Derya Erkenci

KADINLAR ŞEHRİ

“Bu şehri kadınlar kurdu” dedi Esma. “Her şey bir günde oldu. Mutfakta mantı açıyordum. Mucizeyi pencereden gördüm. Kedilerin tüylerini tarar gibi, düşünceli bir rahatlıkla yaptılar. Adım adım bastıkları yeri aydınlattılar. Yaşlı gözlerimle gördüm.  Yardım teklif edildiğinde sustular, aralarında fısıldaştılar. Bir süre işe aynı anda koştular. İmrenen bakışlarla gördüm. Baştan aşağı kadın, nereden baksan bronzdular. Derin bir hasretle gördüm. Kadınlar Şehri’ne inip kucaklaşmak istedim onlarla. Ocakta yemeğim vardı, bırakıp gidemedim. Şen şakrak el salladılar aşağıdan. Gönül gözümle gördüm.”

 

Bütün öksüz tekneler aynı gün onarıldı. Kat kat mermerşahiden yelkenler dikildi sessizce. Çocuklar yardım etti ipliklerin iğne deliklerinden geçişine. Kumaşın huzur veren mülayim hışırtısı Boğaz’ın poyrazını doldurdu. Pruvalara macun çekildi, karinalara aydınlık kaderler biçildi. Çoktan çürüdü zannedilen tüm gemiler neşeli şarkılar eşliğinde denize indirildi. Herkes kaptandı, birbirine sıkı sıkıya bağlı tayfaydı hepsi. Yeri geldi, dik duran bir inatla, delilik akla ustaca yedirildi. Kimileri hayretle, bazıları cinnetle izlediler olan biteni. Neresinden bakarsan bak, hak edilmiş bir hürriyet fikriydi Kadınlar Şehri.

 

Arsız çıkarları besleyen alışkanlıklarla dövüşmek zordu. Fersiz, şeytani gözleri kaskatı kemiktendi alçakların. Onları kan emmekten alıkoyacak sert yüreklerle karşılaşmaktı tüm zalimlerin endişesi. Kalabalığın güçlü sesi bıyıklı iblisleri bile ürküttü. Et yemeye doymayan dişlerin hepsi döküldü. Sırtlan gülüşlü suratlar silindi engellenemez yükselişle. Yeditepe üzerinde, yetmiş yedi ateş yakılmıştı Kadınlar Şehri’nde. Bulaşıcı cesaret her ateşin başına mızrak gibi çatılmıştı. Gün giderken kıpkırmızı bir bilgelik bırakmıştı ardında. Kaybedilen kız kardeşlerin aziz ruhlarına içli şiirler okunmuştu. Beklenen utku artık çok yakındı onlara.

 

“Bu şehri kadınlar kurdu. Her şey bir günde oldu” dedi Esma, uzaklara gururla bakarken. “Katılmazsam, kızlara çok ayıp olur” diye mırıldandı. Çehresinde mesut bir hare, öylece dalıp gitti derinlere. İlkbaharı seçti mevsimlerden, bu hayal sırf ona ait diye. Kendini parlak sularla ışıldayan mavi bir güvertede düşündü. Kadınların kurduğu şehir gözüne her zamankinden daha güzel göründü. Gönülden diledi başka bir hayata sahip olmayı. Narin imgesi usulca genç bir kadınınkine dönüştü. Beklenen devir gittikçe yaklaşıyordu. Ufukta saflar sıklaşıyordu. Herkes akın akın Kadınlar Şehri’ne gidiyordu.

Daha fazla Panzehir Öykü okumak için buraya tıklayınız.

Sayfanın altındaki sosyal medya butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle paylaşabilir, yorumlarınızla bize ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir