HAZAN- AYŞE KULİN

Ayşe Kulin’in henüz bir ay önce, Temmuz’un ikinci yarısında yayınlanan son kitabı Hazan yazarın daha önce yayınlanmış olan anı kitaplarının devamı niteliğinde bir çalışma olmuş. Ancak bu son kitap Hayat, Hayal ve Hüzün adlı anı kitapları kadar akıcı değil, okuru sarmıyor. Bu kitabın yazım sürecinin Kulin’in yorgun ve neşesiz bir dönemine denk geldiğini düşünüyorum.

Kulin bizzat kendisi kitabın ilk bölümünde oldukça şikâyetçi ve mızmız bir üslupla son dönemde artık yazamadığını, anlatacak bir şey bulmakta zorlandığını uzun uzun anlatmaktadır. Kulin’in bu ifadelerinden; ilham perisinin solmaya başladığını, bedenen ve ruhen yorgun olduğunu,  hemen her konuda bir bezginlik ve yılgınlık içinde bulunduğunu anlıyoruz.

Şüphesiz her yıl en az bir kitap çıkarma telaşı herkesi yorar. Yayınevinin yeni kitap beklentisinin ve okurun sevip sevmeyeceği endişesinin yaratacağı stresi düşünebiliyorum.

Ayşe Kulin Veda ve Umut adlı romanlarda ailesinin tarihinden yola çıkarak, yaşanmışlıklarla kurguyu buluşturmuş ve çok okunan popüler romanlar yaratmıştı. Kulin’in en başarılı yapıtlarının; biyografi-anı ya da otobiyografi-anı türündeki bilgi ve belgeye dayalı kurgu romanları olduğunu düşünmekteyim.

Yazarımız Hazan adını verdiği son anı kitabını geçirdiği kalça ameliyatı sonrasında 2020 yılının başlarında yazmaya başlamış. Ayşe Kulin yayıncısının talebi üzerine bir tür veda kitabı kaleme almış. Anı kitaplarına son bir ek yapmış. Şöyle demiş tanıtım bülteninde yazarımız: “Sürdürdüğüm otobiyografik seyahatimi “Hazan” ile noktalıyorum. Kitabın hüzün dozu çoka kaçmasın diye gülünç ve keyifli anılarımdan da seçtim siz okurlarım için.

Kulin bu son kitabına daha önce yayınlanmış olan Hayat, Hüzün, Hayal adlı üçlemenin sonunda kaldığı yerden başlamamış. Son bir buçuk yıllık anılarına öncelik vermiş. Hemen pandemi öncesinde gerçekleşen ameliyatıyla ilgili anılarını ve iyileşme sürecini anlattığı ilk bölümde yaşamını kolaylaştıran yardımcısının ve hayat yoldaşının özenli bakımını ve yakın ilgisini öğreniyoruz.

 

 

Nedense, yakınlarının yoğun ilgisine rağmen mutsuz ve huzursuzdur yazarımız. Hayatından ameliyat sonrası bir süre kullanmak zorunda kaldığı koltuk değneğinden şikâyetçidir. İyileşme süreci devam ederken pandemi ilan edilince hayat arkadaşı ile bir başlarına kalıverirler.  Sokağa çıkma yasaklarından çok rahatsızdır yazarımız. Bu yasaklardan bir parça olsun uzak kalabilmek için yaptıkları planlardan kaçamaklardan uzun uzun söz eder. Yollar açılınca Urla’daki yazlıklarına gidişlerini, oradaki yaşamları, torun ziyaretlerini de aynı bezgin ifadeyle aktarmaktadır. Adata yaşam enerjisi solmuştur. Aynı günlerde yakın çevrelerinden bazı arkadaşlarının yaşamlarını yitirmesi de Kulin’i çok olumsuz etkiler.

