Soner Can

ENSEMİZDEKİ CANAVAR

John Gary devletin olmadığı bir dünyada, hayata ölüm korkusu ve tehlikelerin hükmedeceğini, yalnız, kötü ve vahşi insanın ise kısa ömürlü olacağı fikrini işleyen Thomas Hobbes’un “Leviathan” metaforuna son noktayı koyuyor: Gerçek Leviathan insan denilen hayvandır! Ben de artırıyorum: Bunun daha beterini bize yapay zekâ yaşatacak!

İngiliz düşünür John Gary’yi Ateizmin Yedi Türü kitabıyla çok sevmiştim. Bir de kitaplarının arasında birlikte yaşayıp yaşattığı kedilerini.

Bu yüzden Gary’nin ülkemizde son yayımlanan kitabı Yeni Leviathanlar’ı heyecanla alıp kabul ettim. Bir Thomas Hobbes ve klasik eseri Leviathan tefsiri olarak okuyabileceğimiz kitapta yazar, öncelikle 21. yüzyıl devletlerinin nasıl bir kez daha o mitolojik (sınırsız güce sahip bağlamında) canavara dönüştüğünü ortaya koyuyor. Kitabın düşünsel derinliğini sağlayan yönü ise 17. yüzyılın kralcı, seküler, materyalist filozofu Hobbes’un düşüncelerini tefsir ediyor olması.

John Gary’nin bu kitabı yazma nedeni olan “Günümüz devletlerinin artık birer yeni Leviathan’a dönüştüğü” fikrine katılmamak mümkün değil.

Mesela pek çok yoksul ülke halkının vatanlarını cehenneme döndürdüğü yetmiyormuş gibi o cehennemden kurtulma umuduyla sınırlarına dayanan milyonlarca mülteciyi ölüme ve yoksulluğa iten devletler birer Leviathan değil mi?

Gary ise çağdaş Leviathan vurgusunu önce Nazizm ve Komünizm ardından da Putin Rusyası ve Çin üzerinden yapıyor.

YİRMİNCİ YÜZYIL YANILSAMASI

John Gary 19. yüzyılın sonlarına doğru yeşeren liberal demokrasi düşlerinin bir devrim ve iki dünya savaşıyla yara aldığını, bugüne geldiğimizde ise Hobbes’un 17 yüzyılda yaptığı tespitlere uygun olarak yeni bir Leviathan canavarının insanlığa musallat olduğunu söylüyor. Gary başka neler söylüyor, kısaca özetleyeyim:

* Hobbes’un Leviathan’da tasvir ettiği doğa durumu, toplumda anarşinin baş göstermesi haliydi ve her an yaşanabilirdi. Egemenin bir kral veya devlet başkanı, bir meclis ya da tiran olması önemli değildi. Endüstri, bilim ve sanatların barış içinde serpilebildiği “rahat yaşama koşulunu yalnızca kısıtsız güce sahip bir devlet sağlayabilirdi. İzleyen yüzyıllarda Hobbes yanılmış göründü. Gücün yasayla sınırlandığı devletler ortaya çıktı. Hükümetlerin sorumlu tutulabildiği demokrasiler gelişti.

* Yirminci yüzyılda nazizm ve komünizm bozguna uğrayınca liberal yönetim biçimi, özü itibarıyla diktatörlükten daha etkili gibiydi. Soğuk Savaş’ın ardından birçokları liberal demokrasinin evrenselleşmeye başladığına inanıldı. Günümüzde devletler liberal çağın kısıtlamalarından birçoğunu sırtından attı. Devlet, özgürlüğü genişletme iddiasındaki bir kurum olmaktan çıkarak insanları tehlikeden koruyan bir kurum olmaya yöneldi. Devlet şimdi tiranlığa karşı koruyucu olmak yerine kaosa karşı sığınak sunuyor.

* Rusya ve Çin’de hem komünizmin hem de serbest piyasaların reddedildiği yeni diktatörlükler doğdu. Demokrasinin halen işlediği yerlerde ise devlet, halkına, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş derecede müdahale ediyor.

