Filiz Sever

İKİ ÇOCUK KİTABI VE İLGİNÇ ANALİZ

Mr.Stink’te bir evsizin aileye verdiği ayar anlatılırken, Pinokyo gibi tembellik eden serseri bir kuklanın da kişiye verdiği zararlar gözler önüne seriliyor. Aslında her ikisi de avare insanlar ama bir kukla olarak yaşayan ve görmüş geçirmiş insan olarak yaşayan arasındaki serserilik farkını da anlıyoruz.

Bir çocuk insana neler neler öğretir! Onların dünyası çok büyüktür. Duyguları ve hayal güçleri sınırsız olduğu gibi, dünyaları son derece zengindir. Şu sıralar çocuklar için yazılmış iki kitabı İngilizce orijinalinden okudum. Birisi hepimizin çok iyi bildiği Pinokyo, diğeri ise Mr.Stink adlı bir kitap.

Evet, söylediği yalanlar yüzünden burnu uzayan Pinokyo’yu çocukluğumuzdan itibaren çok iyi biliyoruz ama sanki ilk kez okumuşçasına hayrete düştüm. Meğer ne çok mesaj içeriyormuş. Tıpkı bugün de bol bol yalan konuşan insanlar olduğu gibi, tembel tembel oturan veya oturduğu yerden bolca para kazananlar görmekteyiz. Ta o günlerden bugünlere maalesef hiçbir şey değişmemiş. Onun için çocuklardan ziyade büyüklerin okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum. Hatta kitaptan öğrendiğim o kadar güzel atasözleri var ki; bakınız bazıları ne kadar anlamlı.

Bad wheat always makes poor bread! (Kötü buğday daima fakir ekmek yapar)

Stollen Money never bears fruit. (Çalıntı para asla meyve kazandırmaz)

Whoever steals his neighboor’s shirt, usually dies without his own. (Kim komşusunun tişörtünü çalarsa, genellikle kendisi ona sahip olamadan ölür)

Yine çocuklar için yazılmış Mr.Stink adlı roman da enteresandı. 12 yaşındaki bir kız çocuğunun ailesine verdiği ders, bir de bu dersi evsiz bir adamla beraber verişi çok anlamlı.

Evsiz Mr.Stink köpeği Düşes ile sokaklarda dolaşır durur. 12 yaşındaki Chloe ise kız kardeşi Annabella, annesi ve babasıyla birlikte yaşamaktadır. Kız kardeşi Annabella aktif ve çalışkan bir kız iken, Chloe ise onun tam aksidir. Okulu, dersleri sevmeyen özgür ruha sahip bir çocuktur. Annesi çok disiplinli ve baskın bir kadındır. Annabella’dan hayli memnun olan annesi, Chloe’nin de öyle olmasını ister fakat Chole kız kardeşi gibi değildir.

Bir gün sokaklarda avare avare dolaşırken evsiz Mr.Stink’e rastlar, onun yaşamına özenir. Onların mahallesindeki bu evsiz adamla sohbet ederek onu tanımaya, anlamaya çalışır. Chole, Mr.Stink ile gizli gizli görüşür.

Mr.Stink adlı roman aslında bir evsiz ile Chole adlı çocuğun hikâyesi ama daha ziyade toplumsal mesaj niteliğinde oluşuyla, bir aile hem de seçim kampanyasındaki bir seçmene rol model olması sebebiyle toplumsal duyarlılığa da işaret ediyor. Nasıl mı?

Çocuklar insan tanıma ve güvenilir insanı seçme konusunda uzmandırlar. Bu durumu bizzat gözlemlemiş biri olarak belirtiyorum ki; okuduğum kitapta da fark ettiğim için çok net söylüyorum. Mr.Stink köpeği Düşes ile sokaklarda dolaşan evsiz bir adam ama aslında geçmişte görmüş geçirmiş ‘Lord’ unvanına sahip birisi. Düşünün İngiltere’de yaşayan yüzlerce evsizden sadece birisi o. Ama gelin görün ki, çocuk Chole’nin temiz kalbiyle seçtiği bir evsiz.

Chole’nin annesi yerel seçimlere katılmaya karar verdiği sırada, küçük kız Mr.Stink’i evlerinin önüne yerleştirir. Gazeteden röportaja geldiklerinde evin önünde bir evsiz bulan gazeteciler, Chole’nin annesine, evsizlerle ilgili planlarınız var mı, diye sorular sormaya başlarlar. Annesi de Mr.Stink’i böyle öğrenir ama seçim kampanyasında kullanacağı için kızına bir şey söylemez. O günden sonra Mr.Stink bayağı popüler olmuştur. Chole’nin annesiyle birlikte TV kanalına çağrılırlar. Aslında o çok asil bir evsizdir. Eskiden Lord imiş. Çok sevdiği karısı Lily ölünce, kendisini sokaklara vurmuş. Bunu bir gün cebinden düşürdüğü fotoğrafını görünce anlatır Chole’ye.

Chole onunla sokaklarda yaşamak ister. Mr.Stink, Chole’nin annesi ile görüşür ve çocukları konusunda aileye uyarıda bulunur. Annesi kızını kaybetmek istemediği için uyarıyı dikkate alır ve otoriter tavrını bırakır, kızı ile iyi geçinmeye başlar. Mr.Stink bu aileye çok iyi bir ayar vermiştir aslında.

Evet, bu çocuklar için yazılmış romanda ilk etapta verilen mesaj, insan seçimi oluyor. En iyi insan analizini çocuklar yapar. Tecrübemle sabit olan bu sözün hep arkasındayım. Bir yılı aşkın süredir ikiz çocukları olan arkadaşımın ikizlerini hem seviyor hem de onları gözlemliyorum. Tanıdığımda henüz 2,5 yaşındaydılar. Bir topluluğa girdiğimizde, onlara güldükleri veya ilgilendikleri insanları o kadar iyi seçiyorlardı ki; bu konuda biz büyükler emin olun bu kadar başarılı değiliz. Masum çocukların önsezileri o kadar güçlü ve o kadar saf ki, doğal olarak insan seçiminde de son derece şeffaf olup iyi insanları kendilerine çekmeyi başarıyorlar.

Şimdi bunları neden anlatıyorum; okuduğum iki kitapta da aslında verilmek istenen bir çocuktan neler neler öğrenebileceğimiz. Çocuklar art niyet olmaksızın objektif olarak görebilen saf varlıklardır. Henüz olumsuz düşünceler, kötü fikirler yerleşmemiştir belleklerine.

Evsiz bir adamın 12 yaşındaki bir çocukla aileye ve topluma verdiği ders gerçekten çok etkileyici olduğu gibi, yalan söylediği için burnu uzayan Pinokyo’nun bir kukla olarak verdiği ders çok düşündürücü oluyor. Sonuçta, bugün bile insanların tecrübe sahibi olarak hayatlarına yön vermeleri için büyük-küçük herkesin ibretle okuması gereken kitaplar. Gelin, ara sıra çocuklar için yazılmış romanları okuyalım, ne dersiniz?

 

Daha fazla Panzehir kitap analizine  buradan ulaşabilirsiniz.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir