Oresay Özgür Doğan

ŞİİRİN CİNLİ KEDİSİ 6

Ünlü bir şair daha ünlü bir yazar ve de çok daha ünlü bir eleştirmen olarak bugün acayip canım sıkıldı. Arsızca yapışan bu şiirsel acayipliği bertaraf etmek için şahane şiirlerimden birini şarkıya dönüştürmeye karar verdim. Bil ki şiirsel sıkıntının çıkmazı yoktur. Şiirsel bir ödüle layık olmanın sosyolojik ve psikolojik etkileri için akış şeması hazırlayan Kedi, o iş bende. Bir müzik insanına rica eder bu işi hallederiz, dedi. Bakalım görelim. Evet, gerçekleşince paylaşırım kutlaması bol bu güzelliği. Neyse!

Sonra doğal olarak her büyük şair gibi aniden gerildim, irkildim, ürperdim. Okuyanı sevindirecek, empatik bir kaosun öznelerini esas alan seyirlik şeyler düşünmeye başladım, kısa notlar alarak. Su toplayan yanığın içindeydim.

Miyavladı: Ah, artık ben, “saf süre olarak zaman”ın öznesiyim. Vay, iyisin yine, nereden ödünç aldın, bu inceliği çok kutluyorum, diye karşılık verdim. Çizdiğim su birikintisinde zıplamaya başladı.

Ah, kendinden bile kuşku duymaya başlamış. “Bir şey anlaşılabilir olduğu zaman, insana bir katılma, bir ortaklık duygusu gelirmiş.” Bu uyum örgüsünü parçalamak için can sıkıntılarına başkalarını karıştırmak istemiyormuş.

Kendime tutunmaya çalışıyorum. Yeni yılda yine 5 promil şiirsel bilgiyle inceliklerle bezeli avlu eylemleri için olasılıkları da yanıma alarak ve her şiirsel alkış ve dergiyi alkışım ve sevgili dergim belleyerek, sevgiyle saygıyla vasat işlerin ve önerilerin uzağında okuyucum ile şiirsel değerleri temsil eden ilkelerle seçmece uzmanı mavi sakallı jürileri heyecanlandıracak öze yontu şiirler yazıp ıslığı skyrocket estetik bir uzam açacağım, dedi.

Bilinci baskılanmış bu Kedi’nin. Galiba yine cinli bir gösteriye çevirmeye çalışacak suya eğilen çok yüzlü romantik yürüyüşünü.

Kıskandırma şimdi beni aklımdan şiirsel bir kaza çıkacak, dedim.

***

Pembe Peri Armadillosu’na benzemeye çalışan Kedi, birazdan apostrof’un şiir üzerindeki biçimsel alışkanlıklarını çözümlemek için olumsuz tutumlar bütünlüğü üzerinde derin yüzeysel düşüncelere daldığını, alegorik sonuçlara ulaştığında ise bunu ilk benimle paylaşacağını söyleyecek. Neyse!

Okuduğum şiirlerin imgelerini canlandırabiliyorum. Anlama yürürken sözcükleri birbiriyle tanıştırabiliyorum. Önselden sonsala ince dengelerle. Akıl veren şiir örgüsünün içindeyim. Normlardan sapmış hayran sayım katlandıkça katlanıyor. Şiirden yana düşsel yolculuğun yalvacıyım anlayacağın. Okyanus benim, dedi. Bilmez olur muyum ya, dedim. Hadi sabah yürüyüşüne şiir parklar bizi bekliyordur şimdi. Bir günaydın kuşlara, bir günaydın ağaçlara sonra bir günaydın çağrışım konyağı ustalara. Yes, giyinip çıkacağız.

***

Kendimin şairiyim, dedi.

Neyse! Ah, şiir dediğin bilincin çığlığıdır: İmgeler ağının altında sıradanlığınla yüzleşmeye başlayanların üzerinden hızla akıp geçen durum ve eylem yorgunu bulutlarla taşınır. Seyircisidir, dağlar, denizler. İtalya’daki başarım, rüzgâr gibi diğer ülkeleri okşayınca, yoğun ulusal ve uluslararası şiirsel ısrarın da etkisiyle alfabetik sıraya göre Çin, Güney Afrika, Güney Sudan, Hindistan, İran, Japonya, Kanada ve Romanya’daki okuyucuları sevindirmiştim. Bu arada emeği geçen şiirle direnen dostları kutluyorum.

Ey, 10 şiir gücünde şiirsel fotoğraflarıyla çekiciliğini pekiştiren, şiir kültürüne hâkim canım şairim, yurt dışındaki okuyucularınız, takipçileriniz ve hayranlarınızla iletişiminiz devam ediyor mu? İmzalı kitap isteyen oluyor mu? diye sordu. Yalnız, gelenektir, “mu” soru eki ayrı söylenecek, dedim. Mahcup oldu! Özür dilerim üstadım, düzeltip yeniden soruyorum, dedi. Gülümsedim. Acemi yanağından yürek ısıtan bir makas aldım.

Bu Kedi’de eleştirisini içinde taşıyan bir Akdeniz İklimi havası var: Dört mevsimi de şiir olan. Ey saf, ey küçük şapşal, ey küçük serseri devam etmez olur mu? Bizi ayakta tutan bu şiir kitlesinin sevgisi ve ilgisidir, işte! Hadi, ordan 2 ballı limonlu ıhlamur kap da gel şöyle karşılıklı bi güzel içelim, inatçı kışa inat, dedim. De ki: Edebiyat, boşluğu sevmez. Ve dili sıcaktır her daim. Ihlamur da güzelmiş, bir varış noktasıdır ıhlamur.

***

Diyor ki: Sıkı şiirsel öznelere yapacağım günlük şiirsel övgünün ağır baskısı, bir şiir dostu ve sevdalısı olarak beni geriyor, psikolojimi bozuyor. Deyim yerindeyse kendime acı çektiriyorum. Sakin ol, dedim, rahatla, derin bir nefes al. Üçer beşer geriye doğru say. Ve sonra, sanal âlemin bazı sıkı mühim öznelerinin sıkı, şairlik, yazarlık, eleştirmenlik ve diğer ünlü sanatsal özelliklerine uygulanacak yeniden değerleme oranın, 2026 yılı için yüzde kaç uygulanacağını merak etmiş. İlden ile değişir, dedim.

Kendisi için, şiirsel yeniden değerleme oranını, derin düşüncelere dalmış çılgın bir şiirsel edayla, iki deli bir akıllıdır hayat diyerek koparıp gerçek olarak sunulanla ve vasatla bağlarını ve tatlı dokunuşlardan sonra dalından olgun meyveler düşüren sessizliği ören bir tutkuyla akıp gidecek biçimde, %500 artırarak uygulamayı düşünüyormuş.

Yahu bu yaratık, gitgide kestaneli hindi dolmasına benzemeye başladı. Aynı şeyleri mi düşünüyoruz, diye sordu. Hayır ya, aynı şeyleri düşünmüyoruz, dedim.

***

İçimde konuşlanan sevimsiz haylaz çocukla kahve keyfindeyiz. Bu da laf mı yani!

Yaşasaydı şöyle derdi, denilen şiirsel rahmetlilerin ağır gölgesi altında ileriye yürümüyor şiirsel yaşam. İşte bu laftan sayılır!

Önce insan olmanın değerinin bilgisine ulaşmaya çalışacaksın, şiir sonra gelir, diğer şeyler de diyeceksin. Kendini yargılayacak konuma getirmiş, şiirsel eylemin özelliğini gören insan için anlamını bilen değer bilinci yaratmaya çabalayanlar şiirin öznesi olsun, diyeceksin. Çelişki böyle tartışılsın, yorumlansın, diyeceksin.

Bak bu da laf

ki hep güzel şeyler söyledim.

Bu arada özlü söz yazdım diyerek ölüyü uyandıran botokslu tümcelerle gülümseyen düş cambazının meta modern çiftetellisine de doyum olmuyor yani!

Eh, bu da laf olsun!

Neyse ya! Eski püskü sözcüklere yaslanarak yazısının canına okuyanlara da iyi okumalar ve yazmalar dilerim.

Geçelim! Sözleştik, akşama birer büyük ölçü mojito içeceğiz ki ona göre yuvarlayacağız.

Sonra diyor ki: Sırasıdır, eleştirmen rolüne soyunanlar, yeminli ödülcüler, yandaş yıllıkçılar, sıkı editörler, köşe dalkavukları, klan işi dize tanıtıcıları, sıkı şairler, vasat şairler, şiirsel derecede hem solcu hem sağcı olanlar, kul okuyucular, şiirsel günah işleyenler, çalanlar çırpanlar da birbirleriyle helalleşsin.

Bazen demli çay, ruhu okşayan bir sessizlikte içilir, lütfen ya, dedim. Umarım küsmez. Neyse!

***

Ey, şiirsel koşu bandında ter döken virüslerüstü yarı romantik şiirsel eylemlere bulaşmış derin şairim! Ey, ruha damga vuran şiirsel kavrayışlarıyla algıyı kuşatacak, en iyinin çok iyisinde en öndenin 5 adım önünde şiirler yazıp şiirlerinin kilometrelerce ötesinde sürrealist renklerini yakalamaya çalışan şiirsel tespitlerde bulunan canım şairim!

Şimdi liplirik oluşlar salgınının 1. pikinden 2. pikine sağ salim geçerek 3. pikinin sonuna yaklaşmış belleğe arşiv kurduran deneyim ustası sıkı şairlerin yazdıkları e-şiirsel önerilerle pişerek kendini şiirsel izole eden pozitif bulgulu şiir insanlarını üstün emiş güçlü yorumlayan okuyucu sayısına ekleyecek miyiz eklemeyecek miyiz? diye sordu, bu yıl hedefinin en az 5 söyleşi olduğunu belirten Ürkünç Kedi.

İşte şimdi şiirsel görevlerden tekrarlanan davranış kalıplarına, içsel çatışmalardan baskı altına alınmış kişiliklere, şiirsel müfredata uygun eylemlerden hayat biçimleri tariflerine, birbirine benzeyen aşklardan cilalanmış yaşamsal korkulara, nar ağaçlarından iğdelere, şiirsel koşu başlıyor. Sulasın avluyu bahçıvanlar.

***

Facebook duvarına şahane bir şiirini bantlamayı düşünüyormuş. Geç bile kaldın, dedim.

Bugün, yaşanmış yaşanacak şiirsel başarılar için emojisiyle birlikte 2 adet “vaay çok iyi ya” 1 adet “bir kez daha tebrik ediyorum, müthiş” olmak üzere toplam 3 adet incelikli tümce hazırladım. Bakalım kime gidecek?

“Benim de bir şiirimin yer aldığı…” pardon ya bu tümceyi yanlışlıkla yazdım.

Başta Kedi olmak üzere bazı şairler için ayna vazifesi görecek mahir bileşenleriyle şiirsel durum analizinin çağırdığı bir eylem kılavuzu hazırlasam hiç fena olmayacak gibime geliyor. Seyir defteri olsun. Biraz şiirsel dürüstlük, çokça şiirsel yolsuzluk, üslup aşırmanın incelikleri, hiyerarşik el koyma, hassas şiirsel görevler, filan ne lazımsa hepsini bir kontrol çizelgesine bağlayayım diyorum.

Bu arada Facebook’ta, aynı zamanda editör, denemeci, eleştirmen ve yazar unvanı da olan bir şairle aynı süpermarketler zinciri ile aynı bankayı beğenmişiz. İsimlerimiz yan yana yazılmış. Kalıcı edebi bir birliktelik olarak yorumluyorum fotoğrafladığım bu şiirsel güzelliği… Teşekkürler şairim.

Daha fazla deneme yazıları okumak için buraya tıklayınız.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir