Dostlar Arkadaşlar

Biraz önce sokağa çıktım. Dünden beri yoğurt yok. Tasaları evde bıraktım. Sokak zaten kaygılı. Normalden hızlı yürüyorum. Maske kayıyor, gözlük buğulanıyor. Görüntüler korkutucu. Yoğurt yemesem sanki ölürüm. Karşıdan gelen kız yalpaladıktan sonra karar verdi; diğer kaldırıma geçti. Rahatladım. Yüzüne bakmıyorum. Korkutmak istemem kimseleri; Zigana dağlarının rampalarında göz göze gelip ters yönden birbirini geçen kamyonlar gibiyiz. Yüzler kararmış. Ölü bakışlı zombiler etrafımı sarmış. Burnumda haftalardır gitmeyen bir hasta kokusu. Hava on gündür kapalıydı. Bugün güneş var. Sanki nükleer kıştan çıkıyorum. Safranbolu’ dan zeytinli ekmek alıyorum. Tezgahtar dilimleyim mi diyor. Konuşmaktan çekinip başımla evet diyorum. Sonra dilimleri nasıl dezenfekte edeceğimi düşünüp, kızcağıza hayır diye bağırıyorum. Tezgahtarın elleri titriyor, torbaya ekmekleri bir türlü koyamıyor. Temassız ödemeden sonra elime fişi veren kasiyere kötü kötü bakıp fişi tezgâha atıyorum. Sanki biraz önce birisi arkamdan geçerken sırtıma değdi. Davranışlarım tuhaflaştı. Kendimi kontrol edemiyorum. Sosyal mesafe ile fiziki mesafeyi karıştıran ve yanlış kullananlara gıcık oluyorum. Fiziki mesafeye dikkat etmeyen herkesle kavga edebilirim. Aceleyle çıkıyorum. En iyisi eve koşarak gidip banyoya girmek. Virüslü bakışları yıkamak. Yoksa paranoyadan çıldıracağım!

Kadıköy, Corona Günlükleri, C:S. 2. Ay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.