Goşi Ilgaz Görmez

YARA

Elleri titriyor, nefesi kesiliyordu. Masadaki su bardağına uzandı, içi boştu. Duvara tutunarak zorlukla ilerledi, pencereyi araladı. Soğuk kış havasının esintisi bardağı doldurdu ama ciğerlerine ulaşamadı. Kırk iki yıllık ağırlığın yere çarptığında çıkarttığı tok ses, pencerenin kıyısından süzülüp yan komşunun kulağına ulaşamadan havada dağılarak kayboldu.

Altı saat sonra anahtarıyla kapıyı açan annenin gözleri önce masadaki kâğıda takıldı. Ortasındaki kapkara mürekkep lekesi midesini bulandırdı. Sonra yerdeki bedeni gördü. Gözlerinin karanlığından ince bir sızı belirip yok oldu, ellerini yüzüne kapadı. “Ah!” diye inledi, “Bu sefer başarmış minik kuşum”.

***

Siyah bir kandamlası gibi aktı mürekkep dolma kalemin ucundan, bembeyaz kâğıdın üzerinde derin bir yara açarak ilerledi. Uzaklaşıp baktım. Her zamanki gibi yoğun, korkutucu ve zarifti. İçinden bazı kelimeler, fısıltıyla kulağıma ulaşıyordu.

Yorgunluk sözcüğü başımın ağrımasına sebep oldu, önemsemedim. Asıl kelimeyi bekliyordum ama bir türlü çıkmıyordu içinden. Çaresizdim, kalemi alıp yara izinin içine dokundurdum. Mürekkep kalemin üstünde yürüdü, önce elime sonra koluma doğru ilerledi. Korkuyor muydum? Bilmiyorum. Tanıdık bir his olduğu kesindi. Hani daha önce defalarca içinden geçtiğin ve arkasında nasıl acılar çekildiğini bildiğin hastane kapısının önünde dikilmek gibi bir his… Simsiyah karanlığın gözlerime kadar ilerlediğini duyumsuyor, bekliyordum. Sonra o kelime kulağıma ulaştı, rahatladım. Vakti gelmişti.

Gözümü açtığımda gürül gürül akan bir nehrin ortasında sürükleniyordum. Harfler, kelimeler, cümleler, sesler dört yanımdan tüm hızıyla akıyordu. Nefes almak için ağzımı açmayı denedim, içime yitik sözcüğü kaçtı. Zorla tükürdüm. Kenardan sarkan ağaç dalına tutunup kendimi kıyıya çektim, yeşil çimenlere uzandım. Boğazımda biriken öksürük acı ve pahalı kelimelerini çimlere fırlattı. Yeşilliğin ortasında çok saçma görünüyorlardı. Uzanıp aldım ve cebime koydum.

Arkamdan bana doğru yaklaşan ayak seslerini duyduğumda cebimde biriktirdiğim sözcükleri önüme yaymış düzenlemeye çalışıyordum.

“Uzun yolunun sonuna varmışsın.”

Bariton tını tanıdıktı. Dönüp bakmadım.

“Öyle söyleyince çok korkutucu geldi kulağıma.”

Yanıma oturdu. Yağmurdan sonraki toprak gibi kokuyordu. Kızıl saçları ensesini ancak örtüyordu. Dolgun dudaklarına bakınca içim ürperdi. Uzanıp öptüm. Hassas derisi dudağıma değdiğinde içimdeki deniz dalgalandı. Peşinden minik bir kız çocuğu hoplaya zıplaya geldi. “Anne” diye haykırdı, koşup arkamdan bana sarıldı. Ensemden yayılan ferah yaz çiçeklerinin ve taze sarı saçların kokusu yüreğimi sızlattı.

Ceplerinden avuç avuç kelime çıkarıp benimkilerin yanına döktü ikisi de. Bir süre baktık onlara.

“Anne, hala yanık kokuyor muyum?”

Babasıyla beraber otel odasında sıkışarak can verdikleri yangından bu yana üç yıl geçmişti. Uzanıp boynunu öptüm.

“Mis gibi kokuyorsun.”

Beraber önümüzdeki kelimelere baktık bir süre. Miniğim enerji ve umut dolu olanları önüne topluyor, onlarla oyunlar oynuyordu. Göz açıp kapayıncaya kadar tatlı bir hikâye yazmış, onu canlandırmaya başlamıştı bile. Omar ise yanımda oturuyor, endişeli gözlerle bana bakıyordu.

“Bu sefer niyetlisin belli ki.”

Elime yara sözcüğünü aldım. Avucuma değdiği an tenimi yaktı.

“Bunu taşımayı beceremiyorum. Olmuyor. Başkaları nasıl altından kalkıyor anlamıyorum.”

Yerdeki kelimeleri biraz kurcaladım, çimenlerde şu kelimeler belirdi, Birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum. Bana baktı, acıyla gülümsedi. Mrs. Dalloway’i peş peşe okumuş, onun kitabı bitirdiği gece beraber Saatler’i izlemiştik. Bu cümle, Woolf’un kaleminden çıkan son kelimelerdi. Ayağa kalktım. Avucumdaki yara kelimesini ona verdim. Kalanları ceplerime doldurdum. Önümüzde gürül gürül akan nehirdeki harflere doğru yürüdüm.

Peşimden minik ayakların koşup yanıma geldiğini duydum.

“Anne, nereye gidiyorsun?”

“Sana geliyorum bebeğim.”

 

Daha fazla Panzehir Öykü okumak için buraya tıklayınız.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir