Günaydın dostlar, arkadaşlar

 

Sosyal Medya ve İnsan

Son on yılda yaşamlar ve insanlığımız sanal da ölçülür oldu. Kendimizi, sözde kontrol edebildiğimiz bu ortamlarda, diğerleri ile karşılaştırarak tanımlıyoruz. İnsan zaten gerçeklerden kopuk yaşayan bir canlı türü, hayallere yakın yaşamayı seviyor; şimdi gerçek liginde daha alt kümelere düştük. Tamamen kendi kurguladığımız oyunda sahnede gözükmek istediğimiz halin rolünü yazan ve oynayan ‘Medya Sapienslere’ dönüştük. Şükürler olsun aşağı doğru evirilerek, gerçekleri pas geçip gerçek altı dünyaya ulaştık!

FB/ instagramm/ twitter ve diğer sosyalleştiğimizi sandığımız tuzaklar da bizi kolaylıkla avladı. Aptal kutusu diye eleştirdiğimiz televizyonu sözde dışladık; onun yerine de seninbenimtüp’de (You-tube) kendi televizyonumuzu kurduk. Hepimizin resim, video ve sözleri dönüyor kendi kendine, kendimize. Gruplarımız, bloklarımız, hikayelerimiz, sanal sevgililerimiz ve gittikçe sanallaşan bir sevgimiz var.  Ne kadar beğeni (like) ne kadar yorum aldığımızın peşine düştük. Hatta başkalarının aldıkları beğenileri sayıyoruz. Ne muhteşem: Hepimiz sanalda en doğru, en güzel, en başarılı, en mutlu olduk!

Peki yetti mi bu bize? Ne gezer! Sanal da dış dünyaya yaptığımız bu yolculuk bizi mutlu edemiyor hatta bir süre sonra daha kaygılı, üzüntülü, kızgın ve mutsuz ediyor. Rezil olduğumuzla kalıyoruz. Daha güzel, daha mutlu, daha en olanlar ve her yere yetişen ve de büyük kısmıyla yüz yüze bile tanışmadığımız sanal arkadaş rakipler: Bizi eksik bırakıyor. Bizim yeteri kadar dolu yaşayamayan, yaşamı kaçıran kişiler olarak hissetmemize sebep oluyorlar. Trend belirleyen kişileri takip ediyoruz ama yeteri kadar trendy yerlere gidip trendy işler yapamadığımız için bir türlü trend topic olamıyoruz!

Vah ki vah! Ne yaman çelişkiler ne büyük kayıplar bizi her gün mutsuz eden incir çekirdekleri!
Rakipler, dış görünüm, algımız ve dış dünya ile bu kadar meşgulken küçük bir şeyi kaçırdık aslında resmen unuttuk: Kendimizi ve içimizi! Mutluluğun ne başka yerde ne de başkasında, orada-burada değil kendi içimizde saklandığını… Ve o çocuk yalnız kaldığı anda bizim de mutsuz ve yalnız hissedeceğimiz gerçeğini…
Haydi!  Bugün tutun onun elinden, ona istediklerini sorun, bir pamuk şeker alın, el ele en yakın parka gidin…

Kadıköy Corona Günlükleri C.S.  1. Ay

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.