KÜÇÜK İSKENDER, RIMBAUD VE ŞİİRİN YASI

Gazeteye yazıyı yetiştirmem lazım; dersten çıkıp yolda yürürken sayfayı kontrol ediyorum. Tam bu sırada telefon çalıyor: Küçük İskender arıyor. “Kaldırımda gürültü patırtı var, konuşamayız. Eve gidince ararım.” diye düşünürken açıyorum telefonu. Gülerek konuşmaya çalışıyorum; “okudum şiiri de, yazıyı da” diye başlıyorum söze. “Gazeteyi gönderdin mi Bodrum’a?” diye soruyor o sırada. “Gönderdim, gönderdim,” diyerek başlayan görüşmede ilk merak edilenler soruluyor. Onunla, benim bir İngiliz ressam dostumun tabloları üzerine şiirler yazma oyunumuz vardı. Absürt yorumlar ve uzun uzun cümlelerle sırayla konuşurduk her tabloyu. Son tabloda koşan bir adam vardı. ” Ölüme koşuyor” demişti…

Rimbaud’yu çok konuşurduk. Hatta zamanda yolculuk yapıp alınan kararları değiştirip, “neler olurdu?” diye varsayımlarda bulunurduk. “Cesaret” diye açıklamaya çalıştığımız konularda “kudret” kelimesi üzerinde durdu epeyce. Şaşırmıştım. Kudret ne demek ki? Hangi dilde ne anlama gelir ve sandığım gibi uzak bir kahramanlık terimi mi? İçkinlik ve aşkınlık konularını uzun uzun konuşurken vardığımız yerlerden birine çıkmıştı sonunda. Ulus Baker’in Deleuze ve Spinoza anlatımlarında kayıp alanlar dediğimiz bazı yerlere benzetiyorum “kudret” kelimesini kovalayışımızı. Bizim kabul etmediğimiz ama sokakta karşımıza çıkan, içimize giren her şey gibi bir şey bu da. Sadece büyük bir soru işareti. Bir de her soru işareti bir cevaba kapı aralar mı ki?

Bodrum’daki arkadaşlarımla görüşüyorum İskender’le konuştuktan sonra. Maça gittiğimiz gün yanımıza gelen bir genç vardı; bir defter vermişti İskender’e. Defter arkadaşın restoranında kaybolmuştu. Defteri sordum. Bulamadıklarını söyledi. İskender tekrar tekrar sordu daha sonra. Sonuçta defter bulunamadı. Eskişehir’den Bodrum’a bir kargo gönderdim; birkaç kitap ve gazete vardı içinde. Yazıda onu Rimbaud’ya benzetmiştim. “Çok hoşuma gitti ya bu yazı” dedi. “Şu defteri de bulamadık.” diye ekledi tekrar. Genç de ısrarla gelip aramadı nezaketen sanırım. Sonuçta defter bilinmez bir yerde şimdi. Çöpe de gitmiş olabilir, biri bulmuş da olabilir. Belki de yüzlerce kişi şiir gönderirdi ona ama bu defter başka bir konu olmuştu. Hep aklıma gelir. Hani gece olunca balkona çıkıp uzaklara bakıp görmek istediğin bir şey vardır ya boşlukta; onun gibi bir hüzün bıraktı içimde. Şiirin kudreti elimizden tutacaktır.

Sevgi ile. Hep.

Şiir Fakültesi / Gencer Aytüre

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir