Zeynep Ebla Ceylan

SÜTLÜ ŞEKERLİ KAHVE

Rüzgâr, tülü oynattıkça güneş ışıkları salonda dans ediyor. Pencereden boş gözlerle sokağa bakan annemin yüzüne dantellerin deseni düşüyor, ince derin çizgileri kayboluyor. Buğulu gözleri bir görünüp bir gölgelere karışıyor.

“Kahve yapacaktın, ne oldu?”

İçtik ya demiyorum. Bir fincan daha içse ne zararı olacak?

“Konuşmaya daldık, yapayım hemen” deyip kalkıyorum.

“Anne; sütlü, şekerli” diye kıkırdıyor arkamdan.

“Tamam sarı şekerim.”

Son günlerde iyice karışık kafası. Abimler de epeydir ziyaretine gelmiyor. Onları görünce seviniyor oysa.

“Kahveniz küçük hanım.”

“Seniha, bu ne Allasen? Çocuk muyum ben?”

“Şaka da yapılmıyor annem, o benimki. Canım yaramazlık yapmak istedi.”

Hazırlıklıyım. Yaklaşık bir aydır böyleyiz. Sütlü, sade kahveler, paşa çayları, demli çaylar, mitit köfte, patates kızartması, rosto püre… Her şeyden bir çeşit yedi sekiz yaşlarındaki Şule’ye, bir çeşit Şule Hanım’a. Az kahrımızı çekmedi o da, keyfi yerinde olsun yeter bana. Yiyecek içecek tamam da, arada uğur böcekli tokam, dantelli beyaz çorabım, ah bir de “Babamı isterim” diye tutturmasa.

Daha fazla Panzehir Öykü okumak için buraya tıklayınız.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

(Bu öykü yazar tarafından 8 Şubat 2026’da Panzehir Dergi 14 Şubat Dünya Öykü Günü Etkinliği’nde okunmuştur.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir