????????????????????????????????????
Ertuğrul Özüaydın

YAZ SEVİNCİ

Gökyüzü bulut topluyor, güneş yitip gitti. Günün ortasında hava yine karardı. Ardı ardına şimşekler çakmaya başladı. Hepimiz biliyoruz bunun ardından sağanak gelecek. Belki delidolu yağıp geçecek belki de son günlerde olduğu gibi saatlerce sürecek. Pencereye, çatıya düşen damlaların sesi duyuluyor. Şiddeti hepimizi korkutacak kadar hızlı yağıyor. Güven Turan’ın korkusu içime işledi.

Canım ilkyaz
ürkütüyorsun beni
ancak aşk anlayabilir
Seni
Dizelere düşen damlalar iyi de sokakları sular seller tutacak, yaşamsal güçlükler yaratacak. Yaklaşık iki aydır bu mevsimde alışık olmadığımız yağmurlarla yatıp kalkıyoruz. Yaz geleceksen çık da gel artık. Bu günlerde şiirimize çeşitlilik, zenginlik sunmuş yaz ve yağmur şiirleri okuyorum. Bakın Gonca Önmen’in Eski Alınganlık şiirinin dokusuna yağmur ne güzel işlemiş.
Bir yağmuru koymak var sabahın yanına
Bir yağmuru şimdi üzgün koynuna
Gök gürültüleri, delidolu yağmurlarla gündönümünü geçtik. Bulutlar dağıldı, güneş yüzünü gösterdi. Yağmur kokulu yaz geldi. Selam olsun. Tam da İsmail Uyaroğlu’nun Yeşil Yağmur şiirinde sesini duyduğunuz ve rengini gördüğünüz yaza kavuştuk. Yaz içinde yağmursuz yağmur gibi seslenir.
Gözlerine baktınız mı hiç uzun uzun
Yeşil gözlü bir kızın
Çayır çimen ferahlığı doluyor içinize
Ve ipince ıslanıyorsunuz
Sanki yeşil bir yağmur
Yağıyor usul usul üstünüze
Yazın kapıları açılmıştır. Sözcükler yazla buluşmuştur. Gelen mevsimle sanki yeni bir dönem başlamış gibidir. Yazın güzelliği kendisiyle ya da yazı çağrıştıran havasıyla dizelerde sezinlenir. Tam burada söylemek isterim ki içimdeki yaz duygusu şiirdir. O buz kestiğimiz soğukları unutturuşu içimi ısıtır. Doğanın iyi yönlerini yansıtır. Nasıl şiire bürünmesin. Sözcükler yaz şiirleriyle buluşmuştur. Ona derinlik veren her yönü şiirlerde can bulmuştur. İlkyaz mayısla başlayan güzelliktir. Aynı zamanda hiç gözden düşmeyen mevsime merhaba demektir. Pırıl pırıl haziran yumuşaklığıyla yayılır ve yediveren gülleriyle renklerini dışa vurur. Ah o temmuz, Hasan Hüseyin’in kendi gerçeğini, doğa ve toplumsal gerçeklerle şiirleştirişi…
Bir oğlum olacak adı temmuz
uykusuz
korkusuz
beter mi beter
ben beynimi satarak yaşıyorum
o benden proleter
Mehmet Başaran da duru temmuzu yüceltmektedir. Yazı duyumsatan engin maviliğin etkisindedir. Maviliğin genişliği içinde uyur, uyanır uykusundan kendisiyle birlikte temmuz uyanır. Ortalık güpgüneştir. Söz ve anlamı o sonsuz maviliğe sermiştir.
Uzandığımızda yaz döşeğinde
Altımızda kımıldanan mavilik
Temmuzdur
Mevsimin zamansal akışında Edip Cansever’in Kirli Ağustos’u bir başka yönelimdir. Herkes her şey için ortak sonuca varmaz elbette. Yazla kurduğu yakınlığın bir başka yönden olduğunu görürüz. Kendi deneyimini kendi şiir çizgisi üzerinde sürdürür.
O da var olanın ağır ağır yokluğu
Şurda bir gündüz kımıldamakta
Dağılmanın beyaz organı: tuz birikintileri
Gibi bir gündüz
Kalın kabuklarını kaldırır doğa.
 Düşer bir balıkçının tersi olan şey
Kirli ağustos! Beni oradan oraya götüren eşya
Adını vermekten çekinmediği ağustosu çizişi, biçimlendirişiyle yeni anlamlar yükler. Güzel çirkin diye ayırmaz, yaşadığı günlerin tanıklığıdır dizeleri. Kendini doğal çevreden soyutlamadan bulunduğu yere yerleştirir. Doğrusu Cansever şiirsel tutumunda somutluğu yansıtan çizgisiyle öne çıkar. Başlı başına iyi bir anlatıcıyla karşı karşıyayızdır. Şiir ve anlatım tam bir uyum içindedir. Görüntüler çarpıcıdır.
Elbette yaz denince Hilmi Yavuz’un Yaz Şiirleri gelir ilk aklımıza. Bu kitabında bir anlatım biçimi olarak sözcüğün değişik anlamlarını kullanır. (tevriye) Çarpıcı ve değişik görünümler elde eder. Mevsim olarak yaz, sonra yazmak ve sermek (yaymak) eylemleriyle birlikte kullanır. Bu sözel oyunlarda değişik benzetmeler ve canlılaştırmalar elde eder. Bu kitabında yaz, çok sesli şiirdir. Örneğin Taflan şiirinde sevgilisini yazın nitelikleriyle örtüştürür. Bir başka görünüm sunar. Belki yaz özlemi içinde yazmıştır sevgilisini. Vurucu bir nitelik kazandırmıştır. Yaz ve sevgili iç içedir. Böylelikle yeni bir yüz gibidir.
Yıldızlar uçuran
ergin, yeşil ve yabanıl
bir yaz gecesi gibisin
Görünüm sevgilisini anlatırken yaz gecesini de bir başka yaza dönüştürür. Şair benzetme içinde benzetme yaparak değişik şeyleri bir başka güzellikte birleştirmiştir. Birbiriyle ilişkisi bulunmayan şeyleri bambaşka bir söyleme taşımıştır. Bahçelerin meyve yüklü ağaçları, rengârenk çiçekleri ve bunların arasında yaşanan zamanlar aklımızdan geçer. Bolluk bereketiyle yaz, gökte açan masmavi bir çiçektir. Şiir yaz, yaz şiirdir.
Birçok özellikleri benzer kılarak yeni görünümler ve bununla birlikte yeni renkler yaratır. Bu bakımdan yaz gecesinin işlenişi sevgiliye duyulan ilgiyle özdeşleşmiştir. Bütün bunlar doğal olanla yani bir başka şeyle dile gelmiştir. Doğanın güzelliğine sığınır.
Yüzünde yolların gülüşü
ve yaz göğüne ilişkin
bir esenlik üretiyorsun
geçip giden fırtınalardan
Tutku ve duygular yine yaza yönelmiştir. Yaz şiirin odak noktası olmuştur. Doğrusu Hilmi Yavuz’un şiirlerinde şiirin odak noktasını görmek güç değildir. (Yaz, ayna giz gizem, taflan gibi.) Her şeyin belirleyici özelliği yazla anlatılmış, yazla bütünleşmiştir. Sevgilinin niteliklerini doğal olana bağlı kalarak yaz mevsiminde toplamış. Yaz, bu bakımdan sevgilinin görünümünde bir başka serüvene dönüşmüş. Doğayla insanın en güzel serüveni de şiir değil midir? Büyü’sün, Yaz! şiirinde yollar kesişir.
Senin gittiğin yollar
bana dolanan yollardır”
ve ne uzun bir büyü’sün, Yaz!
Gurbetler senin ülken, yalnızlar senin ülken
 Tuttuğu yollar birbirine açılan yollardır. Birbirini saran duygularla birbirine dolanır. Dizeler yalnızca bir anlamı ele almaz, yalnızca bir yol yoktur. Birden fazla anlamın iç içeliği şiirin geniş düzeyini ve içeriğini oluşturur. Yarattığı duygular sarıp sarmalar, o dolanan yollar sevgiliye duyduğu özlemi dile getirir. Ve o yolların gizini öğrenmek içindir o yollarda yürümek. Çektiği acıları, yaşadığı uzaklıkları vurgular. Hüzünlü bir yalnızlığı yansıtır yaşayışı. Gözlerini ülkesine çevirir aynı çizgiyi izlediğini görür.
Yazı, yaz gibi yaşamak. Yazı, yaz gibi yazmak. Yazın hakkını şiire, şiirin hakkını yaza vermektir. Böylece şiir yazın uzantısı, yaz da şiirin yol arkadaşı olacaktır. Yaşamayı seven yazı sevecektir. Yaz gerçekliği şiirde ayrı bir hava, değişik duyarlılıklar yaratır. Metin Eloğlu’nun Uyan şiirindeki çağrısını hepimiz benimsemişizdir.
Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın
İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine
Yoksul olsan da uyan
Garip olsan da uyan
Mademki güzelsin, güzeli yaşatmak için
Mademki umutlusun, umudu yaşatmak için
Hadi uyan
Şair yazdığı yazılarda yaşar, okur daha ötesine geçer. Yaz duyarlılığıyla şiirin içinden kendine bakar.  Şiirin yarattığı çağrışımla yaşadıkları bir başka boyut kazanır. Düş gücüyle beslenip gelişmiştir. Aslında yaz bütün sanatsal ürünlerde kendine geniş alanlar bulmuştur. Yolu yazla buluşan şiirler elbette bu kadar değil. Her şair yazdan seslenmeyi sevmiştir. Yaz bitmeyen şiirimizdir.

Diğer deneme yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazımızı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

 

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir