Dostlar, Arkadaşlar, Romalılar

Maalesef, uzun zamandır çocuk görmüyorum, henüz bu gezegende doğmamışlar!

Biraz önce havalandırmak için pencereyi açtım. Dışarıda tuhaf bir koku var. Uyumaya çalışıyorum. O koku burnumdan gitmiyor. Saat 12. Gece çoktan hükmünü sürmeye başladı. Karanlıkla beraber yağmur da başladı. Şehir artık ağlıyor, çaresiz. Umudum göğün gözyaşları. Şehirde bu gece zor olacak. Zaten son iki aydır her gece bir öncekinden daha zor oluyor. Corona pozitifleri, yoğun bakımdakileri, entübeleri ve fedakâr sağlık çalışanlarını düşünüyorum. Üzülüyorum ve o an o kokuyu yine duyuyorum. Sanki beynime işlemiş. Hastane kokusu. İlaç kokusu. Gözlerimi kapatıyorum, o kokuyu duymamaya çalışıyorum. Bir dalsam bir uyusam ve her şey bir rüyaymış diyerek uyansam, keşke.
Eğer sabah güneş açarsa şu anda ki en büyük hayalim balkonda kahvaltı yapmak. Rüyalarıma saldıran Covid 19 ya da yağmur yüzünden hayallerim de küçüldü, çekti. Aşiyan Çınaraltı’nda kahvaltı artık çok uzak bir ihtimal. Sanki Tevfik Fikret’le buluşmak kadar hayal. Ne acı, Adalar ve Boğaz eski öyküler kadar geride kaldı. Hayatta kalmak ve Corona’ya yakalanmamak için duyulan kaygı tüm insanları ele geçirmiş. Korku anılarımızı silmiş. Boğaz, Adalar, Şirketi Hayriye Vapurları sis virüsü sebebiyle denizde kaybolmuş. Sanki Abasıyanık ve Taner öykülerinde bize o güzellikleri anlatırlarmış da canlı görmek bu dünyada bize hiç kısmet olamamış gibi. Önceden gittiğim hoşça vakit geçirdiğim yerleri hiç gitmemiş ya da paralel başka bir evrene taşınmış gibi hatırlayamıyorum. Burada, yani yeni normal denen gezegende: Her şey artık yabancı, sokaklar boş, öldürmek için Covid’in seçmediği yaşlılar evlere hapsedilmiş, dükkanların çoğu kapalı. Gülme sesi yok. Eğlenmek, neşelenmek ayıp sayılıyor. Camilerde her gece okunan salalarla sanki mahalledeki herkesle birlikte ben de ölmeden mezara konmuş gibi hissediyorum. Eve kapanma, kendini ve en yakınını koruma iç güdüsü diğerlerini düşman belletiyor. Sadece yemek, uyumak ve otoriteden gelen emirleri bekleme ve yerine getirme görevleri almış gibiyiz. Gelecekle ilgili belirsizlikler düş kurmaya izin dahi vermiyor. Gezegenin diğer şehirlerine gitmek ve bulunduğun şehirden ayrılmakta yasak.
Geldiğimiz duruma buralarda yeni normal diyorlar. Anormal olanı geri verin. Ben eski dünyayı istiyorum. İnsanlar hep beraber sokağa çıksınlar. İşe gitsinler. Trafik yüzünden kavga etsinler. Birbirlerine küfretsinler. Kahkaha atsınlar. Dans etsinler. Öğrenciler servisle okullarına gitsinler. Boğaz sahillerinde sevgililer öpüşsün. Deniz kenarları, parklar özgür olsunlar, köpeklerimiz yanımızda eski neşeleriyle koştursun. Boşaltılmış çocuk bahçeleri çocuk sesleri ile çınlasın.
Meğer ne güzelmiş ne de kolaymış yaşamak…

Kadıköy, Corana Günlükleri 2. Ay

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir