ŞİİR FAKÜLTESİ’NE GİRİŞ

Işığın cesaret sınavıdır renkler ve kaotik bir varoluşçu gölgelenmedir gölgelerin seçtiği taraf. Karanlığın kullanımı, masum bir nüfuz etme halidir. Kelimeler bu izdüşümde doğru dereceyi bulmaktır – bulamamaktır belki de. Işığın “algıda göçebelik” halidir şiirin kağıda düşme anı. İmgeler inorganik bir şeylerden kaçış reçetesi gibi biraz. Klostrofobik bir seyyahın Aristocu ardışıklığından çıkışa varmak isteyişi, aşkın bir biçimde çözülmesi…

Modern dünyanın bütün kötülüklerinden sıyrılmak istemek kötü müdür? Elbette herkesin kendi Rönesansı olmalıdır. Elbette herkesin kendi yalnızlığı yine de.

Empedokles’in işaret ettiği “özgün bir soyağacı inşaa etmeli insan” ve zaman her an poz veren bir düşme halidir bazen.

Şiire soyunuyoruz bu yüzden, şiire alan açıyoruz bu yüzden: analojik uçurumlar kenarında kendi yalnızlığımızı inşaa etmekteyiz. Şiir: rasyonel kelimeler.

Bu zeminde güzel bir his gözlerini yeniden açmak bir bakıma. Bir şiir de ekleyerek…

inter partes …

toparlanan öteki uçtaki kayboluşlar kuşlar göğün asıl eşiğinde kuşlar rüzgarı parçalıyor durup dururken derisinden soyuluyor akşamlar derisinden soyuluyor denizler çekirdek: mevsim sonu bir yolculuk

dönüp duruyoruz dakikaların tesbihinde inanılır gibi değil…

Gencer Aytüre

2 thoughts on “ŞİİR FAKÜLTESİ’NE GİRİŞ/ Gencer Aytüre

  1. Alev Turanlı dedi ki:

    Muhteşem bir yazı ellerinize beyninize sağlık… şiiri o kadar seviyorum ki bence edebiyatın caz müziği heyecanla bekliyorum sizi en birinci takipçiniz olacağım

  2. Melek Koç dedi ki:

    Bu giriş yazınızdan anladığım, felsefeyle yoğrulmuş şiirler okuyacağımız olduğu. Duyguların düşüncelerle sentezinden doğan şiirleri bekliyorum. Hoş geldiniz, iyi ki geldiniz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir