Dilek Üstündağ

NECATİ TOSUNER’İ ANARKEN

“Deprem şimdi yeryüzünün neresinde?”
Necati Tosuner, Susmak Nasıl da Yoruyor İnsanı!

İnsan ruhunun sessiz kıyılarını anlatan usta yazar Necati Tosuner, edebiyatın farklı alanlarında bıraktığı güçlü eserlerle ardında kalıcı bir iz bırakarak aramızdan ayrıldı.

Türk edebiyatının sessiz ama derin iz bırakan kalemlerinden Necati Tosuner’i kaybettik. Onun gidişi, özellikle öykü ve roman dünyamızda insanın iç sesini, yalnızlığını ve kırılganlığını anlatan güçlü bir anlatıcının susması anlamına geliyor.

1944 yılında Ankara’da doğan Tosuner, edebiyat dünyasına 1960’ların ortalarında öyküleriyle adım attı. İlk metinlerinden itibaren bireyin iç dünyasına yönelen, sade ama yoğun bir dil kuran bir yazar olarak dikkat çekti. Onun metinlerinde olaydan çok duygu, atmosfer ve insanın iç konuşmaları ön plandaydı. Bu yönüyle modern Türk öykücülüğünde içsel anlatının önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir.

Tosuner’in edebiyatında çoğu zaman sessiz kahramanlar yer alır: kalabalıklar içinde yalnız kalan insanlar, geçmişin izlerini taşıyan hayatlar, küçük anların içinde saklı büyük duygular… Yazar, okuru gürültülü olayların değil, insan ruhunun derinliklerinin içine davet eder. Gündelik hayatın sıradan görünen anlarında saklı kırılmaları yakalamak, onun anlatı dünyasının temel özelliklerinden biridir.

Türk Öykücülüğündeki Yeri

Eleştirmenler Necati Tosuner’in yazarlığını modern Türk öykücülüğünün iç dünyaya yönelen damarının önemli temsilcileri arasında görür. Bu çizgi çoğu zaman Yusuf Atılgan ve Ferit Edgü gibi yazarlarla birlikte anılır. Ancak Tosuner’in anlatısı bu çizgi içinde kendine özgü bir ton taşır: daha yumuşak, daha içe dönük ve çoğu zaman gündelik hayatın küçük anlarına yaslanan bir anlatı.

Onun metinlerinde büyük dramatik kırılmalar yerine, insanın iç dünyasında yaşanan sessiz değişimler vardır. Bir bakış, bir suskunluk, yarım kalmış bir cümle ya da geçmişten gelen bir hatıra… Tosuner, bu küçük anların içindeki büyük duyguları yakalamayı bilen bir yazardı.

Bir TRT söyleşisinde Necati Tosuner, öyküyle kurduğu bağı şu sözlerle anlatıyordu:

“Öykü benim için çok değerlidir. Çünkü öykü dert anlatmaya en uygun türdür. Yazmaya başladığımda anlatmak istediğim bir derdim vardı.”

Bu sözler, onun edebiyat anlayışını da özetler: gürültüsüz ama insanın iç dünyasına dokunan, insanın kendi iç sesiyle karşılaşmasını sağlayan bir anlatı.

Bu içe dönük duyarlık, Tosuner’in zaman zaman kaleme aldığı şiirlerinde de hissedilir. “Bir Tutkunun Dile Getirilme Biçimi” başlıklı metninde şöyle der:

Çisil çisil bir yağmur
tabutumun darası.
Benden ağır darası
tabutumun.

Yağmur
gün gece.
Kıymıklı
çam kokusu.

Peki, hani nerde –mi–
ağırlığı yalnızlığımın?..
Evet, yıllarca
hep yakındığım!

Oysa, ölünce
yalnızlık kalmaz ki…
Yerlerde yaprak hışırtısı,
ayırdına varılmayan.

Günler geçer… geceler geçmez, –olur!

Ödüllerle Taçlanan Bir Edebiyat

Necati Tosuner edebiyat yaşamı boyunca birçok önemli ödüle değer görüldü. Sancı… Sancı… adlı romanıyla Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü, Armağan adlı öyküsüyle Haldun Taner Öykü Ödülü’nü, Güneş Giderken adlı kitabıyla Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. Daha sonra Kasırganın Gözü ile Attilâ İlhan Roman Ödülü’ne, Susmak Nasıl da Yoruyor İnsanı! ile Ebubekir Hazım Tepeyran Roman Ödülü’ne değer görüldü.

Edebiyat dünyasına yaptığı uzun soluklu katkılar nedeniyle ayrıca Antalya Edebiyat Günleri Onur Ödülü, Kitap Dergisi Ömür Boyu Emek Ödülü ve Erdal Öz Edebiyat Ödülü ile onurlandırıldı.

Eserleri

Öykü

  • Özgürlük Masalı

  • Çıkmazda

  • Kambur

  • Sisli

  • Necati Tosuner Sokağı

  • Çılgınsı

  • Kambur ve Öncesi

  • Sisli ve Sonrası

  • Bir Tutkunun Dile Getirilme Biçimi

  • Güneş Giderken

  • Yakamoz Avına Çıkmak

  • Kasırganın Gözü

  • Salgında Öyküler

Roman

  • Sancı… Sancı…

  • Yalnızlıktan Devren Kiralık

  • Bana Sen Söyle

  • Dur Bakalım Petek

  • Susmak Nasıl da Yoruyor İnsanı!

  • Korkağın Türküsü

  • Çırpınışlar

  • Sen ve Kendin

Çocuk kitapları

  • Keleş Osman Evden Kaçıyor

  • Keleş Osman’ın Tarihle Başı Dertte

  • Dayım Balon Olmuş

  • Arda’nın Derdi Ne?

Tiyatro

  • Fareli Sokağın Kızı

Necati Tosuner’in yazarlığı çoğu zaman “gürültüsüz edebiyat” olarak tanımlandı. Büyük iddialardan uzak, insanın iç kırılmalarını ve gündelik hayatın görünmeyen taraflarını anlatan bir edebiyattı bu. Belki de bu yüzden Tosuner’in metinleri okurla yavaş ama kalıcı bir bağ kurdu.

O yalnızca yazdıklarıyla değil, edebiyat ortamındaki mütevazı duruşuyla da hatırlanacak. Gösterişten uzak, yazının kendisine odaklanan bir yazardı.

Necati Tosuner’i kaybettik. Ama onun öykülerinde dolaşan o tanıdık yalnızlık, o iç ses ve o sessiz insanlık hali, edebiyatımızda var olmaya devam edecek.

Kaynakça:

  • Necati Tosuner, biyografi ve bibliyografi sayfası, Vikipedi

  • TRT Arşiv, Necati Tosuner ile öykü üzerine söyleşi kaydı

  • Bir Tutkunun Dile Getirilme Biçimi, Necati Tosuner

  • Susmak Nasıl da Yoruyor İnsanı!, Necati Tosuner

  • Sait Faik Hikâye Armağanı ve diğer edebiyat ödüllerinin resmi duyuruları

Daha fazla edebiyat haber yazıları okumak için buraya tıklayınız.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir