Özlem Gemici

EKOSELİ MASKE

Vapurun Karaköy’e yaklaşmasıyla daha merdivenlerdeyken dikkatini çekmişti adam. Yeni tip gemilerin çıkış kapıları da çok değişikti eskilere göre. Adam başını cam kapıya yapıştırmış, açıldığında sanki fırlamaya hazır fişek gibi görünüyordu.

Rıhtıma yanaşması biraz zor oldu vapurun. Rüzgâr engelliyordu. Arkasındaki kadın incelemeye başladı adamı. Altında kot pantolon üstünde bir mont. Onu esrarengiz yapan kafasındaki şapkanın üstüne geçirdiği kapüşonu ve yüzündeki ekoseli bezden maskeydi. Sadece gözlerinin görünür halde olması ürkütücü geldi ona. Sanki birilerinden kaçıyor gibiydi.

Merakla bakındı, arkasından onu takip eden var mı diye. Bir yandan da korkuyordu, adam ters bir hareket yaparsa bıçak ya da silah çıkarırsa diye. Ona baktığını belli etmemeye çalıştı. Artık nereden ne zarar gelecek bilinmez dönemdi. Herkes sağını solunu kolaçan etmek durumdayken tedirgin olmamak olası değildi. Vapurun yanaşması geciktikçe adamın elleriyle hareketler yaparken bir yandan da homurdanması gözünden kaçmadı.

Çocukken annesi hep tembihlerdi “Yüzü görünmeyen insanlardan uzak dur, aman sana bir şey sorarsa konuşma” diye. Ya adam da dönüp ona bir şey söylerse ne yapardı? Neyse ki vapur kalabalıktı. Etraf insanlarla doluydu, vapurdan inince korkusunu yenebildi.

Yıllar öncesinde, mahallelerine biri dadanmıştı. Çocuk kaçıran adam diyorlardı. Hatta bir keresinde arkadaşıyla sek sek oynarlarken yanlarına kadar yaklaşıp bir şey sormuş, korkarak kaçışmışlardı. Bu tip haberler televizyondan duyulmazdı hiç. Sadece tek televizyon kanalı olduğu zamanlardı. Anca gazetelerde ya da kulaktan kulağa duyulurdu. O zamanlar neden şikâyet etmemişler ki onu diye düşündü şimdiki aklıyla yürürken.

Son yıllarda, her gün onlarca kadın ve çocuk ölüm haberleri oluyor da suçlular bulunuyor mu sanki? Bulunsalar da sözde cezalarla affa uğrayıp çıkıyorlar.

Karaköy alt geçidinden geçip yoluna devam ederken aynı adamı köşe başında maskeli iki adamla konuşurken gördü.  Görünmemek için karşı kaldırımdan yoluna devam etti.

Akşam eve döndüğünde her zamanki gibi yemek hazırlarken gözü haberlerdeydi. Kuyumcu soygunu haberinin kamera görüntüleri vardı ekranda.  Adam elinde oyuncak silahla tezgâhın arka tarafındaki kızdan siyah bez çantayı doldurmasını isterken bir yandan da “Bağırma sakin ol” diyor. Kız çantayı doldurduğu anda alarmın çalmasıyla hırsız panikliyor. Çantanın sapının dolaba sıkışmasıyla tüm altınlar dükkâna saçılıyor. Pür dikkat izlerken, kaçan adamın yüzündeki maskeyi görünce bastı çığlığı “Bu o, bu o!” diye.

Daha fazla Panzehir Öykü okumak için buraya tıklayınız.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir