Günaydın Dostlar Arkadaşlar

 

Dün geceden beri bir uğultu bir fırtına teslim aldı, buraları. Bomboş sokaklar. Park kimsesiz. Üniversite gençsiz sanki bir ayda yaşlanmış. Ağaçlar rüzgâra rağmen sessiz, üzgün. İnsansız bir Kadıköy. Canı çekilmiş. Gönülsüz uçan birkaç kuş. Dere boyu uçan martılar iştahsız. Rüzgâr uğulduyor. Şehir suç işlemişçesine kafası eğik, suskun. Her daim araç dolu E5 ve köprü girişi arabasızlıktan şaşkın.  Günlerdir güneş yok, tedirginlikten saklandı başka evrene. Diğer yıldızlar da korktular bu gazaptan. Çamlıca uzaktan seyrediyor ürkütücü Tarrnatore sahnesini. Hesabı kim ödeyecek? Doğa hesap soruyor. Fatura kesiyor.
Hangi yıl hangi mevsim bu önümüze yıkılan. Günler, aylar birbirine girdi, arap saçı gibi karıştı. Bu şaşanın sonu böyle mi gelecekti? Kim aldı neşeyi, gülmeyi. Kimdir sorumlusu bu başrolsüz filmin. Yönetmen ve başrol oyuncuları nereye kaçtı. Söylemişlerdi: Sevgisizlik, aç gözlülük ve hırs öldürecekti insanı en sonunda. Kısaltıp şimdi Corona diyoruz adına. Vicdan sahneden inince o çıktı sahneye.
Şimdi ne yapacağız. Nasıl çıkacağız virüs cenderesinden, esaretinden. Mağaralara saklanmak çare mi? Kaçalım da nereye? Elde tek dünya, tek şans; kalmış bir atımlık barut. Üç yol var önümüzde: Ya oyundan çıkalım ya teslim olalım ya da vicdanı yeniden bulalım…

Kadıköy, Corona Günlükleri, C.S. 1. Ay

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.