TALİH TOPU / Emrah Kirişçi
TALİH TOPU
“Yaptığımız seçimlerin neticeleriyle yaşıyoruz.”
1)
Hava bunaltıcıydı. Devriye atarken arabada pişiyorduk. “Trafik neden akmıyor” diye soran arkadaşıma uzun uzun bakarken kahvemden bir yudum aldım. “Senin kadar unutkanı yok. Sabah merkezde söylendi. Temsilciler meclisinde dışişleri bakanının konuşması varmış. Önlemlerden dolayı trafik sıkışıyor. Hem artık şu topla oynamayı kes. Kaza yaptıracaksın” derken kan beynime sıçradı. Pişkinliği bırakmadan “Topu bahçede buldum, sanırım çocuklar kaçırmış. Çöpe atıp atmamada kararsız kaldım. Ne yapayım” diyen arkadaşım lafını bitirir bitirmez frene bastım. Ters ters bakıp “Şuradan gelen çocuklu kadına ver topu. Sevindirmiş olursun” deyince arkadaşım itiraz etmeden camdan uzattı. Ufaklık gülümseyerek topu aldı.
2)
“Cehennemin dibine gitsin bakan bozuntusu” diye bağıran, ülkenin en büyük silah üretici firmasının CEO’su öfkeden köpürerek yerine oturdu. “Dışişleri politikasında ırkçı söyleme yer olamazmış diyor sayın çokbilmiş. Anlatsın o zaman bunca silahı nereye satacağız.” Alaycı bir eda ve bıyık altı gülüşüyle sözü alan yönetim kurulu başkanı yumruğunu toplantı masasına sert vurarak ayağa kalktı. “Değerli yönetim kurulu üyeleri; bakanla olan görüş ayrılığımıza son vereceğiz. İhracatımızın %70’ini gerçekleştiren silah sanayicilerinin sonunu getirecek politikasına tahammül gösteremeyiz. Temsilciler meclisine konuşmaya davet edildi. Çıkışta kötü bir sürprizle karşılaşacak.” Sözlerini bitirmesiyle, coşkuya kapılan yönetim kurulu üyeleri alkışlarıyla toplantı salonunu inlettiler.
3)
Sonunda kendisini emekliliğe ayırabileceği bir avı vardı. Üst düzey bir siyasetçiye düzenlenecek suikastta tetikçi olmuş, düşünü gerçekleştiriyordu. “Eveett güvercinler, son işimiz bitsin yemlerinizi çatılarda değil parklarda atacağım” diyen adam, cebinden aldığı mısırları serptikten sonra tüfeğini özenle kılıfından çıkarıp çatı kenarına konuşlandırdı. Arkasına uzanıp dipçiği omzuna yasladı.
4)
Bakan “Birleşik Devletler’in dış politikası ırkçı karşıtlığı olarak belirlenmiştir. Yeni eksenden kimi patronlar rahatsız olmuş” deyip bir an için durdu, dinleyenleri süzdü. Büyük bir dikkatle dinlendiğinden emin olduğunda konuşmasını “Irkçılık belasıyla yere düşürülen insanlık onurunu ayağa kaldırmak için çabalıyoruz. Tüm temsilciler, temsil ettikleri değerlerin savunucularıdırlar” dediğinde salona hiddetle giren bir adam “Oğlum işten çıkarıldı. Beş parasız kaldılar” deyip ceketine sakladığı pankartı açtı. Görevliler protestocuyu yaka paça indireceklerken bakan “Beyefendi bizimle kalabilir” diyerek, sözünü “Elimizi kanlı parayla kirletmeyeceğiz” diye bitirdi. Kürsüden inerek tebrikleri kabul etti. Konuşmayla meclisin de desteğini alan bakan, korumalarıyla etraflarını saran kalabalığın içinden geçerken güvenlik şefi kulağına “Suikast tehdidi kesinleşti. Sizi arka kapıdan çıkaracağız” dedi.
5)
Telefonun çalmasıyla güvercinler havalandı. Adam hızla başını eğip tüfeği geri çekti. Güç bela telefonu bulup fısıldayarak “Toplantıdayım. Gecikeceğim. Siz alırsınız” deyip kapattı.
6)
Bakan çıkışa yöneldi. Kapının önünde basın grubu ve halk bekliyordu. Bir anne çocuğuyla yaklaşıp “Fotoğraf çektirebilir miyiz” diye izin isteyince bakan gülümseyerek kabul etti.
7)
“Avın önü açık” deyip mermiyi namluya verdi. Parmağı tetiğin üstünde bekliyordu.
8)
Anne, çocuğunu bakanın kucağına uzatırken çocuk topu düşürdü. Bir koruma eğilirken bakan korumayı durdurup topa uzandığında, patlama sesiyle kalabalık, bağrışlar içinde sağa sola dağıldı.
9)
Bendeki de şans. Av kaçtı diye talihsizliğine iç geçirdi. Hızlı bir şekilde toparlanıp yangın merdivenine koştu.
10)
Korumalar etten duvar ördüler. İki koruma, bakanı kollarına girip yerden kaldırdı. Vakit kaybedilmeden siyah bir cipe binilerek olay yerinden uzaklaşıldı.
11)
Uzun ve sıcak bir günün bitiminde en güzel şey eve dönmektir. “Bıraktığın için teşekkürler dostum.” Ve tabii ki sizi evinize kadar getiren bir arkadaş. Sonunda bahçemdeydim. Pencerede ufaklığı gördüm. Merakla “Baba, ne aldın” diye koşturarak yanıma geldi. Paçama yapıştı. Kapıda eşim bekliyordu. “Biraz geciktin. Yemek soğuyordu” diyerek kocaman bir gülümsemeyle karşıladı. Mis gibi hindi haşlama kokusu her yanı kaplamıştı. “Aşkım sorma, bugün çok zor bir gündü. Dışişleri bakanının temsilciler meclisinde konuşması vardı. Güvenlik önlemlerine rağmen suikast engellenemedi. Ancak bakan kurtuldu” derken yorgunluktan kendimi televizyon koltuğuma zor attım. Her kanalda başarısız suikast girişimi anlatılıyordu. Eşim mutfaktan “Duydun mu aşkım, bakan yere düşen topu almak için eğilmiş ve kurşun isabet etmemiş” diye seslenerek haberleri özetlemiş oldu. “Top mu” diyerek karşılık verdim. Habere dikkat ettiğimde bu sabah arkadaşımın top verdiği çocuğu gördüm. Gözlerime inanamadım. Eşimi “Aşkım çabuk gel anlatacaklarıma inanmayacaksın” diye çağırdım.
12)
Arkadaşı evine bıraktıktan sonra kuşyemi almak zorunda kaldım. Komşunun çocuğu topum diye diye ortalığı yıkmış. Ödeşmek için kuşyemi istediler. Huysuzluğu anneden geliyor olmalı.
Daha fazla Panzehir Öykü okumak için buraya tıklayınız.
Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.
