Dostlar, Arkadaşlar

En azından umut için doğruları seçmeliyiz!
En güzel haftayı sınava girecek gençlere diliyorum.
Annesi saçını okşadı. Allah zihin açıklığı versin, dedi. O, terden kayan gözlüğünü düzeltti; dönüp hayatının sınavına çıktığı merdivenlerden bir kez daha babasına baktı. Onunla göz göze gelmeye çalıştı. Nafile! Gözlerini yakalayamadı. Babasının başı son zamanlarda olduğu gibi yine öne eğikti. Uzun zamandır işsizdi. Eve ekmeği on dördünde imam hatipten ayrılınca kaportacıya çırak verilen abisi getiriyordu. Annesi temizliğe gidiyordu. YKS sınavının parasını güçlükle denkleştirmişlerdi. Sanki o değil bütün aile sınava giriyordu. Daha on yedi yaşında sırtına annesi, babası, kendisi, ülkesi yüklenmişti. Kurslara gidememişti; tek gözlü kondu da elinden geldiği kadar çalışmıştı. Mühendisliği kazanırsa, okulunu bitirirse, iş bulabilirse anasına, babasına o bakacaktı. Son basamakta bir kez daha döndü, babasına baktı. Çalışmaktan değil de işi olmadığından, ailesine bakamamaktan omuzları daha kırkında yere düşmüş adamın gözünde bir cesaret, bir umut aradı. Yoktu. Babası sadece işini değil umudunu dahi kaybetmişti. Babası sınavı geçememişti. Kaderini belirleyecek doğruları, yöneticileri seçememişti. Hep yanlış şıkları işaretlemişti. Cehalete mahkûm edilmiş, aldatılmış, bir köşeye atılmıştı. Ne köyde ne şehirde yeri yoktu. Adam sayılmadığı bu düzende cami avlusuna terk edilmiş, yapayalnız hissediyordu.
O babasının durumuna düşmemeliydi. O sınavı geçmeliydi. Buna mecburdu. Yirmi yıl sonra çocuklarının yüzüne bakabilmek için doğruları seçmeliydi. Kararlı bir şekilde koşarak sınav salonuna girdi…
Kadıköy, Corona Günlükleri C.S. 4.ay/2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.