Arife Kalender Şiirinin Fenomenolojisi ve Estetiği


…sokaklarda yürüyorum; bildiğim sokaklarda, okuduğum birkaç kitabı düşünüyorum…

Bu sistematik bir adımlama bence. Şehri isteyerek adımlıyorum, kaybolmak hissi de içimde. Rimbaud’yu düşünüyorum. Estetiğin felsefe ile bağını kelime kelime, sokak sokak taşıyorum içimde. Bana birçok şair biraz dogmatik gelir. Aklın zorlandığı yere sığınmak olmamalı sanki. Kendine de hesap sormak bu: “Ben bir başkasıdır.”

Arife Kalender Eskişehir’e geliyor. İlk tanışmamız. Bence hüznü taşıyor sesinde. Sesinde derin bir çocukluk seziyorum. Sesinde şiirlerinin yazılmadan önce yaşanmış şiirler olduğunu görüyorum. Ampiristlerin vardıkça büyümek dediği yerleri distopya izdüşümünde ağlayarak yazmış bir şairle konuşuyorum. Sizce ağaçların izlediği bir felsefe var mıdır? Hangi akılda veya zihinde inşa ediliyor şiirler? Aslında zihinde zaten olan aşkınsan bir yeti de olabilir şiir, akılda varılan giysiler de olabilir. Arife Kalender, örneğin, zamandan hesap sorarken sınırsız düşünüyor. Bu cesaretin en üst seviyesi bence. “Bilmek” olgusunu bir varış olarak görüyorsak, onun kelimelerini tasarımsal bir kotarma olarak görebiliriz. Karışık gelmemeli bunlar ki nefes alamayan insan olamayacağı gibi nefes alamayan şiir de olmaz. Şiirin nefes alışı mürekkebin, şairin düşlem elçisine teslim oluşudur. Akılda gelinen bir yer yani. Sentez diyebiliriz. Radikal bir yaşam biçimidir şiir. Akılda inşa ettiği şehirleri cesurca koruyan bir mühendis. Suyun dinginliğinde irkilmiş bir diyalektik içinde yokuşlara rağmen akan bir nehir görüyorum Arife Kalender şiirinde.

Doymak, inanmak , ütopyaları sahiplenmek ve yaşanmışlıkları evrensel bir yargıyla manifestoya dönüştürmek. Analitik bir adımda gördüklerim böyle Arife Kalender şiirinde. O, tasarım ve estetiğin en doğru bulutlarındandır. Çok özeldir.

Gencer Aytüre

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir