Ümit Duman

HİÇ GÖRMEDEN

Hasan şehirdeki evimin minik bir ormanı andıran parkının yeşil ağaçlarla çevrili meydanına bakıyorum. Bir şeyler anımsatıyor bana ama neresi inan bilmiyorum. Flu bir şeyler gelip geçiyor duygu dünyamdan. Park ışıkları parlak mı parlak, ortadaki havuzun suyu berrak mı berrak ama anlatamadıkları, anımsatamadıkları bir yerin hüznüyle yavaş yavaş soluyorlar sanki. Akşam yağmuru anımsama gezintilerime adeta duvar örüyor. Sağanağa dönmesiyle bütün umutlarım yerle yeksan oluyor. Bu güzelim sonbahar akşamında yalnızlığımla düşüncelerim arasında hüzünlere boğuluyorum. Kafamda bir tuhaflık var. Anlatmakta zorlanacağım biliyorum. Başım çatlıyor düşünmekten.

Garip ve derin bir özlem dalgası geçiyor içimden. Ama özlediğim yerin ne adı ne neresi olduğu hakkında en ufak bir bilgi kırıntısı yok beynimde. Utanmasam beynimi sahibinden az kullanılmış diye satışa çıkaracağım. Hurdaya dönmüş bana da bir yararı dokunmaz gayri.
Özlem duygundan korktuğun oldu mu hiç Hasan?

Garip ve derin bir özlemle kıvranıyorum. Ama neye, nereye? Ne olur minik bir ipucu ver, bir şeyler söyle onun hakkında yoksa delireceğim belki de delirdim de farkında değilim.

Balkon camından bir kasabayı bir köyü ya da bir mahalleyi görür gibiyim. Camdan duvarlarına bir kuyuya düşer gibi ellerimi geçirirken elime takılacak bir pürüzden medet umuyorum. Anımsamak için özlediğimin adını anımsamaya. Gözlerimi kapatıyorum. Simsiyah bir karanlık… Yalvarıyorum Hasan, hemen ara ve söyle neyin, nerenin özlemi bu. Hayatta tutunacak bir dalı kalmamış meczup gibi boş boş bakıyor, gözyaşlarımı akıtıyorum.

Bağışla dostum seni de ismin dışında ne yüzünü ne boyunu posunu ne de gözünün rengini anımsıyorum.

Yalnızlık, hiç ama hiç terk etmeye niyeti olmayan yalnızlık tüm anılarımı teker teker silmeye yaramaktan başka bir işe yaramamış.

Bu yaşadığım derin özlem çöl gibi uçsuz bucaksız bir coğrafyada kendime sığınacak bir vaha aramanın tezahürü mü acaba, diye de usumdan geçirmiyor değilim. Çaresiz, güçsüz ve üzüntülü özlemime kelepçelenmiş bir yaşamın gerçekliğini yaşamaya mahkûm edilmiş hissediyorum. Üstelik tesellisi de yok gibi.  Özlemimin kabarmasının bir nedenini bulamıyorum çünkü.

Yemyeşil bir doğanın içinde ağır ağır süzülen bir nehir, kristal görünümlü bir gökyüzü, ıtır kokan havası, komşuların gül kokan bahçelerinden, ekşi elmaları ve yerlere sarkan narlarından, yol kenarlarında dallarında kargaları ağırlayan akasyalarından, beynimi anımsamaya zorlayacak, özlemimin adına ulaşacağım ipuçları yakalamaya çalışıyorum.

Soruyorum sana Hasan, hafızamda en ufak görüntüsü, kokusu, sesi olmayan bir yeri özleyebilir mi insan? Tamam seni görüyorum ve ne düşündüğünü, yani bütün bunlar yoksa nasıl özlersin ki diye alayla gülümsediğini görüyorum. Delirdiğimi düşünmene küsmem.  İnan beni en iyi anlayacak kişi sensin diye yazıyorum. O kadar da yalnız değilim yani.

Ama fantezi hünerlerimi çalıştırıp, buralar acaba ilk aşkımı tattığım, ilk öpüşlerimi hissettiğim, ilk ömür boyu unutmayacağıma yeminler ettiğim yerler mi, diye zıpır fikirleri çeviriyorum kafamda.

Yaklaşık kırk yıl öncesinden geldiğini sandığım cılız ışıklar biraz biraz hatırlatır gibi olurken bir saniye de uçup gökyüzüne yükseliyorlar.

“Ümitsizce özlemek” ne demek tam da onu yaşıyorum sanırım.

Yeni aşklardan, güneşin doğuşundan, baharın gelişinden,  medet umuyorum. Hatırlamama yardım edeceklerine eminim inan.

Bu kadar yıldır görmediğin gelmediğin bir yere nasıl özlem duyarsın dediğini duyar gibiyim. O da yani orası da beni özler mi? Beni beğenir miydi birlikte yaşarken?

Bahçemdeki narlar büyüyor, akşam yağmurları bir fena bu gece, loş ve gölgeli balkonumun ferahlığını terk ediyor buralarda duramıyorum. Nereye gideceğimi de bilmiyorum ama kendimi sokaklara atıyorum. Neyi özlediğimi hatırlayamayacağım bu akşam anladım. Senin de yardım edesin yok gibi bu akşam Hasan. Rahatsız ettiğim için özür dilerim.

İnan ki yaşamımın hiçbir anında bu kadar derin ve kanırtıcı bir acı yaşamamıştım. Biliyorum hiç bir kitap yazmaz bu kadar büyük acılara katlanacak bir peygamberin varlığını. Elveda…

Daha fazla Panzehir Öykü okumak için buraya tıklayınız.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir