Ahmet Telli, Kuşların Götürdüğü ve Bir Özgürlük Pasaportu Olarak Şiir

Ahmet Telli - Biyografya

Gidene yine de son kez sormayı da şiire ekleyen şair, Ahmet Telli. “Varacağı yeri de ‘biz’ olarak yaşar” diye bilir içinde. Gitmek  aslında kendine varmak, kendindekileri bir krizmadan geçirmek ve gökyüzünün şahitliğinde bir katarsistir Ahmet Telli’de. Yırtıp atmak tüm şiirleri ve yeniden başlamak yeni güne, yeni günlere…

Yağmuru dinliyorum, yanıma bir kedi yaklaşıyor. Apartmanın kapısı açık kalmış, oradan çıkmış olmalı yine. Üst kattaki öğretmenin kedisi bu. Yanıma geldiğinde yiyecek bir şeyler vermeme rağmen yememesi, onun pragmatik bir içgüdüyle yanıma gelmediğini düşündürtüyor bana. Kendini de çok sevdirmiyor. Tüketmiyor dostluğumuzu belki de kendince. Oysa ben ona dokunmak istiyorum…

Şiir birinde ya da bir yerde çok fazla olma isteği değildir. Şiir ‘olmak’ sorunsalında insana ait felsefi bir algoritma içinde devrimci bir iz düşümle her şeyi temize çekme cesaretidir. Öyledir diyorum; çünkü evrensel bir dil olarak şiir, dinginliğe alışmış bir coğrafyadır. Ahmet Telli hafızasında insanın Brecht’in Köpekbalıkları makalesinde dediği faşizme karşı nefes nefese kalma, koşma ve uyanma halidir. Şiirin aşkı sahiplenme huyu yoktur oysa Ahmet Telli’de. Aşk en çok ‘mesafe’ ve ‘zaman’ın momentumunda analojik bir çıkarım, belki bir ‘yığılma’ dan kaçan ‘uzak’ olma halidir de. Onun mürekkebinde deniz metaforunu bir ev imgesi içinde yaşarız. Deniz, kuşların ütopyasıdır. Bir çıkarı olmadan üzerinden uçma mesafesini korumak ve göğün aynasında kanatlarıyla o krizmayı gerçekleştirmek… Gökyüzü ve denizin analojik düş yolculuğu: suje.

Ahmet Telli şiirinde “tembih” yoktur bence. Dua değildir şiir onda. Beklemenin keyfini çıkarmak ve onu öyle de yaşamak söz konusudur. Evrensel bir denklemde kendi kromozom sayılarını kendi belirleyen bir varoluş…

Gençlerin ‘özgürlük pasaportu’dur şiir Ahmet Telli yolculuğunda. Özgürlük de yalnızlığı bir karar olarak bilen ve yaşayan için erdemdir. Yalnızlık kendini biriktirmektir…

Ahmet Telli ısrarla yürüyor, ısrarla ıslanıyor yağmurlarda; kendine varmak istemekle birlikte şiirlerinde diyor ki: insan en çok kendine uzak…

Arzu ve bilgi fenomenolojisinin aşkınsal bir dinginliği var şiirlerinde. Distopyaya parmak sallarken diyalektik natüralizmde sokak çocuklarına ve sokak kedileri ile yürümek var. Sessizliği doğru seslerle bozmak ve doğanın kendi retoriğini ağır ağır yaşamak var Ahmet Telli şiirlerinde. İyi ki var. Olsun. Hep.

Gencer Aytüre

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir