T.S.ELIOT- Mimari ve Şiirin Şüpheci Yapısı

T.S Eliot cesaretle kullanır kalemini; gördüklerine çağrışımları da ilave eder. Beklenti ve hayal kurma onun için olağan disiplinler aslında. Herkes kendi hayatından baksın; yürürken gördüklerin ve hayal ettiklerin birbirine neden bu kadar uzak?.. Umudu kıran vazgeçişler merdivenidir bu perspektif bence… Şüphe etmeden yaşamak imkansızdır… Sen ve ben figürleri kimlerdir aslında?

Zor nedir? Zor olanı sevmek ve yaşamak tercih olabilir mi? Zorun çözümü vardır diye mi imkansızlığı öteleyen bir renk katar düşünme disiplinine? Zorla imkansız arasındaki çizgide aşk, kapitalizm ve ölümün epistemolojik anlatımı da vardır. Zor, “arzu”nun barınabileceği bir düşünce sahası iken imkansız, eksik kalan bir fenomenolojidir. Şiirdeki zaman ölmeden önceki zamandır ve ölüme ölmeden önceki pencereden bakar. İmkansız, o çizgiden sonrasının renkli bir ipoteğidir. Nettir. Aşkla benzerliğinin olduğu tek yani ise aşkta da iki ayrı yüz taşıyan bir “ben” fenomenolojisidir. Gelişim içindeki “ben” ve tanıştıktan sonra kayboluşlarını da saklamadığın “ben”. Hayranlığın beslediği “arzu” zeminindeki “aşk” çizgisi hayalden gerçeğe döndüğünde tanışıklığa varır ve şiirin dışına çıkar. T.S Eliot bir tarafa aşk ve şiiri, diğer tarafa bir metronom koyar, zamanı sorgulamak için: suje, bilinmeyen ve aranana şüpheyle bakış…

T. S. Eliot Eserleri | idefix

Şiirin mimariyle iç içe olma doğallığı sadece sorular sorarak varılan arayış olmasından değil, aynı zamanda sentezleyip “yeniden” denen varışlardandı. Eliot hayatı ölçerek yaşardı ve bu da çoğu şeye mesafeli olmasını gerektirirdi. Ölçmek olayları bir çeşit sancıyla ele almak demekti. Bu da onun kitabın görünüşünü de fazlasıyla düşünmesine neden oluyordu. O çok iyi bir yayıncıydı aynı zamanda; dizayn ve hayal etme hastalığı onu hayata bağlayan şeylerdi. Dansın onda yarattığı iç dünya yaratıcılığını da geliştirmişti. Dante’yi, Dickens’i ve Shakespeare’i çok severdi ve her okuduğunda farklı şeyler ortaya çıkarırdı. Farklı olanı bulmak istemesi onun zamanla başa çıkmasını engelliyordu. Günde sağlıklı olarak üç saat şiir üzerinde çalışabileceğini keşfetmişti. Geriye kalan zamanda yaratıcı düşünce sahasına hitap edecek şeylerin içinde olmayı, başka şeylerin dışında olmayı seçiyordu. Çalışmak ve dinlenmek için seçimler yaparken tasarım konusuna takıntıları vardı. Farklı olmalıydı. Takip ettiği mimarlar vardı. Farklılığı kovalayan mimarlar… Şiirin kelimeleri içine hapseden koca bir bina olmaması ama sınırsız bir orman olması hayali mürekkebine güç veriyordu… Yürürken binalara bakıyorum da elimde cetvelle düzeltecek ne çok şey var. Mürekkebin dibine dalmak ve eksik olan her şeyi yazmak istiyorum… Şiiri inşa ederken taşıdığım her şey bir mimarın zihniyle aynı yerde kayboluyor. Felsefe kitaplarıyla gezen bir mimar tanıyorum; her bir odaya ve geçişlere soru işaretleri koymak istiyor. Her bakışta yeniden çözülmesi gereken sorular…

…balkonda ağaçları izleyerek yemek yemek insan sesleriyle karanlığa boğulan düşlerimiz.. ağaçların sessizliğinde uyanacak: aşk şarkıları aşk şarkıları ile uyanmak ve belki de o şarkıyı hayatında aşkı yaşamamış bir gitarist çalıyor. zamanı ellerimle kazmak istiyorum; birkaç çiçek ekmek, bulutlarla buluşmalarını izlemek…

 

Gencer Aytüre / Şiir Fakültesi

One thought on “T.S.ELIOT- Mimari ve Şiirin Şüpheci Yapısı/ Şiir Fakültesi/ Gencer Aytüre

  1. Sema Arslan dedi ki:

    Unutmam dediğim ne çok şeyi unutmuşum.Bildiklerim benden uzaklaşıyor. Yoksa ben mi bildiklerimden? Sanırım yazınızı birkaç kez daha okuyacağım. Teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir