KARANTİNA GÜNLERİ-(6)


Sevgili Günlük…Bugün gönüllü başladığımız, ancak sonrasında egemen güçlerin zorunluya çevirdiği korona karantinasında bir günü daha tamamladık…Ayın on üçü…

Bu arada biliyorsun sevgili günlük 13 benim uğurlu rakamımdır…Bu gün de uğurlu başladı, balkon kapısından kuşlara ekmek kırıntıları koymak için başımı dışarı uzattım ki.., çatıdaki kumru tam kafamı nişanlayıp, ayıptır söylemesi … Hah dedim tam sayısal loto oynanacak durum…Fırladım gardrobun başına… kazak filan giyip, koşup bir bayi bulayım, uğurun etki süresi geçmeden iki kupon doldurayım dedim… demesine de…Önce, bayilerin kapandığı geldi aklıma, sonra da dışarı çıkma yasağımın olduğu…Çakıldım kaldım…

“Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır” demiş ya Nietzsce… Hak’katen biz bu vartayı nasıl olsa atlatırız, damarlarımızdaki asil kanda yeterli antikor mevcuttur diye biz salgının kısa zamanda geçeceğini ümit ettikçe uzmanlar, önce Mayıs dedilerdi, sonra Temmuz, dün akşam Aralık maralık … Benim tansiyon 14’e çıktı tabiii…

Bunlar bilerek karantinayı (yani işkenceyi) uzatacaklar gibime geliyor. Bu da benim komplo teorim…Zaten bu aralar komple komplo teorilerine battık…Arkadaşlarımızdan gelen komplo hikayeleri yetmedi, bir de Face’de komplocular grubuna kaydımı yaptırdım…Benden de teorimi yazmamı bekliyorlar…Bu aralar kafam dağınık biraz, toparlayınca yazarım elbet…

Şimdi niye kafam dağınık… Belki merak etmişsindir Sevgili Günlük… İki gün sonra ay başı ya…Bi dolu banka işi var…Bunların bir kısmı mobil uygulamalarla mümkün, bazısı değil…Kaçak olarak çıksam da şahsen mi halletsem…Kızımla damada kıysam da işi onlara mı yıksam, karar veremedim…


Ama nasıl vereyim? Ben su katılmadık bir teraziyim (Yani burçtan bahsediyorum, yanlış anlaşılmasın…) Evlenmeye bir günde karar verdiydim, nişanda hangi kravatı takacağıma üç günde karar veremedim…Ben buyum işte, teraziyiz dedik ya… Neyse daha önümde koca bir buçuk gün var, şöyle ağız tadıyla düşünmelere devam edeyim ben …

 

Kitap mı okusam bugün dedim…Orhan Pamuk, şimdi uyutur …Dan Brown’u çekecek havamda değilim…Stephen King…Öcülü möcülü öyküler, zaten başımızda korona belası var yeterince ürkütücü… Üç dört kitabı daha karıştırdım, ııh hiçbirini gözüm yemedi… Ankara Ticaret Odasında danışmanlık yaparken yazdığım “Dünden Bugüne Ankara” kitabının resimlerine baktım…Özlemişim be Ankara’yı Sevgili Günlük…Kitabı çok beğendim…Yarın kendime Çiçek Sepetinden bir buket çiçek gönderecem…

 

Bu arada haber geldi, hani bizim Hacı İsmail abi vardı ya… (Bakınız Karantina Günleri-2.Gün) onun karantina süresi dolmuş, eve çıktığı gibi de (yarıda kesilmiş bulunan) umre sonrası mevlidini tamamlamaya kalkışmış, ihbar üzerine enselenmiş, bu defa hastahaneye değil nezarethaneye kapatmışlar…İsmail abim hane hane geziyor, bir kendi hanesinde oturamadı gitti…

 

Bu arada mutfakta fazla zaman geçirmeye başlamış, sporu da boşlamış olmayım ki, yarım kilo almışım…Na’apıyim bende evde maske takmaya başladım…Hatta ikide bir çıkartmaya kalkışmayayım diye koli bandıyla da iyice sardım sarmaladım… Böylece gelecek kilolara karşı kendimi garantiye aldım..

Hani bahsetmiştim, Sitemizin en yaşlısı Kore Gazisi Hicabi amca var ya… Yarın 100. yaşını idrak edecek… doğum gününü inşallah Havuz Başında , mangalda sucuk-ekmek partisiyle kutlayacağız… Sosyal mesafeye dikkat ederiz tabii. Mangala fazla yaklaşmayız…

İşte böyle sevgili günlük…günler gelip geçiyor…
Hoşça kal …

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.