Kitap fuarlarının, tanıtım gezilerinin, söyleşilerin, imza günlerinin yapılamadığı bu dönem yazarımızın beslendiği enerjilere ulaşamadığı günlerdir. Sosyal açıdan kapalı yaşadıkları bu süreçte yaratıcılığını da yitirdiğini düşünmektedir. Hatta bir gün “artık yazamıyorum” diyerek, bu son kitabının taslağını bilgisayarından siler. Yayın temsilcisi Barbaros ile sürekli iletişim halindedir ve yazamamakla ilgili şikâyetlerini aktarmaktadır. Barbaros uzaktan yeterince etkili olamadığını anlayınca bir gün Urla’ya ziyaretlerine gelir ve oldukça etkili br ikna konulması yapar. Yaşamındaki sevinçli olaylardan, başarılarından, katıldığı ilginç toplantılardan aldığı ödüllerden kitabında bahsetmesini önerir. Bu öneri Ayşe Kulin’e ihtiyacı olan hevesi vermesine verir ama ortada bir sorun vardır. Anıların ilk bölümü yoktur, beğenmediği için tamamını bilgisayardan silmiştir.

Mutlu bir tesadüf olarak,  uzun yıllardır yaşamını paylaşan ve çalışmalarını destekleyen hayat yoldaşının bir süre önce her ihtimale karşın kitabın taslağını yedeklemiş olduğu anlaşılır. Arkası sular seller gibi gelecektir.

Ayşe Kulin'den Otobiyografik Yolculuğuna Bir Son: “Hazan” | Artful Living

Ayşe Kulin’in Hayat, Hüzün ve Hayal adlı anı kitaplarında yer almamış olan başarı hikâyeleri ardı ardına bu son kitapta sıralanır. Yurt dışındaki kitap fuarlarına katılması,  Türk derneklerinin davetiyle Avrupa ve ABD’de okuma turlarına çıkması, yurtdışında basılan kitaplarının tanıtımlarına katılması, aldığı ödüller, ödül törenleri sırasında tanıştığı ünlü kişilerle olan kısa anılar sırayla Hazan’da yer alır.

Ülkemizde olan bitenden çok rahatsız olduğunu son yıllardaki çeşitli söyleşilerinde ifade etmiş olan yazarımız, günden güne artan olumsuzluklardan çok rahatsızdır. Zamanının azaldığının farkında olmanın duygusuyla bu kitabında tüm samimiyetiyle içini dökmüş. Sadık okurlarına hayatının son dönemine ait bilgiler aktarırken, ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili üzüntülerini ve kaygılarını da uzun uzun anlatmış. Toplumun büyük kesiminin cahil ve açgözlü, hadsiz ve niteliksiz bir kitleye dönüşmesi ile ilgili endişelerini dile getirmiş ve çıkış yolu olmadığı, umudu kalmadığını anlattıktan sonra Ahmet Altan’dan bir alıntı ile tamamlamış son eserini.

Hazan’ı 79 yaşının ortalarında yazmaya başlayan Ayşe Kulin, 80. yaşını tamamladığı bugünlerde bir kez daha okurun karşısına çıkarken artık ömrünün de hazan mevsimini yaşamakta olduğunu açık yüreklilikle ve samimiyetle ifade etmektedir. Yaşlanmayı kabul etmiştir etmesine ama dünyanın ve özellikle ülkesinin halinden hiç memnun değildir.

Samimiyeti, endişelerinin gerçekliği bir yana bu son kitabının akıcılığı eksik. Sarmıyor, empati kurulamıyor. Anlatım temposu düşük, övüngen bir dil alçakgönüllülük iddiasına rağmen dikkat çekiyor. Bir tür üsten bakış okura yansıyor.

Orta yaş ile yüzleştiği bölümler samimi, güzel şeyler olmasını beklemesi, iyi haberler duymak istemesi çok insani.

Yayıncılık politikası gereği yazarın yeni kitabının okurun karşısına yaz başında, yani tatil mevsimi öncesinde çıkması planlanmış. Ancak çok satacağına emin oldukları kitap ancak 17 Temmuz’da raflardaki yerini alabilmiş. Everest Yayınları’nın ilk baskıyı yüz bin olarak yapmasından, hala Kulin romanlarının sadık kadın okuruna çok güvendiklerini anlamaktayız.

Ayşe Kulin okurları belki de son kitabı olan Hazal’ı da satın alacaktır mutlaka ama diğer kitapları gibi anlatının içinde kaybolmaları mümkün olmayacak.

Ayşe Kulin'den yeni kitap: Hazan

Aradan geçen beş haftada Hazan hakkında hiçbir yerde tek satırlık bir değerlendirme çıkmamış olmasını doğrusu biraz yadırgadım. Anlıyorum, herkes tatilde ama zaten bu romanın basımı da güneşlenirken kolayca okunabilsin anlayışıyla tatil mevsimine yetiştirilmek üzere planlanmıştı. Ayrıca içinde bulunduğumuz bu pandemi döneminde internet sayesinde masa başı iş yapan insanlar, yazarlar, gazeteciler,  eleştirmenler, editörler zaten uzaktan çalışmıyor mu?

Kulin’in son kitabına neden ilgi yok? Doğrusu bilemedim.

Belki kitabın tümüne hâkim olan hırçın ve mutsuz üslup ile engelleyemediği bir kendini beğenmişlik ve üstten bakışın varlığı mı? Çok emin değilim.

İnternet ortamında ulaşabildiğim yegâne bilginin yazarın ağzından yazılmış bir iki paragraflık tanıtım notundan ibaret olması da ilginç geldi. Everest Yayınları acaba neden İnkilâp Yayınevi’nin tatil mevsimine yetiştirdiği Livaneli’nin son kitabı “Balıkçı ve Oğlu” için yapmış olduğu editör söyleşisi gibi bir tanıtım söyleşisi ya da yazısı hazırlatmadığını düşünmekten kendimi alamadım.

Kanadı Kırık Kuşlar ile başlayıp, Kördüğüm ile devam eden roman serisinin kahramanlarının;  Gizli Anlar Yolcusu ile başlayıp,  Bora’nın Hikâyesi, Dönüş ve Handan adlı kitaplar ile devam eden bir diğer roman serisinin kahramanları ile “Son” adlı romanında bir araya getirdiğini bu sayfalarda size uzun uzun anlatmıştım. Ayşe Kulin muhtemelen edebiyatta çok az denenmiş, benim de örneğine sadece Lale Devri adlı dizide rastladığım bir şeyi yapmıştı. Birbirinden çok farklı hikâyesi ve kahramanları olan ve iki farklı dünyayı anlatan ve seri haline dönüşünce giderek anlamsızlaşan romanlarını noktalayabilmek için iki serinin kahramanlarını yeni bir romanda buluşturmuştu.

Peki, iyi mi olmuştu? Tek sözcükle yanıtlayalım. Hayır!

Öyle ki, Kanadı Kırık Kuşlar romanının ilginç hikâyesi de bu arada güme gitmişti. Ne demek istediğimi merak eden okurlara Panzehir dergide  “Ayşe Kulin” adıyla arama yapmalarını öneriyorum. Geçtiğimiz yaz söz konusu serilerin tamamına ait analiz yazıları paylaşmıştım.

Son söz olarak, sevgili yazarlarımızın “musluk akarken küpümü” doldurmalıyım” endişesini anlamakla birlikte, edebiyata ve okura saygı adına seri üretimden vazgeçmelerini önermek istiyorum. Livaneli ve Kulin’in bu yaz mevsiminde sunulan son kitaplarının  “artık geride ne kaldıysa, ne bulursam, ne olursa alt alta yazayım da, sayfaları doldurayım” çabası gibi görünmesine üzüldüğümü söylemeliyim.

Tam da bu nedenle Kazuo Ishiguro’nun aynı dönemde yayınlanan Nobel’den sonra yazdığı son romanı “Klara ile Güneş” hakkında onlarca değerlendirme yazısı varken Livaneli ve Kulin kitapları için bir tane bile yazılamadığın düşünüyorum.

 

Birsen Karaloğlu

2 thoughts on “HAZAN- AYŞE KULİN/ Birsen Karaloğlu

  1. Sevgili Birsenciğim çok boyutlu kitap tanıtımlarına yenisini eklemişsin, kutlarım. Samimi, akıcı biçemini seviyorum. Gerçekçi yorumların okuyuculara yol gösteriyor, bol okuma/ yazmalar… Sevgiler

  2. Birsen Karaloglu dedi ki:

    Teşekkür ederim hem hocam, hem arkadaşım olan sevgili Berna, sağ olunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.