belbo’nun sonu burada gerçekleşir. Sarkaç sallanmaya devam eder. Artık kimse onu durduramaz.
Devam edecek…
Daha fazla Panzehir kitap analizine buradan ulaşabilirsiniz.
Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.
