AKŞAM ALACASINDA / Serap Gökalp
AKŞAM ALACASINDA
Yaşlıların aşkı unutuşlarının hikâyesi…
Karşı komşunun kaynanası görmüş her şeyi. Pencerenin önünde oturmuş, sokağı gözlüyormuş. Akşam ezanını okumasını bekliyormuş. Kış günü hava buz gibi, yollar tenha mı tenhaymış.
Tam müezzin Allahuekber dediği sırada, büyük katanaların çektiği koca araba köşeyi kıvrılmış da yanaşmış evin kapısına. Atlar beklerken kuyruklarını kaldırıp tezek bırakmışlar bulundukları yere; hatırlıyor.
Arabadan genç bir adam inmiş. Siyahlar içindeymiş. Arka kapakları ardına dek açıp o evin kapısını çalmış. Nasıl bu kadar kendinden emin olabiliyormuş hayret. Sanki eve ikide bir gelen biri gibi edalıymış. Kapının aslan başlı tokmağını kullanmayıp işaret parmağının boğumuyla vurmuş.
Karşı evin kaynanası açık kapaklardan arabanın içindeki kumaşları, halıları da görmüş. Sabır da bir huydur, ne olacağını görmek için sabretmiş.
Açılan kapıdan kadın belirmiş. Yüzü gülüyormuş. Kocası bu gülüşü de bu adamın yakışıklılığını da görse kıskançlıktan çatlarmış. İlkin ellerini kollarını aça aça, acele konuşmuşlar. Kadın evden acele çıkmış. Ayağında terlik, üstünde ev kılığı varmış, kalçalarını kıvırarak arabanın içine uzanmış. Peşinde siyahlar giymiş sürücü varmış. Karşı komşunun kaynanası yerinden doğrulup pencereyi açayım da sorayım derken, atlar kuşlardan kanat almış mı, kapaklar da kapanmış mı? Sürücü atları kamçılar kamçılamaz atlar kanatları yere çalmış da sırra kadem basmış mı?
Karşı komşunun kaynanası onun her zaman gelen çerçi olmadığına yemin ediyor. Bu kesinlikle başka biri. İhtimal her zamanki çerçinin önce yolunu, sonra boğazını kesti. İhtimal arabayı da bir ıssıza terk etti. Zaten atlar kanatlı, geriye araba kaldı. Ezandan sonra karanlık bastığında kadının eve gelen yaşlı kocasını da gördü O. Kanatsız kuşlar yerde gezerken, evin ışıkları yanar, kapısı ardına dek açıkken… Adam, tutun da vurun da diye bir gürültü koparmaz mı? Herkes sokağa fırlamaz mı? Eyvah, demiş karşı komşunun kaynanası, şimdi bunlar susmazlar, bizim bebeyi uyutmazlar. Namaz vakti de kaçtı, bak sen şu işe. Kapatmış pencereyi, girmiş içeri. İyi de o adam o kadını ne etti?
***
“Polis gerçek sürücünün olay sırasında hastanede olduğunu, çünkü darp edilip aracının çalındığını saptadı. Çalıntı araçla, teslimat listesindeki bazı adreslere gidilmişti. Temizlenen halılar sahiplerine verilmişti. Müşteriler paralarını ödemişti. Park halinde bir sokak arasında bulunan minibüste yıkanmış teslim edilmeyi bekleyen başka halılar vardı. Anlaşılmayan, tüm müşteriler kadınken, söz konusu kadının neye göre seçilip kaçırıldığıydı. Suçlunun eşkâli mi? Hah işte o hayaletmiş herhalde. Çünkü halısını teslim alanların hiçbiri – akşam alacasıydı, acelem vardı- onu tarif edemiyor. Sürücüyü gören yalnızca karşı komşunun kaynanası…”
Daha fazla Panzehir Öykü okumak için buraya tıklayınız.
Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.
