ARA DÖNEMLER MELANKOLİSİ / Oresay Özgür Doğan
ARA DÖNEMLER MELANKOLİSİ
Artık, haftanın 6 günü, kinayesi kıvamında sıfır ideoloji şiirsel bir aktör olarak uyanmalıyım. Sanıyorum uyuma başarı belgeli normal insanlık için 1 gün yetecektir.
Bak, zor işlerin insanıyım!
Şimdi vaktidir: Biraz şiirsel şekerleme yaparak, kendini yerli malı zamana ve mekâna uyduranları, ödülüne benzeyen kalp işi şiirleri, hayranlıkla tükenip sıradanlığa şiirsel korkuluk olan övücüleri, imge arayan düğümler yığınını düşünmek istiyorum. Ve olanın bitenin üstesinden gelen şair öznenin daha anlaşılabilir daha yorumlanabilir daha eleştirilebilir uzak yakın kirli çıkı o büyüden esin yalnızlığını. İşte her gecesi sancılı olan ve biraz hayattayken değeri anlaşılacak olan.
Neyse, sonra yine anlatırım artakalanı.
Bugün Facebook’ta gezinirken çok sayıda şiirsel iyilikle karşılaştım: Aşırıbellemi güneşe açan.
Şiirsel iyiliklerin de malum virüslere karşı edebi aklın direncini artıran bir etkisi var mı, bilemedim şimdi?
Neyse ya! Ben de boş durmayım oldu olacak bir şiirsel iyilik de ben yapayım, dedim.
Ama bilerek ve isteyerek, kaygıları emzirerek, özneyi, kelimelerinin bile çekimser kaldığı bir övgünün içine çekerek, zamanın öcüsü yüzleşmelerden sağ salim çıkarıp algının kaydırağından kaydırarak dil ve insan duyarlı haz üfleyen etik ve estetik bir ırmağın içinde yıkamaya da çalışmadım.
Yazdım, diyelim. İşte kaprislerden uzak şiirsel iyiliğim: Ağırlıklı olarak ince elekte kalan sözcüklerle süslenerek estetik bir hüzne ulaşmak ve hüznün kendisi olmak istediğim bir şiir. Sürekli, bir hazla kavrularak o engin öteye o katı özneye ulaşmaya karar verdiğim. Özün çeperine yapıştırdığım yalnızlığı iç dünyamda sevgiyle evirerek öğretici olmayan şiirsel bir uzaklık oluşturdum, galiba. Sayfalarca betimleyebileceğim bir anlamsızlığa ulaşmaya çalışıyordum. Açık, gizli hayranlarıma ve okuyucuya duyururum.
Ha bir de Horatius’un dediği gibi: Törpüyle çalışalım.
Yine Horatius demiş: “Her kim ki sanattan anlar adamakıllı, kendi dizelerinden seyrek alır hazzı.”
Ya böyle işte!
***
Bazı şeylerin karışımını betimlenmiş bazı şeylere ekleyip yorumladıktan sonra kendimi beklemeye başladım.
Ah, kendimi severek okuyorum, okutuyorum. De ki: Neyse ya! Şu an, bir numara verilip isimlendirilmiş kuşaklar içinde yer alarak şiirsel faaliyet gösteren çoğunluk sıkı şairlerin, CEO’ları, sözcüleri ve her yaştan şiir sevdalısı öğrencileriyle birlikte şiirsel eylemleri ve sonuçları göz önüne alındığında, ortak şiirsel çıkarları da sistemli bir biçimde pekiştirmek adına bir edebiyat ve şiir girişimi olarak “Şiirsel KOBİ” türünde örgütlenerek edebiyata ve şiire hizmet vermeleri daha yerinde olacaktır, diye düşünüyorum.
Ayrıca bazı sıkı genç şairlerin ve sıkı genç eleştirmenlerin şiirsel amirlerine ördüğü övgü Dünyanın etrafında onlarca tur attıktan sonra Mars’a ulaşıp su kuyusu açacak düzeye ulaştı. Bu edebiyat ve şiir kişilerini de ayrıca tebrik etmek gerekiyor.
Bu akşam kurlar bölümünde kimler var, acaba?
Bu ülkede çoğunluk şair en az iki toplumsal kurumun kurbanıdır. Bu kaderdir. Çünkü 5 şairden 3’ü hemen her hafta veya ayda bir şiirsel toplantıların yapıldığı evlerde büyümüştür. Çocuklukları kitaplar arasında geçmiştir. Şiirsel düzeni ve uyumu korumak kollamak üzere kişiliklerine işlenen toplumsal işlevlerin ağır baskısı altında genç yaşta yükünü geriliminde toplayarak şiire yönelmişlerdir. Parlak yaratıcılıklarını besleyen şair kimlikleri diğer kimliklerinin önüne geçmiştir.
Yeri gelmişken söyleyeyim: Sağ olsunlar bazı hayranlarım soruyor: Önümüzdeki dönem için şiirsel planınız nedir, diye. Kısaca paylaşayım: Önümüzdeki dönem, edebi şartlarını oluşturmuş, vallahi okudum heyecanlandım, diyecek kadar bir an olsun kendini kendinden uzaklaştıran kısa yazı yalın şiir müptelası okuyucuma, çağrışım ve çığlık olabilmenin edebi sevinç baskısıyla, ağırlıklı olarak içinde aşk skandallarının patlayacağı tanıtmalıklı şiirler yazmayı, düşünüyorum.
Dostların da ısrarıyla, yine şiir üzerine düşünmeye devam edeceğim.
Acımasız hayat oyununun çatlaklarına dolgu malzemesi olacak şiirsel konularda düşünce siparişleri alıp olgunlaştırarak şiire ilikleyeceğim.
Elbette yine meyve veren ağacı kıskanıp, taşlayacağım.
***
Gerilimli yaratıcı ruh haliyle ve müfredatlı bilgisiyle şiirsel reçete yazdırabilen hemen her şeyin yakıştığı bir zaman dilimi olsa, orada yaşayıp notere tasdik ettirilecek nesnel bağlılaşık şiirler yazsam. Herkes, ‘abi yakıştı sana’ dese! Ah!
İşte bu ulvi düşünceler ışığında kitap fuarlarındaki imza günlerimde yaratıcı bir etkileşim oluşturmak ve sevgili okurlarımın iki dirhem bir çekirdek düş gücünü de eyleme hazırlamak için bir yüzü Türkçe diğer yüzü İngilizce kartvizit bastırdım. Kartvizitimde ünvanım “şair, yazar, eleştirmen, akademisyen ve düşünür” olarak yer alıyor. Ah dilini karanlıklardan süzen soylu gerçeklerle büyüyelim.
Bu arada genç eleştirmenler ve genç şairler gönderilerimi uygun ortamlarda paylaşmakta daha önemlisi beni övmekte çok yetersiz kalıyorlar. Vallahi sicil notlarını kıracağım. Çağdaş şiir anlayışı ve şiirsel ilişkiler bir kalite bilinciyle yaşatılır ve pekiştirilir. Bu kınanacak vefasızlığa karşı, sosyal sorumluluğumdan hareketle, ihtiyaçlar piramidinde sütünü içerek gelişimini tamamlamış pekiyi derece ile mezun “şair, eleştirmen, akademisyen, diplomat, moralist, futbol yorumcusu vb.” kişiliğimin bekası için renkli avluda farklı isimler altında birkaç hesap açıp akılları bazen havada gençlerin incelikli çabalarına destek olmayı düşünüyorum.
Biliniz ki benim öznem, kuşkusunu korkaklık ve tutuculuğa çevirerek hazırlanır, ava. Edebi şenlikli yalın boşlukta uzamına tapu çıkarmış değerli şair övgüsüne benzeyen bir incelikle şiirsel göz kayması imge çağıran bir yalnızlıkla dokunur şaşkın bilince.
İşte orada, aynanın kırılacağı şaşkınlığa hazırlanmış sanrıdan kurtarılmış sözcükler ışıyan estetiğe bir parça yoğunluk değeri aşılar ve ödüllendirilecek tatlı yazgı düzlüğe çıkar.
Bakınız, üşümemeniz için ölü yapraklar üzerine uzanmış derin ağrıdan sızan, modern ruha uygun, lirik hüznün ateşini yakıyorum, şiirsel mayhoşluğun çılgınlığıyla, kusursuz duyumlar eşliğinde.
Ah, bazen belki de çoğunlukla susmayı seviyorum kalbin kırılmasın diye!
***
Birinci bölümde, şiirsel ihtiyaç analizi sonucu bazı imagolojik başlıklar içeren bir liste verdim.
Mantık ve duygu yükü ve bütünlüğü. İmgesel yapılanma ve şaşırtıcı imgesellik. Modernist yaklaşımların belirleyici rolü. Çağrışım yükü, doku zenginliği. Şiirsel derinlik ve iç ritim. İçerik yükü ve sözcük seçimi. Bireysellik ve toplumsallığın kesiştiği noktalar. Şiirsel ana damar için açılan yol. Estetik değerin vücut bulması. Şiirin ve şairin hayatla bağı, lirik liberal şiirin yükselişi. Şairin beslenme kaynakları. Daralan ve genişleyen biçim ve anlam katmanları. Ne ilginç bağdaştırmalar. Şiirsel gerilim, şiirsel denge. Dilsel oyunların yarattığı paralaks heyecan. Anlatım tekniklerinin yarattığı zenginlik. Okurla etkileşim, çelişkiler ve gizdeyi. Önemli fiillerin nü rolleri. Yaratılan görsellik. Yalnızlık ve birey bağlamında içindenciliğin estetik yapılanması. Dış dünya gerçekliğinin yansıması, gibi.
Ve dedim ki ikinci bölümde: Bir eleştirmen şair adayı olarak, camiada a sınıfı şiirsel öznelerin eteğinin dibinde şiirsel bir yer kapmak istiyorsan, ilk aşamada klan üyesi bazı şairler için övgü eleştirileri kaleme almalısın. Şimdi, bu konulardan istediğini seç. Ama en az 5 -6 tane olsun, yani. Efenim ben kapsamı geniş tutmak istiyorum yazmışken yazayım, diyorsan hepsini seçebilirsin. Sevimli başlıkların içini, en az 3-5 yarısı devrik şiirsel tümce ile doldur ve ek olarak şairin açılımlarla kayıt altına alınmış poetikasından yaklaşımlar ve şiirlerinden bir iki dize ile süsle. Sonra sevinerek çık içinden ve seyret şiirsel bir uzam bulmuş yazını. Ciddi misiniz, diye sordu. Gülümsedim. Söz konusu şiir ve eleştiriyse evet, dedim.
Üçüncü bölümde, bu yöntemi kitap tanıtım yazıları için de kullanabileceğinden, sonra estetik akademik ruhunu giyinmiş rüzgârın iyi kurgulaması gerektiğinden ki bazı şairlerin her türlü rüzgârı başının üzerinde taşıdığından, şiirsel gelecek için kimin/kimlerin mühürleneceğinden, kıskanç klandan bir iki şairin, şiirlerinin ve dergilerinin gıdıklanmasının da incelikli bir yazının olmasa olmazları olduğundan, zaten kapının sürgüsünü de bu karşı duruşların açacağından, kuramsal bir takım sonuçlar için daha önce kaleme alınmış birbirinin aynası şiirsel tezlerden bilgi aşırmanın yol ve yönteminden, filan bahsettim.
Dördüncü bölümde, hadi yaşadın. Artık sen de niteliği işlevsel kılıyorsun. Kolay mı ya sen de şiir hakkında düşünen bir özne olacaksın, dedim. Yolun açık olsun. Kutluyorum, başarılarının devamını dilerim, dedim.
Daha fazla deneme yazıları okumak için buraya tıklayınız.
Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.