* Bunlar Hobbes’un tanıyacağı Leviathanlar değil. Hobbes’un Leviathan’ının hedefleri kesin bir biçimde sınırlıydı. Uyruklarını birbirlerine ve dış düşmanlara karşı güvende tutmanın ötesinde bir sorumluluğu yoktu. Yeni Leviathanların amaçları ise daha geniş kapsamlı. Geleceğin son derece belirsiz olduğu bir zamanda uyrukları için anlamlı bir yaşamı güvenceye almayı hedefliyorlar. Yirminci yüzyılın totaliter rejimleri gibi, yeni Leviathanlar da ruh mühendisleri.

* Gerçek Leviathan insan denen hayvandır. Hobbes onun kendini koruma dürtüsüyle hareket ettiğine inanıyordu: İnsan, dünya onu durdurana kadar devam ederdi. Hobbes ölümün içeriden gelebileceğini görmeyi başaramadı. Hiçbir şey insanın içindeki hiçlikten daha gerçek değildir.

YENİ LEVİATHAN’IN GÖNÜLLÜ KURBANLARIYIZ

Alevlerini püskürten yeni Leviathan aslında devlet katında değil, hayatımızın içinde.

Artık kötülük; iletişim aygıtları, internet ve sosyal medya gibi mecralarla hayatımıza boca ediliyor. Birçoğundan habersiz yaşadığımız şiddeti, zorbalığı, saf kötülüğü, güvensiz ortamlar gözümüze sokuluyor. Biz de aslında hep varolan kötülükleri gün güne artıyor sanıyoruz.

Sanırım yeni Leviathan, akıl almaz gelişimiyle yapay zekâ ve o teknolojinin sahibi şirketlerle onların işbirlikçisi devletler olacak. Bilgiyi, üretim ve tüketim olmak üzere insanlığın binlerce yıldır bir biçimde birlikte yaşayıp kotardığı süreçleri yapay zekâ, tek sunucudan yönetip yönlendirecek.

Biz ise şimdilik yapay zekâ sunucularının -sırf bizi eğlendirmek için olmasa gerek- düzenlediği fotoğraf ve videolardan ve memnuniyet ve hayretle karşılıyoruz. Şükranımızın bir ifadesi olarak sonsuz piksel çöplüğü sosyal medyamızda paylaşarak anlık, günlük avuntularla geçiriyoruz günlerimizi.

Hobbes’un da bugünleri yaşayan bizim de hesap edemediğimiz bu öngörülemez Leviathan, hiç masum değil. Hayatımızı kolaylaştıracağını, renklendireceğini umduğumuz bir gücün bizi geri dönemeyeceğimiz bir biçimde esir alan gönüllü teslim olduğumuz, birkaç on yıl sonra devletin de tanımını, kapsamını ve etki alanını belirlemesi, belki de yeni bir devlet inşa etmesi kuvvetle muhtemel olan yapay zekâ.

YÜZYILLAR ÖNCESİNDEN BUGÜNLERİN TARİFİ

John Gary’nin kitabının sunuş sayfalarına Hobbes’tan yaptığı alıntı, günümüzü -tam tersi nedenlerle elbette- tarif ediyor sanki.

“(…) insanlar hepsini birden korku altında tutacak genel bir güç olmadan yaşadıkları vakit, savaş denilen o durumun içindedirler; ve bu savaş herkesin herkese karşı savaşıdır (…) (…) Böyle bir ortamda, çalışmaya yer yoktur; çünkü çalışmanın karşılığı belirsizdir: ve dolayısıyla toprağın işlenmesine de yer yoktur; ne denizcilik; ne deniz yoluyla ithal edilebilecek malların kullanılması; ne rahat yapılar; ne fazla güç gerektiren şeyleri kaldırmak ve taşımak için gereken şeyler; ne yeryüzü hakkında bilgi; ne zaman hesabı; ne sanat; ne yazı; ne de toplum vardır.

Hepsinden kötüsü, hep şiddetli ölüm korkusu ve tehlikesi vardır; ve insan hayatı yalnız, yoksul, kötü, vahşi ve kısa sürer. “  Leviathan, 13. Bölüm

 

Yeni Leviathanlar: Liberalizm Sonrası Düşünceler / John Gray / Domingo Yayınevi

 

Daha fazla Panzehir kitap analizine  buradan ulaşabilirsiniz.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir