Yaşam Başka Yerde

Yarın 22 Ekim saat 19.00’da Aysel Karaca Hocamızın sunumuyla Milan Kundera’nın ‘Yaşam Başka Yerde’ adlı romanı ile ilgili yaratıcı bir okuma yapılacaktır. Şahsımın da severek katılacağı bu etkinliği daha en başından trollemek istedim. Şair Kıskanıyor, adlı beşinci bölümden bir alıntı yaparak Türkiye’deki Lirik Şiir’in ve Şair ’in durumunu da masaya yatırmak gerekir diye düşündüm. Aysel Karaca Hoca’mdan ve Bay Z’nin alanına girdiğim için onun eleştirel kimliğinden çok özür dilerim. Kötü bir niyetimiz yok. Bizimkisi sadece latife.

 

‘’Ve Jaromil şöhreti nasıl da arzuluyordu! Tüm şairler gibi, o da şöhret için can atıyordu. Ey şöhret! Ey güçlü ilâh! İzin ver de yüce adın bana ilham kaynağı olsun ve dizelerim seni elde edebilsin? diye yalvarıyordu Victor Hugo. Gelecekteki şöhretini düşündüğünde, ben bir şairim, büyük bir şair ve bir gün tüm dünya beni sevecek, bunu böyle bilmeliyiz, tamamlanmamış anıt kabrimin önünde böyle yakarmalıyım diye kendini teselli ediyordu Jiri Örten.

Çılgınlık derecesine varan hayran olunma arzusu, lirik şairin yeteneğine eklenen bir kusur değildir (bir matematikçi ya da mimar söz konusu olsaydı böyle yorumlanabilirdi); bu arzu şiir yazma yeteneğinin doğasından ileri gelir, lirik şairin âlâmeti farikasıdır, çünkü şair, dizelerin ekranında kavranan yüzünün sevilmesi ve hayran olunması isteğiyle oto portresini dünyaya sunan kişidir. Ruhum, sinirli, acayip kokulu egzotik bir çiçek. Büyük bir yeteneğe, belki de dehaya sahibim, diye yazıyordu günlüğüne Jiri Volker. Redaktörün sessizliğinden bunalan Jaromil de birkaç şiir seçip en gözde edebiyat dergisine gönderdi. Ne mutluluk! On beş gün sonra cevap geldi: şiirleri ilginç bulunmuştu ve derginin yazı kuruluna başvurması isteniyordu…’’

‘’…Zayıf, gözlüklü, ufak tefek bir adam, oturduğu yazı masasından ne istediğini sordu, Jaromil adını söyledi. Redaktör tekrar ne istediğini sordu. Jaromil de (daha açık seçik bir şekilde ve yüksek sesle) adını tekrarladı. Redaktör, Jaromil ile tanıştığından dolayı mutlu olduğunu, ama isteğinin ne olduğunu öğrenmek istediğini söyledi. Jaromil, şiirlerini yazı kuruluna gönderdiğini ve buraya gelmesinin istendiği bir mektup aldığını belirtti. Redaktör, şiir işine arkadaşının baktığını ve şu an orada olmadığını söyledi. Jaromil ise, buna çok üzüldüğünü, çünkü şiirlerinin ne zaman yayımlanacağını bilmek istediğini ifade etti. Redaktörün sabrı taştı. Sandalyesinden kalktı, Jaromil’in koluna girip büyük bir dolabın önüne getirdi. Kapısını açtı ve raflardaki kâğıt yığınlarını gösterdi: “Sevgili yoldaş günde ortalama on iki yeni şairin şiirleri geçiyor elimize. Senede kaç şair yapar?” – Kafadan hesaplayamam, dedi Jaromil sıkıntıyla, çünkü redaktör ısrarcıydı. – Senede dört bin üç yüz seksen tane yeni şair yapar bu. Yurtdışına gitmek ister misin? – Neden olmasın, dedi Jaromil. – O zaman yazmaya devam et. Er ya da geç şair ihraç edeceğimizden eminim. Başka ülkeler montaj ustası, mühendis, buğday ya da kömür ihraç ediyor, ama bizim başlıca zenginliğimiz lirik şairler. Çek lirik şairleri gelişmekte olan ülkelerde lirik şiiri kuracaklar…’’

 

 

Siz hala Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?
Hay aksi! Arkadaş biz bu kelimeyi öğreninceye kadar ülke ikiye bölündü ve Türk dilinin bu en hoş ve uzun kelimesi de tarihe karıştı. Çekoslavakyalılaştıramadıklarımız bu kadar emek verdikleri lirik şiirde de bir yere gelememişler. Hatta ülkeyi ikiye böldükleri için gelme ihtimalleri de kalmamıştır.

Oysa bizdeki durum takdire şayan bir aşamaya gelmiştir. Yıllarca felsefe yapmayan doğu toplumlarını eleştirmek için kötü örnek olarak gösterilen ülkemiz ve insanımız üzerindeki ölü toprağını atmış ve okumadan, düşünmeden, irdelemeden, tartışmadan iman gücüyle yazmanın yolunu bulmuştur. Çekoslavakya’nın henüz başaramadığını başarmış ve neredeyse dünya lirik şiir pazarı ele geçirilmiştir.  Bu alanda ülkemizde yaşanan bolluk ve bereket ürünlerimizin erken hasat ve ihracının yolunu açmıştır. Şu anda yapılan üretime mevcut yayınevleri cevap veremez olmuşlardır. Şiir kitabı yayınlayan otuz altı yayınevi her hafta sekiz şairi tanıtmakta ve kitabını basmaktadır. Yıllık rakamlar muazzam sayılara ulaşmıştır. Her ne kadar, şiir okurumuz şiir yazanımızdan az olsa da bu mühim bir mesele değildir. Dünya sosyolog ve psikologları organizasyonu bu durumu incelemek üzere altı komisyon kurmuş ve Türkiye örneğinde okumadan yazma hastalığını incelemişlerdir. Bu konuda yayınladıkları son raporda bizim üstün bir ırk olduğumuza karar vermişlerdir. Bu kapalı lirik şiir patlamasının bazı münafıkların iddia ettiği gibi ülkede konuşmanın yasaklanmasıyla ilgili olmadığı bu topraklarda adalet, eşitlik, özgürlük anlayışının bilinenden çok farklı olduğu da ayrıca belirtilmiştir. Ana ihracat kalemlerimiz arasında yer alan fındık ve şark tütününün yanı sıra ihracat listemize en tepeden giren lirik şairlerimiz ve şiirleri artık en önemli ihraç ürünlerimiz arasında sayılmaktadır.  pandeminin uzaması halinde mevcut üretime depoların yetmeyeceği ve yeni yapılacak millet bahçelerine, kullanılmayan şehir hasta hanelerine, derelere doldurduğumuz HES’lere ve dört emsalli kentsel dönüşüm projelerine behemehâl ihtiyaç olacağı kesinleşmiştir. Lirik şair ve şiir ihtisas gümrük ve limanları oluşturulmuştur. Günlük ihracat rakamları yirmi tonlara kadar ulaşmıştır. Kâğıt kıtlığı baş göstermiştir. Ülkede yeteri kadar ağaç kalmış olsa daha yüksek rakamlara dahi ulaşılabilecektir. Şu anda kırk sekiz Afrika, on sekiz Güney Amerika, altmış sekiz Avrasya coğrafyasında ülkedeki örgütlenme tamamlanmış ve bu ülkelerde lirik şiirini kalkındırma programı başlatılmıştır. Dünyanın bütün büyük şehirlerde mahalle birimleri kurulmaya başlanmıştır. Dünya halkları dönerden sonra ilk kez bir kültür ürünü, Lirik Türk şiiri için kuyruğa girmeye başlamışlardır. Bu Lirik Şiirimiz adına kıvanç verici bir gelişmedir. 30 Şubat ‘Lirik Şairler Günü’ olarak her yıl ülkemizde, KKTC’de ve dış temsilciliklerde coşkuyla kutlanmaya başlanmıştır. Ayrıca Unesco’ya başvuru yapılmış yakında, 30 Şubat tarihi bütün dünyada lirik şiir bayramı olarak ilan edilecektir. Hatta 2089 yılında Fransız Devrim sloganın ”eşitlik, özgürlük, adalet” yerine ‘Yaşasın Lirik Şiir’ diye değiştirilmesi düşünülmektedir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.