Dilek Üstündağ

ARUNDHATİ ROY’DAN ‘SIĞINAĞIM VE FIRTINAM’

Arundhati Roy’un, annesi Mary Roy’la çalkantılı ilişkisini anlattığı anı kitabı Mother Mary Comes to Me, Sığınağım ve Fırtınam adıyla Türkçe olarak basıldı. Lâle Akalın’ın çevirdiği kitap, Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı.

Bazı anneler çocuklarının hayatında yalnızca geçmişe ait bir hatıra olarak kalmaz. Onların sesinde, öfkesinde, cesaretinde, dünyayla kurdukları ilişkide yaşamaya devam eder. Hintli yazar Arundhati Roy için de annesi Mary Roy böyle bir kadın. Bir yandan sığınılacak bir yer, öte yandan hayat boyu dinmeyen bir fırtına…

Roy’un 2025 yılında İngilizcede yayımlanan anı kitabı Mother Mary Comes to Me, Lâle Akalın’ın çevirisiyle Sığınağım ve Fırtınam adıyla Türkçeye kazandırıldı. Yapı Kredi Yayınları’nın Eylül 2026’da yayımladığı 288 sayfalık kitap, yazarın çocukluğundan başlayarak annesiyle arasındaki güç, sevgi, öfke, uzaklaşma ve bağlılıkla örülü ilişkiye uzanıyor.

Önce Mary Roy

Arundhati Roy’un hikâyesine annesinden başlamak gerekiyor. Çünkü Mary Roy, yalnızca kızının hayatında belirleyici bir anne değil, Hindistan’da kadınların miras hakları konusunda adı hukuk tarihine geçmiş bir eğitimciydi.

Kerala’daki Suriyeli Hristiyan topluluğuna mensup kadınların miras hakkındaki eşitsiz uygulamalara karşı hukuk mücadelesi veren Mary Roy’un adı, 1986’da Hindistan Yüksek Mahkemesinin verdiği önemli kararla özdeşleşti. Dava, eski Travancore bölgesindeki Hristiyan kadınların miras haklarını doğrudan ilgilendiriyordu. Dönemin eski düzenlemelerinde kız çocuklarının mirastaki payı erkek çocuklarla eşit değildi. Mary Roy’un yıllara dayanan hukuk mücadelesi, 1986’da Hindistan Yüksek Mahkemesinin verdiği ve eski Travancore bölgesindeki Suriyeli Hıristiyan kadınların miras hukukundaki eşitsiz konumunu değiştiren tarihi kararla sonuçlandı.

Dolayısıyla Arundhati Roy’un karşısında sıradan bir anne figürü yoktu. Kendi hayatının sınırlarını zorlayan, eğitimci kimliği taşıyan, hukuk mücadelesine girişebilecek kadar mücadeleci bir kadın vardı. Ama kamusal alandaki bu güçlü kadınla aynı evin içindeki anne aynı zamanda zorlayıcı, öfkeli ve kızının üzerinde derin izler bırakan bir kişilikti.

Belki de Sığınağım ve Fırtınam’ın asıl gerilimi tam burada başlıyor.

Annesinden uzaklaşan kız: Arundhati Roy

Arundhati Roy on sekiz yaşında evden ayrıldı. YKY’nin kitap tanıtımında da vurgulandığı üzere, bundan sonra annesiyle arasına önemli bir mesafe koydu. Ancak bu uzaklık, Mary Roy’un kızının hayatındaki etkisini ortadan kaldırmadı.

Yıllar sonra Arundhati Roy, 1997’de yayımlanan ilk romanı The God of Small Things (Küçük Şeylerin Tanrısı) ile uluslararası ölçekte tanındı ve roman aynı yıl Booker Ödülü’nü kazandı. Ardından kurmaca eserlerinin yanı sıra siyasal ve toplumsal meseleler üzerine denemeleriyle de öne çıktı; ikinci romanı The Ministry of Utmost Happiness ise ilk romanından yirmi yıl sonra, 2017’de yayımlandı.

Fakat bütün bu yıllar boyunca yazarın hayatının arka planında Mary Roy varlığını sürdürdü.

Ve sonra anne öldü.

Bir ölümün ardından gelen kitap

Mary Roy’un ölüm haberi, yıllardır annesinden uzakta yaşayan Arundhati Roy’da beklemediği büyüklükte bir sarsıntı yarattı. Sığınağım ve Fırtınam’da bu kaybın ardından doğdu. YKY’nin tanıtımında kitap, Roy’un annesinin ölümünden sonra çocukluğuna ve bu zorlu ilişkiye yeniden dönmesinin anlatısı olarak sunuluyor.

Ama Roy’un yaptığı yalnızca annesini anmak değil.

Bir kız çocuğunun kendisini biçimlendiren kadına yıllar sonra yeniden bakması; ondan kaçarken aslında ondan neleri yanında götürdüğünü anlamaya çalışması söz konusu. Böylece kitap, anneye yazılmış bir ağıt olmanın ötesine geçerek bir yazarın kendi köklerine, kişiliğinin oluşumuna ve geçmişine doğru yaptığı bir kazıya dönüşüyor.

Kitabın kapağında Carlo Buldrini’nin çektiği genç Arundhati Roy portresi yer alıyor. Annesinin ölümünün ardından çocukluğuna ve geçmişine dönen yazarın anlatısı düşünüldüğünde, okuru genç Arundhati’nin yüzüyle karşılayan bu kapak tercihi de kitabın belleğe doğru yolculuğuyla örtüşüyor.

Roy, annesinin ardından duyduğu kaybı anlatırken çarpıcı bir noktaya da dokunuyor: Mary Roy’u yalnızca annesini kaybetmiş bir evlat olarak değil, hayatının en büyüleyici konularından birini kaybetmiş bir yazar olarak da özlediğini söylüyor. Kitabın Türkçe baskısının tanıtımına alınan cümlesi, bütün anlatının anahtarını veriyor:

“Annem, gangsterim, bu sayfalarda yaşayacak. O benim sığınağım ve fırtınamdı.”

Belki kitabın adındaki iki sözcük de tam burada anlamını buluyor.

Sığınak ve fırtına.

İnsanın kendisini koruyanla kendisini yaralayanın aynı kişi olabileceği; uzaklaşmak istediğimiz insanlardan bile bütünüyle kopamayacağımız ve bazen kim olduğumuzu anlayabilmek için yıllar sonra dönüp onlara yeniden bakmamız gerektiği fikri, Roy’un kişisel hikâyesini evrensel bir anne-kız anlatısına yaklaştırıyor.

Sığınağım ve Fırtınam
Arundhati Roy
Özgün adı: Mother Mary Comes to Me
Çeviren: Lâle Akalın
Yapı Kredi Yayınları
Anı / Edebiyat
288 sayfa
İlk Türkçe baskı: Eylül 2026
ISBN: 978-975-08-6873-3

Kaynakça:

–Yapı Kredi Yayınları, “Sığınağım ve Fırtınam – Arundhati Roy”
–The Booker Prizes, “The God of Small Things”
–The Booker Prizes, “The Ministry of Utmost Happiness”
–Supreme Court of India / Indian Kanoon, “Mary Roy Etc. Etc. v. State of Kerala & Ors.”, 24 Şubat 1986
–Google Books, “Mother Mary Comes to Me – Arundhati Roy”
–The Indian Express, “Remembering Mary Roy: educator, activist and writer Arundhati Roy’s mother”
–K24, “Önemli Şeylerin Bir Dipnotu Olarak Hayat”

 

Daha fazla Panzehir kitap analizine  buradan ulaşabilirsiniz.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir